Kutsal Ekonomi; Geçiş Çağında Para, Hediye ve Toplum

0
9781623175764-tr-300

“Diyelim ki şirin bir tarladan bir kasa dolusu çilek topladınız. Harika görünseler de neticede çilek bu, bekledikçe bozulur, çürür. Bu çilekleri ne yaparsınız? Yiyebileceğiniz kadarını yiyip kalanının çürümesini mi beklersiniz, yoksa onları başkalarıyla mı paylaşırsınız? İkinci seçeneğe daha yakın olduğunuza eminiz.

Aynı koşulu yeryüzündeki tüm paralara uyarlayalım. 1.000 liranız var. Ama bekledikçe bozuluyor, çürüyor. Öbür aya 900 lira oluyor. Bu biraz tanıdık gelebilir, ama unutmayın: Artık herkesin parası böyle. Paranızı stabil bir kura çevirip değerini koruma imkanınız kalmadı. Bu durumda ne yaparsınız? İhtiyacınız kadarını harcayıp kalanının gitgide erimesini mi beklersiniz, yoksa onu da, tıpkı çilekleriniz gibi, başkalarıyla mı paylaşırsınız? 

“Yazar Charles Eisenstein’ın arzuladığı dünya, işte böyle bir dünya. Paranın doğası gereği herkesin “elinin kiri” olduğu, cömertliğin, armağanın dünyası. Kutsal Ekonomi’de öngörülen hedef, ekonomiyi dünyeviliğinden kurtarıp ona kutsal bir kimlik kazandırmak. Emekten içme suyuna, yavru kedilerden evde yaptığınız bir fıstık ezmesine kadar her şeyin kaçınılmaz bir şekilde parayla alınıp satıldığı bir dünyada yaşamayı istiyor muyuz gerçekten?
Para, bir kasa çileğin aksine kenarda durdukça değerlenen bir şey oldukça aksi pek mümkün görünmüyor. Yalnızca bir değiş tokuş aracı olarak hayatımıza giren bu kullanışlı araç, bugün geldiğimiz noktada toplulukların ve manevi bağların altını oyan; yabancılaşma, rekabet, bencillik ve kıtlıktan başka bir şey vadetmeyen bir hastalığa dönüştü. Sermayenin domuz kumbarası her geçen gün şişerken, birikimi olmayanlar sürekli olarak daha çok çabalamak, dünden daha fazla kazanmak zorunda. Kutsal Ekonomi, hırıltılı soluğunu gitgide artan bir şiddetle ensemizde hissettiğimiz modern ekonomik sistemin krizi için herkese hitap eden, hassas, anlaşılır ve en önemlisi insancıl bir çıkış kapısı.”

Daha Güzel Bir Dünya

Daha güzel bir dünya mümkün mü? Birçoğumuz bunun hayalini kuruyoruz ve Charles Eisenstein’ın son kitabı Sacred Economics, bunun mümkün ve hatta olası olduğunu gösteriyor. Faiz oranına dayalı ve büyümeye bağımlı bu ekonomide muhtemel, çünkü bir zamanlar ortak olanın çoğunu özelleştirdiğimiz, parasallaştırdığımız ve yok ettiğimiz için, büyüme seçeneklerimiz tükeniyor.

Charles Eisenstein

 İnsanlık şimdi böyle bir büyümeye devam etmek için ya ekonomik dönüşümü veya savaş ve baskı yoluyla yıkım ve kaynak hırsızlığını sürdürmeyi seçmelidir. 

Dünya çapında birçok insanın ikincisini kınamak için ayağa kalktığını görüyoruz. İnsanların diğer bir kısmı  hatta büyük çoğunluk stresli, şaşkın ve çözüm için nereye başvuracağını bilmiyor.

Bu çok okunabilir kitap, hem mevcut sistemin yükünden muzdarip birçok kişiye sözcü olmayı hem de onu dönüştürmek için ayrıntılı bir ilham kaynağı olmayı başarıyor.
Kutsal Ekonomi , birçok hareketin temelinde bulunan “en iyiye ulaşma” düşüncesini kullanarak, yerelden küresele bir ekonomik sistemin nasıl tasarlanacağına dair her şeyden önce pratik bir rehber olarak öne çıkıyor: Geçiş Kentleri, Permakültür ve çeşitli uluslararası ortaklıklar hareketi olarak adlandırılabilecek şey. Hedef, Eisenstein’ın aşağıdaki özellikleri taşıyacağını varsaydığı, her şeyi geri kazanan bir ekonomi anlayışıdır…Ki bu anlayış:

• Ekosistemin ihlali değil onun bir parçası ve uzantısı olacaktır.
• Yerel ekonomileri destekleyecek ve toplumu canlandıracaktır.
• Sıfır büyüme ile tutarlı olacak, ancak benzersiz insana sunulan armağanlarımızın(hava, su, toprak, bitki, hayvan)sürekli gelişimini teşvik edecektir.
• Servetin adil dağılımını teşvik edecektir.
• Siyasi eşitlikçilik ve insan gücü ile uyumlu olacak ve daha merkezi bir kontrole neden olmayacak.
• Kaybedilen doğal, sosyal, kültürel ve manevi sermaye alanlarını restore edecek.

Bu kitap, ekonomik açıdan en olumsuz olanı (kendimi bu kategoride saydım) mali olasılığın hayranı haline getirebilir, çünkü Eisenstein yeni bir küresel hikayenin gücünün ortaya çıktığını görüyor ve bunu iyi anlatabiliyor. 

