Şiirden Bir Gün: “Boyumu Aşan Ömür”

0
1633665029052

Bugün şiirden bir gün olsun istedim. Nice hacimli kitap arasından bir sayı çeker gibi çektiğim kitap Mustafa Uçurum’un “Boyumu Aşan Ömür” kitabı oldu.
İyi oldu.
Nicedir bir dostun kalbine yaslanmamış, onu duymamış ve hayatın kelimelere sığmayan hallerine başka bir gönlün penceresinden bakmamıştım.
Bakmamış mıydım.
Belki de kendimi kandırıyorum. Ama olsun, Mustafa Uçurum şiiri öylesine samimi ve hayata öylesine dokunuyor ki, içimdeki bahçede esen rüzgârın çevirdiği sayfalar arasında kaybolmuyor adeta kendimi buluyorum.
Bahçedeyim evet.
İnsanlardan daha fazla kaçtığım anlarda olduğum yerde.
“İşte bak görüyorsun
Çatı katından hallice bir yerdeyiz
Bizim kuşak sevmez öyle şıkır şıkır yerleri”
(sf.9)

“Çatı katı”nı seslice okudum. Şiir bittiğinde Gülşah’la birbirimize baktık.
Bir nefes arası gibi… Sonra ilk hangimiz gözlerini kaçırdı bilmiyorum. Fakat şiiri içimize aldığımız gibi, şiir de bizi içine aldı. Zaten büyük sanat öyledir.
Harika bir tablonun karşısındaki ince ruh, o tablonun bir parçası olarak bulur kendini.
Seyyid Taleh’in “Balam Lay Lay” şarkısını dinlerken böyle oluyor. Müziği duymuyor, onun bir notası gibi hissediyorum kendimi. Çalınmayı bekleyen o nota, söylenmeyi bekleyen o söz gibi.

“Bilmenizi isterim
Bu mevsimde ağaçların çiçek açması
Hayra alamet değil” (sf.11 ) diyor şair.
İyi ama onu kim duyar.
Yalnızca kendisi için iyi olanı(!) bulma telaşındaki bu yığınların, daha önce “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” mısrasındaki katiyeti duymadığı ortadayken, bu naif ses işitilebilir mi.
Kim bilebilir.

Her şey dönüşüyor.
Değişiyor demek de güçleşti.
Zamana uyuyor bazıları, kötü yanlarını iyi şeylerle değiştirmek gibi değil bu…
Fakat elbette değişmeyenler de var.
“Ben arabesk dinlerim hâlâ gençliğimdeki gibi /Müslüm olmasa ne çıkar şarkıları duruyor ya” (sf.12) diyor Mustafa Uçurum “Baş Ağrısı”nda… Onun arabesk takıntısına bakıp da elbette hepten bir karamsarlık yaydığını sanmayın. Şiirle devam ederseniz “Doğudan sabahları bir müjde bekliyoruz” (sf. 17) dediğine de, “Kendi yolumuzu kendimiz yapacağız” (sf. 19) dediğine de rast gelirsiniz.

Rıhtımlardan çokça yalnızlık topluyorum
Sesimi deniyorum giden gemilerin ardından
Bolşevik bir ihtilali boş geçmeyi seçiyorum
Bakışlarımda anlam arama
Şiir bir reçetedir doktor yazısıyla
Şimdilik bu kadar yeter.
Şiirsizlikten bunalmışsanız “Boyumu Aşan Ömür”le vaktinizi bereketlendirebilirsiniz.

*Boyumu Aşan Ömür / Şule Yayınları / Mustafa Uçurum

Bir yanıt yazın