Lüks bir kefenin yalnızlığındaki insana ayna tutan dizi: Gassal
Baktım Gassal filmi çok abartılıyor, biraz da ben abartayım dedim. Hazırsanız başlayalım…
Bir kere televizyonun başına yıllardır toplanamamış 70’ler, 80’ler, 90’lar ve 2000’ler kuşağı olarak bir ilki yaşadık. Bazımız mısır patlatmak, bazımız yeniden çay demlemek, bazımız meyve soymak gibi bahanelerle yerinden kalksa da, birbirimizden hemen hiç kopmadan tüm bölümlerini birden izledik Gassal’in…
Kuşaklar arası oluşmuş farklılıkları toparlayarak hemen hemen hepsini bir çizgiye oturtan, kimi metafor kimi açık duygularla aşağı yukarı beş saatinizi ayırmaya değer bir yapım Gassal…
Size sadece ölümü değil ondan daha çok yaşamı hatırlatıyor:
“Burası gasilhane, burada pratik işlere gerek yok Nazım abi. Hiç kimsenin acelesi yok, mevta bir yere yetişmeyecek artık… Zaman diriyken kıymetli, ölenin vakti bol olur.”
…
Ne diyordu Ölü Ozanlar Derneği’nde: “Henüz vaktin varken tomurcukları topla, zaman hâlâ uçup gidiyor. Ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir.”
Aslında ölümü hatırlamak ilk başta ürkütücü bir fikir gibi gelse de, bu hatırlatışın faydası en çok yaşama dokunacaktır. Yaşamı esas unsurlarıyla zenginleştirdiğinizde ölüm ve sonrası için de kaygılanacak bir şey kalmıyor.
…
Zengin konakların, son model arabaların, türlü entrikaların, kirlenen aşkların ve çılgın modaların karşısında sade bir güzelliğin dekorunda akıp giden dizi, lüks bir kefenin yalnızlığındaki insana ayna tutuyor. Bu ayna, korkutucu da değil, en fazla tefekkür ettirici; hayattan kopartıcı değil, ona daha sağlıklı sarılmak için en fazla yol gösterici.
…
Baştan anlatmak gerekirse; Baki (Ahmet Kural), tüm yakınlarını çocukken kaybetmiş, (aslında kendisi için mezarlaşan, çocukluğunu ve yaşamın tüm renklerini kaybettiği aynı evde soluk alıp veren), mesleğinin trajik yanlarını özümseyerek icra eden bir gassal. Her ne kadar dizi komedi ve hüznün iç içe olduğu bir yapım olarak görülse de -bence de yönetmen Selçuk Aydemir’in ifade ettiği gibi- sahnelerde “espri yapmak için espri yapılan” bir durum hiç yok.
Yine Selçuk Aydemir bu yapımı, “psikolojik komedi” olarak tanımlasa da, hayatın sıcaklığındaki tebessüm ve kahkaha vaadeden sıcak anlar komedi hiç değil!
Olsa olsa hayatın ta kendisi.
…
TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayımlanan diziyi bir solukta izleyip bitirenlere de sevinecekleri bir haber vereyim…
Ahmet Kural’ın başrolünde yer aldığı, Selçuk Aydemir’in yönetmenliğini üstlendiği dizinin 2. sezon çekimleri de tamamlanmış.
Senaryosunu Sümeyye Karaaslan’ın kaleme aldığı dizinin yeni sezonunda başrolleri Ahmet Kural ve Hande Soral paylaşmışlar.
…
Ezcümle:
Diziyi izleyelim ve hayata dört elle sarılalım. Çünkü “Ölümü anlamlandıran şey, yaşarken ne kadar kalabalık olduğundur.”
