J. BİDEN’İN AÇIKLAMALARI VE KAOS’UN DİLİ
”Erdoğan’a karşı muhalefeti desteklediğimizi açıkça göstermeliyiz. Onlarla direkt temasa geçip Erdoğan’ı yenecek hale gelmelerini sağlamalıyız.” tarzındaki yaklaşımı sanki onun muhalefetle bir dirsek teması varmış gibi görünebilir. Burada çok ince bir politika olduğunu anlamazsak baltayı taşa vurmamız kaçınılmaz olur.
Onun amacı Türkiye’nin bir kısmının kendilerinden yana olduğu gibi bir vehmi yaratıp öteki kısmı kendilerinden yana olan kısma karşı nefretle doldurmaktır. Oysa bu memlekette vatanperverler sadece AK Parti içinde değil bütün partilerin içinde bulunmaktadır.
Klasik sömürgeci refleksiyle güya kendine beslemeler aramaktadır onun yandaşı dediğimiz kesim çok küçük bir satılmış kesimdir. Onlar da bu memlekette hiçbir zaman ciddi bir başarı elde edememişlerdir. Daima lanetle anılmışlardır. O yüzden Biden’in sözlerine bakarak muhalefetin tamamını ihanet içerisinde göstermeye çalışmak Amerika’nın ekmeğine yağ sürmektir.Sakın bu oyuna gelmeyelim.
Bu yaklaşım siyasi kazanımlar açısından belki önemli bir durumdur ama ülkenin bekası adına çok ciddi bir yanılgıdır.
Bu kaos dili sömürgecilerin bildik dilidir. Bir kesimi bir kesime karşı kışkırtma hedefini içeren bir politik dildir. Bu dilin boyutları ötekileştirmenin bütün hassas özelliklerini kapsamaktadır.
Mezhep; ırk, aşiret, kabile gibi unsurlar da bu dilin temel aparatlarıdır. 
Hatta Biden’in açıklamalarında “Kürtler” ifadesine bir kaç kez vurgu yapması bu bağlamda anlaşılmalıdır. “Kürtler bizim yanımızdadır; biz Kürtlerin yanındayız” gibi bir hava estirmesinin temel amacı Ortadoğunun asli unsurları arasına duvar örmektir. Ortadoğu’daki bazı ülkelerde Kürt düşmanlığının Amerika’nın bu dili ekseninde oluştuğunu düşünüyorum. İran’da ve Irak’ın bazı Arap bölgelerinde Amerika yöneticilerinin kullandığı ve onların beslemeleri tarafından da benimsenen bu dil maalesef Kürtlere karşı bir düşmanlığın oluşmasına çok fazla katkı sunmuştur.
Dolayısıyla bu dile karşı dikkatli olmamız gerekmektedir. Ortadoğuda yaşayanlar olarak şunu unutmamamız lazım ki Biden ne Kürtlerin ne Arapların ne CHP lilerin ne İYİ Partililerin dostudur. Onlar sadece kendi çıkarlarının dostudur. Dolayısıyla Biden’in sözlerine bakarak bütün muhalif partilerin ve gurupların düşman ve öteki ilan edilmesi son derece sakıncalı ve tehlikelidir.
Elbette kendi ülkemizde belli sorunlarımız bulunmaktadır Bu sorunları kendi içimizde çözmek zorundayız. Eğer biz birbirimizi sevmezsek birbirimize değer vermezsek küresel gücü elinde tutanların oyuncağı haline dönüşmemiz kaçınılmaz olur..
Ruanda’da, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da yaşanan trajediler bunların eseridir. Unutmayalım ki küresel güçlerin dostları değil, çıkarları vardır. Kendilerine destek olanlara bile sahip çıkamayışları bunun en önemli göstergesidir. Ne Enver Sedat’a, ne Buttoya, ne Şah Rıza Pehleviye sahip çıkmışlardır. Bu yüzden bunların dostluk söylemlerine aldanarak bunlara güvenenler sadece kaos ve çözümsüzlüğün kalıcı olmasına katkı sunmaktan öte kazanım elde edemeyeceklerdir. Bunlar için “dostların” sadece kullanım değeri vardır..
Bütün sorunların ayrıca tartışılması hususunu bir yana bırakırsak; Biden’in seçilmesi ile Bağdattaki Patlamanın, Türkiye vatandaşlarına karşı korsan saldırısının, erken seçim söylemlerinin, hatta Boğaziçi eylemlerinin arasındaki bağ düşünülmelidir.
