ANADOLU FİKRİYATININ GÜNCEL KODLARI
1.Mağduriyet
Bu toprakların insanı mağdur olmayı bir meziyet olarak kabul ediyor ve kendini mağdur göstermek gibi bir hünere sahip olmayı başarıyor..
Bunun beraberinde ürettiği sorunlar
a.Suç işleme noktasında daha rahat oluyor
b.Onur ve haysiyet gibi bir değer çok da önem arz etmiyor.. mağdurun onur’u sorulmaz çünkü
c. Başkasını kontrol etme gücü sağlıyor
d.Her tür kişisel çıkar elde etmek kolaylaşıyor ..
e. Art niyetli ve memlekete operasyon çekmek isteyen ideolojik ve marjinal grupların beslenmesi için çok ciddi zemin hazırlıyor.. Ülke içindeki çatışmaları tetikleme potansiyelini her zaman bünyesinde barındırıyor.
2-Derin bir aşağılık kompleksi
Geniş aile içinde büyüyen fertler sürekli suçlanarak;yaptıkları hatalardan dolayı yargılanarak büyürler. Aşiret ve akrabalık ilişkilerinde kişinin birey olarak yaptığı bütün hatalar parçası olduğu bütüne mal edilir.. Bu da yaptığı yanlışlarda çok daha ciddi suçluluk duygusu içine girmesine sebep olur.
İşler hukuk ve devlet ile değil, daha çok içinde bulunduğu sosyal- ailevi ilişkilerle çözülür.. Bu yüzden birey olma; birey olarak kendini değerli bilme duygusu gelişmez..
Büyük kentlere göç ettiğinde de bu durum iki refleks geliştirir. Tanınmadığı bir ortamda bastırdığı duygular daha çabuk açığa çıkar ve bunu pervasızca ortaya koymaktan çekinmez.. Başkasının sınırlarını çiğnediğinde kendisini sorgulayacak herhangi bir ailevi ve sosyal yaptırim görmeyeceğini düşünür. Bir kısmı da kendisini vakıflarla, derneklerle, sosyal organizasyonlarla, sivil toplum kuruluşları ile sınırlandırmaya ve kontrol etmeye çalışır… Kendine ait herhangi bir fikri; herhangi bir yaklaşımı yoktur. Kırsalda aile, akraba ve aşiretinin dediklerini burada ideolojik ağa-babaları, şeyhleri, din önderleri, üstatları dile getirmektedir..
Her iki durumda da sorun çözülmemiştir. Kişi birey olma durumunu yakalamaya muvaffak olamamıştır.
Yaşadığımız birçok sorunun kaynağı birey olamamış; kendini birey olarak ifade edememiş kişilerin varlığıdır.. Bunlar para, makam, şöhret konusunda alabildiğine aç; alabildiğine isteklidirler Çünkü kendileri birey olarak ancak para, makam ve şöhret elde ettiklerinde bir değer taşıdıklarını bilirler. Yetiştikleri ortamda birey olarak bir değerleri olmadığı; daima aşiretleri ile akrabalarıyla sosyal çevreleriyle bir değer taşıdıklari için birey duygusunun gelişmesi mümkün olmaz.Bu yüzden bu sosyal şartlardan kurtulduğunda elde ettiği her güç, Ona birey olma kişilik sahibi olma kazanımını değil, bastırılmış duygularını tatmin etme imkanını sağlar…
Çoğu zaman yardımseverlik iyilik gibi durumlar bile bir kompleksin tatminine, kendini sevdirme; kendini kabullendirme yöneliminden beslenir..
Bu çoğu kere irfan ve erdem ile karıştırılır.
3-Yüceltme
Yüceltme acziyetin acizliğin en temel dışa vurumudur. İnsan ontolojik olarak aciz olduğu için Allah en yücedir…
Ontolojik aciziyetin farkında olmak bütün insani gelişmelerin özünde olan bir durum .. bu acıyet kişinin kendine Tanrı olarak görmemesi noktasında sınırlarını bilmesini ifade eder .
Ancak sosyal alanda ve kültürel alanda yetersizliğinin insanlara kabul ettirilmesi; İnsanlara yenilgi duygusunun aşılanması beraberinde yüceltme silahına davranma hamlesini getirir.. Var olan sorunları tespit etmektense ya geçmişe sığınır, ya düşmanını gözünde büyütür. Her iki halde de tarih sahnesinde işlevsiz hale gelir..
Kişinin en basit insani amaçları; en basit insanı başarıları elde etme noktasında acziyetini ibraz etmesi ve kendini aciz bilmesi Anadolu fikriyatının en önemli problemlerinin başında gelir.
Aciz olduğunu kabul eden, ya da acizliğine inandırilan kişi kendine bir varoluş alanı yaratabilmek için ya sosyal sınıfını, ya ideolojik tarafını, ya akraba ve aşiret bağlarını, ya belli karizmatik insanları yücelterek sağlamaya çalışır.. Tanrı,vatan, millet, lider ekseninde abartılmış yüceltme gösterilerinin altında her zaman bu aciziyet duygusu yatar.
Yüceltme sadece kendi sosyal çevresi ile sınırlı değildir. Yeri geldiğinde Batı medeniyetini de, batıda üretilen en basit şeyleri bile yücelterek kendi aciziyetini kapatmaya çalışır. Bilim adamı, din önderleri, siyasal liderler çoğu kere bu yönteme başvurur; bu anlayışla kendilerine bir alan elde ederler. Yüceltme bu bağlamda kişinin kendi yetersizliklerini altına süpürdüğü bir halı vazifesi görür..
