Marjinal Olmak mı, Haklı Olmak mı? Gençliğin Ahlaki Duruşu Üzerine

0
3b597cb54064ef7e7d1bcd863d61bf82

Günümüz gençliği için “marjinal olmak” çoğu zaman bir kimlik beyanına dönüşmüş durumda. Bu, yalnızca bireysel bir tercih değil; içinde yaşadığımız toplumsal atmosferin de bir yansıması. İktidarın “dindar” olarak algılanması, dinin kendisini siyasal bir pozisyonla özdeşleştirmiş gibi görünmesine yol açıyor. Bu da, hükümete muhalif olmayı dine muhalefetle eşitleyen bir zihniyetin hem taraftar hem de karşıt kanatta kök salmasına neden oluyor. Böylece din, bir inanç biçiminden çok, ideolojik bir sembole dönüşüyor.

Gençler bu tabloda, hem ideolojik baskının hem de geleneksel ataerkil yapının arasında sıkışıyor. Kimliklerini sanatla, bilimle, felsefeyle ifade edebilecekleri alanlar daraldıkça; marjinallik, bir “varım deme biçimi” olarak öne çıkıyor. Oysa farklı olmakla derin olmak aynı şey değildir. Farklılık, yalnızca biçimde kalırsa bir protesto biçiminden öteye geçemez; oysa derinlik, hakikate sadık kalmanın ve ahlaki bir duruşun ifadesidir.

Bugün birçok genç, sisteme başkaldırdığını sanırken aslında onun en kolay tüketilebilir parçası hâline geliyor. Çünkü sistem, “başkaldırı estetiği”ni bile çoktan metalaştırmıştır. Marjinal görünen bir duruş, eğer ahlaki bir temele yaslanmıyorsa, sadece egemen kültürün başka bir yüzüdür. Hakikate karşı değil, pazarlamaya açık bir “karşıtlık”tır bu.

Gerçek muhalefet, biçimde değil ilkededir. Ahlaki ilke, modaya uymayan ama vicdana seslenen bir dirençtir. Haksızlığa karşı çıkmak, yalnızca “karşı çıkmak” değildir; haklı olanın yanında, yanlış yöntemlerle değil doğru bir bilinçle durabilmektir. Ahlaki ilkeleri çiğnediğimizde, haksızlığa değil, haksızlığın biçim değiştirmiş hâline hizmet ederiz.

Gençliğin enerjisi bir değerdir; ancak yönünü kaybettiğinde bu enerji yıkıcı bir nihilizme dönüşür. Oysa her toplumun yeniden doğuşu, gençliğin doğru bir ahlaki zeminde kendini ifade etmesine bağlıdır. Sanatın, felsefenin, bilimin yolları tıkandığında, gençlik karanlığa değil aydınlığa giden başka bir yol bulmalıdır. Çünkü marjinal olmak kolaydır; ama haklı kalmak, yalnızca cesaret değil, ahlak ister.

Çözüm

Bugünün gençliği için çıkış yolu, biçimsel karşıtlıklarda değil, ahlaki derinlikte saklıdır. Ahlak, yasakların değil özgürlüğün bilincidir; bu nedenle gençlerin vicdan temelli düşünmeyi öğrenmeleri, onları hem kör itaate hem de amaçsız isyana karşı korur. Din, siyasal kimliklerin meşruiyet aracından kurtarılmalı; inanç, bir itaat biçimi değil, varoluşun anlamını arayan etik bir yönelim olarak yeniden ele alınmalıdır. Gençlerin sanat, felsefe ve bilim aracılığıyla kendilerini özgün biçimde ifade edebilecekleri alanlar çoğaldıkça, marjinallik bir tepkisellikten çıkıp üretken bir derinliğe dönüşecektir. Gerçek muhalefet, görünürde değil ilkededir; bu nedenle eğitim sisteminin, başarı kadar etik duruşu da ödüllendiren bir yapıya kavuşması gerekir. Dijital kültürün yüzeysel parıltılarına kapılmak yerine, gençler anlam üretmeyi, görünür olmaktan daha değerli görmelidir. Çünkü bir toplumun yeniden doğuşu, gençliğin enerjisinin doğru bir ahlaki zeminde hakikate yönelmesiyle mümkündür; zira farklı görünmek kolaydır, ama haklı kalmak hem bilinç hem de cesaret ister.

Somut olarak, gençlerin düşünsel ve ahlaki gelişimini destekleyecek yeni alanlar açmak gerekiyor. Öncelikle eğitim sisteminde felsefe, etik ve sanat dersleri yalnızca bilgi aktaran değil, vicdanı ve eleştirel düşünmeyi geliştiren bir zemine dönüştürülmelidir. Üniversiteler ve yerel yönetimler, gençlerin özgün üretim yapabilecekleri düşünce atölyeleri, kısa film festivalleri, edebiyat ve felsefe kulüpleri gibi platformları teşvik etmelidir. Din eğitimi, siyasetten bağımsız biçimde varoluşsal ve ahlaki sorular etrafında yeniden yapılandırılmalı; böylece inanç, ideolojik bir kimlik değil, düşünsel bir derinlik kazanmalıdır. Medya okuryazarlığı eğitimleri yaygınlaştırılarak, sosyal medyada görünür olma arzusunun yerini anlamlı içerik üretimi almalıdır. Ayrıca, gençleri yalnızca akademik başarıyla değil, etik duruşlarıyla da tanıyan burs ve ödül sistemleri oluşturulmalıdır. Bu adımlar, gençliğin enerjisini yıkıcı bir marjinallik yerine kurucu bir bilinç hâline getirecek en somut yoldur.

Bir yanıt yazın