Doksan Yıllık İnsan Emeğinin Vebali Var Omuzlarınızda!

0
ERFhnX-WsAAvrjt

Bir mücadele geleneğini başlatmak zorundayız. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi güçlü sermayenin başında bulunursa bulunsun, hangi büyük cemaatin hocası olursa olsun, hangi karanlık güçlerin fail-i meçhul cinayetlerine hizmet ederse etsin, hangi dış güçlerin ve iç güçlerin ülkemizdeki taşeronu olursa olsun, hangi geçmişin tertemiz mazisini sonra kirleten bir güç odağı olursa olsun; hiç tanımadığımız insanlara bile bir zararları dokunuyor, zulümleriyle abad olma hevesi taşıyorlarsa, ne rengine, ne düşüncesine, ne geçmiş temizliğine, ne kitleleri arkasından sürükleyen devasa potansiyeline bakmadan, bir başımıza ayaklarının altında ezileceğimizi bilsek de karşılarında duran hem de yenilgiyse yenilgi, ölümse ölüm, yok olmaksa yok olma pahasına, kendimizi yaşatmanın yegane ilkesi olan kul hakkını, insanlığımızın anayasa kitabının ilk maddesine; değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez şiarında yazmalıyız.

Herkes önce kendi evindeki pisliği temizleyecek, herkes evinin önünü temiz tutmayı bilecek; başkalarının kirlenmişliği üzerinden kendi pisliklerini halının altına süpürmekten vazgeçecek!

Birlikteliğimizin yükseliş temellerinde göz yaşı, kan, zulme uğrayış, alın teri, gecesini gündüzüne katan insanların emeği varsa, milyonlarca insanın kul hakkını zedelemeyen bir sorumluk üstleneceğiz.

Kaç insan bu dava için varını yoğunu sattı, kaç insan bu dava uğruna köy köy gezdi, kaç insan bu dava uğruna en yakınlarını karşısına aldı, kaç insan bu dava uğruna şehitlik mertebesine yükseldi, kaç insan seher vakitlerinde duaya durdu, kaç insan sosyal, kültürel etkinliklerle insanlara bir hakikat sözü taşımak için çırpındı, kaç insan horlanmalarına, aşağılanmalarına aldırmadan her bulunduğu yerde Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğu bilinciyle insanların tepeden bakışlarını “Allah hidayet versin, ıslah etsin” duasıyla karşıladı!

Bizler kendi içimizden bizlere tepeden bakan insanlar var etmek için bu mücadeleyi vermedik.

Bizler kendi içimizden zulmeden insanları bir de kendimize vekil kılmak için bu mücadeleyi vermedik.

Bizler kendi içimizden ahlakı katleden insanları makamlara oturmak için bu mücadeleyi vermedik.

Bizler bu dava için en küçük bedel ödemeyen insanları, topyekün hepimize bedel ödeteceğini bile bile bir yerlere getirilmesi için de bu mücadeleyi vermedik.

Bizler kendi mücadelelerimizin mirasına sahip çıkmayan, miraslarımızı inandığımız, güvendiğimiz insanlara teslim eden birer mirasyediler olduk.

Hayatında bu dava için birkaç üniversiteli gencin çıkardığı dergi kadar bile bu davaya katkı sağlamayan insanları, nasıl oldu da tepelere taşınmasına müsaade ettik?

FETÖ ihaneti kadar vahimdi aslında milyonların alın teri üzerine, alın terini gasbeden insanları oturtmak.

Bir ihanet eden varsa, asıl hain içimizde.

Belirleyici olanlar da belirlenenler de nasıl birbirine benziyor.

İşgalse işgal bütün illerde, bütün ilçelerde, bütün beldelerde, bütün köylerde.

Ülkemizin bağımsızlığı için verdiğimiz mücadele kadar, siyasi yapılarımızın bağımsızlığı için de mücadele vereceğiz.

Bizlerin onlarca yıllık emeğini, zimmetçilere bağlayanlardan da kurtulacağız.

Bizler başkalarının topluma kazandırılması için kızılcık şerbeti içeriz ama bizler her seferinde kendi içimizdekilerin öyle böyle de değil, bütün uyarılara rağmen yanlış kararları karşısında kızılcık şerbeti içmek zorunda değiliz.

Herkes aklını başına almak zorundadır, mezarlarda yatan insanların hepimizin üzerinde hakkı var.

Kimse hesabına gelen işlere soyunamaz, herkes yaptığı işte hesabını nasıl vereceğini düşünmek zorundadır, düşünmüyorsa da düşünmelerini sağlatacak olan bizleriz.

Bizler sadece kendi mücadelelerimizin aktarımını yapmadık bu havuza, bizden önceki insanların tertemiz emekleri var.

Her kim ki siyasi bir sıfat taşıyorsa üzerinde, her kim ki siyasi kimliği bir sermaye kazandırmışsa kendine, her kim ki siyasi tercihlerinden dolayı makam sahibi olmuşsa; onu kendine kazandıran doksan yıllık insan emeğinin vebali var omuzlarında!

Bir yanıt yazın