“SOYTARISIZ PADİŞAH OLUR AMA PADİŞAHSIZ SOYTARI OLMAZ”
“yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi”
Soytarıların temel amacı efendisini eğlendirmek ona hoşça vakit geçirtmektir. Büyük ölçüde dalkavukluk etmeyi gerektiren bir meslektir soytarılık..
Soytarılar kimi kere gözden düşer itibar kaybeder ya da yerini bir başka soytarıya kaptırır. Bu durumda saraydan kovulmak kaçınılmaz olur.
Saraydan kovulan soytarı itibar kaybetmiştir. Çünkü Onun bütün değeri Padişahtan kaynaklanmaktadır. Değersizliğini anladığında şu cümle ile kendini savunur..
“Soytarısız padişah olur ama Padişahsız Soytarı olmaz..Kendime nasıl olsa bir padişah bulurum.”(Keloğlan Film Repliği..)
Soytarılar beslemedir aslında… Besleme dünyalık uğruna iradesini kendine o nimeti bahşedene teslim eden kişidir. Beslemeler düşünmez, değerlendirmez, özeleştiri yapmaz. Sadece İtaat eder ve çoğu kere tetikçilik yapar. Besleme ruhu böyle çalışır. O ekmeğin nereden ve nasıl geldiğiyle değil, ekmeğin (iaşenin) kesilip kesilmeyeceğiyle ilgilenir. Hakikat ve hakkaniyet diye bir kaygısı yoktur.. En temel korkusu elde ettiği dünya nimetlerinin elinden çıkmasıdır.
Bu yüzden beslemelerin ahlakı, dini ve haysiyeti yok sadece çıkarı vardır. Onlar hiçbir değere temelli bir bağlılık göstermezler.
Kemal Sunalın Zübük filminde bu tip; bir siyasetçi kimliği ile ortaya konulur. “Zübükzade” rüşvet alarak işini yürüten bir küçük memurdur. Amiri onu rüşvet alırken yakalayınca aldığı paraları amirine teklif ederek paçayı kurtarmayı dener. Ama hesabı tutmaz, çünkü amir namuslu biridir ve Zübüğü kovar. Zübük şehre gider ve kendi mayasına uygun bir hayat dersini şu cümle ile mırıldanıp durur. “namuslu insanlarla çalışmayacaksın ki köşeyi çabuk dönesin”
Kendisine kestirmeden köşe döndürecek bir iş için ilk hedefi siyasi bir partiye girmektir. Parti tabelalarının bol olduğu bir binaya girer. Şu ya da bu parti olması önemli değildir onun için. Aradığı şey, üstüne binip yükseleceği bir kaldıraç; bir merdivendir.
“Hangi parti olursa olsun mutlaka milletvekili olmalıyım” anlayışı ile yola çıkmıştır. Milletvekili olmak için çok fazla şey de gerekmemektedir. Kazandırdığı şey ise güç, şöhret ve hak edilmemiş itibardır.
Bu anlayışla her ilkeyi çiğner; her kutsalı harcar, her inanca ihanet eder. Onun bağlı olduğu tek şey kendi çıkarı ve hazzıdır. Bir çok maskesi vardır, bir çok yüzü..
**
Şu an karşı karşıya olduğumuz durum biraz daha vahim bir durumdur. Yeni türeyen bu t
ipde nifak yeni bir örgütlü durum olarak kendini gösterir. Eskiden nifak kişisel bir durumdu. Kişisel menfaat elde etmek veya zarardan kaçma yoluydu. Münafık sadece kendi çıkarı için bir başka anlayıştan görünürdü. Sadece dinini gizlerdi O. Oysa kalbinde ve aklında gizli olan bir dini, bir kutsalı, bir inancı vardı.
ipde nifak yeni bir örgütlü durum olarak kendini gösterir. Eskiden nifak kişisel bir durumdu. Kişisel menfaat elde etmek veya zarardan kaçma yoluydu. Münafık sadece kendi çıkarı için bir başka anlayıştan görünürdü. Sadece dinini gizlerdi O. Oysa kalbinde ve aklında gizli olan bir dini, bir kutsalı, bir inancı vardı.Bu yeni tip için ise nifak bir yaşama biçimi; bir dünya görüşüdür. Bu dünya görüşü dünyevi iktidar devşirmek için kutsalı ve ilkeyi kolayca çiğneyebilmeyi teklif etmektedir. Bu ise nifak’ın örgütlü hale dönüşme durumudur. Onun dünya algısı iktidar elde etmek için hiçbir ilkeye bağlı olmamayı öngörmektedir.. Her duruma göre farklı ilke taşımak, her duruma uyum sağlamayı bir hayat anlayışı olarak benimsemek ve bunu bizzat muktedir olmanın bir yöntemi olarak görmek; işte bugün karşı karşıya olduğumuz budur..
Bu durumu aşmanın yolu insanı doğru tanımak ve anlamaktan geçiyor..
İnsanı tanımanın en kestirme yolu onun üstte tuttuğu şeylere bakmaktır. Çünkü İnsan neyi üstte tutuyorsa O’dur..
Gül kokusu yerine yemek kokusuna odaklanan burun sahipleri için “yüce hedefler” belki de sadece gençlik aptallıklarıdır..(!) O’nun için Kimin sofrasının yemeği bolsa O değerlidir. Kendisi; midesi ve mide altı dışında bir değer tanımayan bu tür her yerde çoğalmakta ve Virüs kademe kademe dünyayı istila etmektedir.. Bu türü camide, tekkede, parti binasında, üniversitelerde, okullarda gayet saygın sıfatlarla görebilirsiniz. Sıfatına bakıp bir şey zannedebilirsiniz..
Bence önce değer verdiklerine bakın, insanla ve eşyayla kurduğu ilişkiye bakın.
Bu türe rağmen insan hala umurumdadır ve insan mutlaka dirilecektir..
Elhamdülillah
Karışık bir yazı oldu bağışlayın..
