Aristoteles’te Felsefenin Değeri ve Üstünlüğü (Protreptikos Bağlamında)

protrepticus0000aris

Felsefe, başka bir şey için yapılan bir etkinlik değildir; aksine, kendisi için yapılır. Bu nedenle o, en özgür etkinliktir ve insanın doğasına en uygun olanıdır. Zira insan, ancak aklını bu şekilde kullandığında kendi amacına ulaşır

Aristoteles’in Protreptikos adlı eserinde geliştirdiği felsefe anlayışı, felsefenin sıradan bir zihinsel faaliyet ya da belirli bir meslekî uğraş olmadığı, aksine insanın doğasına en uygun ve en yüksek etkinlik olduğu yönündedir. Bu metinde felsefe, herhangi bir dışsal amaca hizmet eden bir araç olarak değil, kendisi için yapılan ve bu nedenle en yüksek değere sahip olan bir etkinlik olarak temellendirilir. Nitekim Aristoteles’in geliştirdiği temel argümanlardan biri, felsefenin reddinin bile felsefeyi zorunlu kıldığı yönündedir. Ona göre “felsefe yapılmamalıdır” diyen bir kimse, bu iddiayı ileri sürerken zaten felsefî bir araştırma yürütmektedir; dolayısıyla ister felsefe yapılması gerektiği savunulsun ister yapılmaması gerektiği ileri sürülsün, her iki durumda da insan felsefe yapmak zorundadır. Bu argüman, felsefenin insan düşüncesinden dışlanamayacağını, bilakis onun düşünmenin kendisiyle iç içe olduğunu göstermektedir.¹

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, Aristoteles’in “düşünme” kavramını genel ve sıradan anlamıyla kullanmadığıdır. Zira insan, gündelik hayatında da sürekli düşünmektedir: tüccar kârını hesap ederken, zanaatkâr üretim sürecini düzenlerken, siyasetçi karar alırken düşünmektedir. Fakat bu düşünme biçimleri, belirli amaçlara yönelik, araçsal nitelikte düşünmelerdir. Aristoteles’in felsefe olarak adlandırdığı düşünme ise, bu tür araçsal akıl yürütmelerden farklıdır. O, herhangi bir dışsal amaca bağlı olmayan, kendisi için yapılan ve var olanın ilkelerini ve nedenlerini araştırmaya yönelen bir düşünme biçimidir. Bu nedenle felsefe, sıradan düşünmenin bir uzantısı değil, onun en yüksek ve en saf biçimidir. Bu bağlamda felsefeyi, “hakikat için yapılan düşünme” olarak tanımlamak mümkündür.

Aristoteles’in felsefeye atfettiği bu ayrıcalıklı konum, onun değer anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Ona göre bir şeyin değeri, başka bir şeye bağlıysa, o şey gerçek anlamda en yüksek iyi değildir. Gerçek iyi, kendi başına değerli olan ve başka bir şeye ihtiyaç duymayan şeydir. Bu çerçevede zenginlik, güç ve şöhret gibi dışsal iyiler, ancak doğru kullanıldıklarında değer kazanırlar; aksi hâlde insanı daha kötü bir duruma bile düşürebilirler. Bu nedenle Aristoteles, bu tür şeylerin değerini belirleyen unsurun, onları doğru kullanmayı sağlayan bilgi olduğunu vurgular. Bu bilgi de felsefedir. Dolayısıyla felsefe, diğer bütün etkinliklerin değerini belirleyen ve onları yönlendiren temel etkinliktir.²

Bu noktada Aristoteles’in “boş vakit” (scholē) kavramına yaptığı vurgu sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır. Onun felsefenin boş vakitte ortaya çıktığını söylemesi, felsefenin işsizliğin ya da tembelliğin ürünü olduğu anlamına gelmez. Aksine, burada kast edilen, insanın zorunluluklardan (geçim, üretim, hayatta kalma kaygısı) kurtulduğu ve kendisi için faaliyet gösterebildiği özgürlük alanıdır. Felsefe, tam da bu özgürlük alanında mümkün olur; çünkü o, herhangi bir zorunluluğun ya da faydanın değil, yalnızca hakikatin peşindedir. Bu nedenle felsefe, en özgür etkinlik olarak tanımlanır.Aristoteles’te genellikle “boş vakit” olarak çevrilen scholē kavramı, sıradan anlamda bir boşluk ya da işsizlik durumunu değil, zorunlu ihtiyaçlardan arınmış ve insanın kendisi için faaliyette bulunabildiği özgür zamanı ifade eder. Bu nedenle scholē, tembelliğin değil, teorik düşünmenin imkân şartıdır; insan ancak bu özgür vakitte, herhangi bir dışsal amaç gütmeksizin hakikati araştırmaya yönelebilir.

Aristoteles’in düşüncesinde felsefenin üstünlüğü, insan doğasına yaptığı vurgu ile daha da belirgin hâle gelir. İnsan, akıl sahibi bir varlıktır ve onu diğer canlılardan ayıran temel özellik bu akıldır. Bu nedenle bir varlığın en iyi hâli, onun kendine özgü yetisini en yüksek düzeyde gerçekleştirdiği durumdur. İnsan için bu yeti akıldır; dolayısıyla insanın en iyi hayatı, aklını en yüksek düzeyde kullandığı hayattır. Aristoteles’e göre bu kullanımın en yetkin biçimi de felsefedir. Bu nedenle felsefe, yalnızca diğer etkinliklerden biri değil, insanın doğasının en yüksek gerçekleşmesidir.³

Buradan hareketle şu sonuca ulaşmak mümkündür: herkes düşünür, ancak herkes felsefe yapmaz. Felsefe yapmayan bir insanın hiç düşünmediği söylenemez; ancak onun düşünmenin en yüksek biçimini gerçekleştirmediği söylenebilir. Bu bağlamda felsefe, insana yeni bir yeti kazandırmaz; aksine, onda zaten mevcut olan aklî kapasitenin en yüksek düzeyde gerçekleşmesini sağlar. Bu nedenle felsefe, bir bakıma hatırlatma ve yönlendirme işlevi görür: insanı, kendi doğasına uygun olan en yüksek etkinliğe çağırır.

Sonuç olarak Aristoteles’te felsefe, bir şey yapmak için düşünmek değil, düşünmenin kendisini amaç hâline getirmektir. Bu yönüyle o, ne haz ne de fayda ekseninde temellendirilebilir; aksine, tüm diğer etkinliklerin anlamını belirleyen, onları ölçen ve yönlendiren en yüksek insan etkinliği olarak konumlanır. Bu nedenle felsefe yapmak, yalnızca entelektüel bir tercih değil, insan olmanın en yetkin biçimidir.


Dipnotlar

  1. Aristoteles, Protreptikos (rekonstrüksiyon metni): “Felsefe yapılmalıdır ya da yapılmamalıdır…” argümanı.
  2. Aristoteles, Protreptikos: dışsal iyilerin doğru kullanımının bilgiye bağlı olduğu görüşü.
  3. Aristoteles, Metafizik, A 1–2; ayrıca bkz. Jonathan Barnes, Aristotle: A Very Short Introduction.