Onun sözleriyle, aradığımız ‘kutsal dönüşüm’, “her zaman var olan gerçek” için tasarım yapmayı öğrendiğimizde elde edilebilir. Bu, her şeyin birliğinin veya birbiri ile bağlantılı oluşunun gerçeğidir ve buradaki temel duygu, kendinden daha büyük ama aynı zamanda kendisi olan(kendinden bir parça olan)  bir şeye katılma duygusudur. Ekolojide bu, “karşılıklı bağımlılık” ilkesidir.
Eisenstein, her şeyin kazanıldığı bir ekonomi yaratmaya yönelik mantıklı adımlar atarken bu ilkeyi ustaca kullanıyor. Yenilikçilik, girişimcilik ve paylaşımda en iyiyi teşvik ederken, toplum ve doğa pahasına azınlığın yararına olan dışsallıkları ortadan kaldırırıp politika mekanizmaları ve bireysel eylemler için fikirler sunuyor. Yani, herkesin açgözlülüğünü değil, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için kontrollü olmayı ve dengelerin kurumsallaştırılması çağrısında bulunuyor.

Önerdiği yönlerden bazılarına genel bir bakış:

1. Faiz oranlarının ortadan kaldırılması ve bankalar tarafından istiflemeyi ortadan kaldırmak, para dolaşımını sürdürmek ve risksiz tefecilik avantajını sona erdirmek için rezervler üzerinde negatif faiz yaratılması (yani, başkalarına ve doğaya rağmen , sırf parası var diye artık para kazanmanın olmadığı) Negatif faiz oranlarının veya demurajın, eğer demuraj oranları çok yüksek olsaydı, kalan doğal kaynakların (örneğin, ormanlar, balıkçılık, tatlı su, vb.) tahribatını artırabileceğini kabul ediyor . (Çünkü insanlar, satın alma gücü kaybını önlemek için kaynakları daha hızlı alıp satarak heba edebilir.) Artış-çöküş döngülerinden kaçınmak için oranları sıfıra yakın tutmayı ve bunu denetlemek için özel olmayan işbirliği yapan kurumları kullanmayı tavsiye ediyor.

2. Elektromanyetik spektrum, maden hakları ve arazi sahipleri gibi özel çıkarlar tarafından kontrol edilen müşterekler üzerindeki haksız kazançların ortadan kaldırılmasını öneriyor. Çünkü bunlar tam anlamıyla hepimize aittir ve bunların tükenmesi ancak ortak anlaşmayla ve ortak yarar için gerçekleşmelidir. Müştereklere ait olan her şey, koruma noktasında güçlü bir ekonomik teşvik yaratmak için ücretlere veya vergilere tabi olmalıdır. 

3. Sosyal ve çevresel maliyetlerin içselleştirilmesi, para biriminin bir Dünya kaynakları sepeti ve atıkları emme kapasitesi ile desteklenmesiyle sağlanabilir. Kaynak kullanımı için sınırlar ve kurallar belirlemek, ekonomiyi ekoloji ile hizalamak ve girişimci inovasyonu gezegenin hizmetine dönüştürmek için yeni kurumsal düzenlemeler öneriyor.

4. Sosyal temettü (ortak kar payı), atalarımızın ve doğanın armağanlarının ve mümkün kıldığı teknolojik ilerlemelerin, tüm insanlığın hissedarı olduğu geniş bir zenginlik ve yenilik deposu olduğunu kabul ediyor. Sosyal temettü, tüm vatandaşlara müştereklerin ekonomik rantını, kirlilik vergilerini ve benzerlerini ödemek daha adil olduğu için, hayatın ihtiyaçlarını karşılayacak çıplak miktar olacaktır. Bu ise tüm insanlığın haysiyetini sağlayacak ve insan yaratıcılığını serbest bırakacaktır.

Eisenstein açıkça, geçmişteki ve şimdiki ekonomistlerden ve sosyal düşünürlerden zengin bir yaratıcılık gövdesinden geldiğini söylüyor. Böylece daha güzel bir dünya arayışını sürdürmek ve yazarken yararlandığı başkalarının armağanlarını onurlandırmak için bu kitabı hem internette hem de kitapçılarda ücretsiz olarak satışa sunuyor.

Kutsal Ekonomi okuyanlardan bu hediyenin kendileri için ne kadar değerli olabileceğini düşünmelerini ve eğer faydalı görürlerse ona teşekkür etmelerini veya peşin ödemelerini istiyor.

Benim için ise bu inceleme, ileriye doğru ödeme yapma yolum.

Kutsal Ekonomi: Geçiş Çağında Para, Hediye ve Toplum
Charles Eisenstein, Evolver Editions, 2012 Türkçesi:post-truthdergi

_________________________________

*Mary Beth Steisslinger 

Urban Ecology Collaborative Atlantik ortası işbirlikçi paylaşım modelleri ve sağlıklı, güvenli ve canlı şehirler yaratmaya yönelik finansmana sahip bir ekolojik restorasyon ve sistem biyoloğudur. Sürdürülebilir Sistemler alanında Yüksek Lisans derecesi ve sanat ve sosyal adalet alanında bir geçmişe sahip olan Mary Beth, yaratıcı sistemik değişim ve sürdürülebilirliğe odaklanan yerel, ulusal ve uluslararası projelerde yer almaktadır. Doğal kaynak yönetiminde çalışmakta ve kentsel sosyal ve ekolojik sürdürülebilirlik yaratma konusunda çalıştaylar ve interaktif tartışmalar düzenlemektedir.

Bir yanıt yazın