Baharatları Kavurmak Gerçekten Fark Yaratıyor mu?

images (5)

Mutfakta yemek yaparken sıkça karşılaştığımız durumlardan biri, tariflerde belirtilen tekniklerin neden uygulandığının çoğu zaman açıklanmamasıdır; özellikle de baharatlar söz konusu olduğunda, tarifler bize bütün baharatları kavurmamızı, ardından öğütmemizi ya da belirli bir aşamada eklememizi söyler.

Baharatları kısa bir süre sıcak yağ, tereyağı veya başka bir yağ içinde pişirerek aromalarını ortaya çıkarmak son derece efektif sonuçlar elde etmemizi sağlar.

Bu işlemlerin yemeğin nihai sonucunu nasıl etkilediği konusunda yeterli bilgi vermez ve bu nedenle pek çok ev aşçısı, tüm bu adımların gerçekten gerekli olup olmadığını veya yalnızca geleneksel alışkanlıklardan ibaret olup olmadığını merak eder.

Oysa baharatların davranış biçimini anlamak, bir aşçının öğrenebileceği en değerli mutfak derslerinden biridir; çünkü yemeklere karakter kazandıran şey çoğu zaman tuz, yağ veya proteinlerden ziyade, baharatların içerisinde bulunan ve burnumuz tarafından algılanan karmaşık aroma molekülleridir.

Birçok insan bir yiyeceğin tadını dilinde hissettiğini düşünse de gerçekte lezzet deneyiminin büyük bölümü koku alma sistemiyle ilgilidir ve bunu anlamanın en kolay yolu, burnu kapatarak aromalı bir içeceği tatmaktır; çünkü burnunuz kapalıyken yaban mersinli bir içecek yalnızca hafif tatlı bir su gibi algılanırken, burnunuzu açtığınız anda o tanıdık meyvemsi karakter anında ortaya çıkar.

Bilim insanlarının yıllardır vurguladığı gibi, insan dili yalnızca tatlı, ekşi, tuzlu, acı ve umami olmak üzere beş temel tadı algılayabilirken, burnumuz yüzlerce farklı koku reseptörü sayesinde trilyonlarca aroma kombinasyonunu ayırt edebilmektedir ve bu durum, baharatların neden mutfak kültürlerinin merkezinde yer aldığını açıkça göstermektedir. Kimyonun kimyon gibi, vanilyanın vanilya gibi veya biberiyenin biberiye gibi kokmasının nedeni tek bir aroma molekülü değil, farklı özelliklere sahip onlarca bileşiğin bir araya gelerek oluşturduğu karmaşık aromatik yapıdır.

İşte tam bu noktada ısının rolü devreye girer; çünkü aroma molekülleri hafif, uçucu ve çevresel koşullardan kolayca etkilenen yapılar olduğundan, baharatları kavurmak veya yağ içerisinde pişirmek onların kimyasal davranışlarını değiştirir. Kavurma işlemi sırasında bazı hafif ve parlak üst notalar kaybolurken, daha derin ve topraksı aromalar ön plana çıkar, aynı zamanda caramelizasyon reaksiyonları sayesinde tamamen yeni aromatik bileşikler oluşur ve sonuçta aynı baharat karışımı bambaşka bir karakter kazanır.

Bu teoriyi pratikte test etmek amacıyla yapılan deneylerde ilk olarak kavrulmuş ve kavrulmamış garam masalalar karşılaştırılmıştır. Kör tadım yapan kişi, kavrulmamış baharat karışımını daha parlak, daha çiçeksi ve daha saldırgan olarak tanımlarken, kavrulmuş karışımın çok daha yumuşak, dengeli ve bütünleşik bir aromaya sahip olduğunu belirtmiştir. İlginç olan nokta ise iki karışım arasındaki farkın yalnızca hafif bir kavurma işleminden kaynaklanmasına rağmen, koku algısında neredeyse iki farklı ürünmüş gibi hissedilecek kadar belirgin olmasıdır.

Deneylerin ikinci aşamasında ise bu baharat karışımları tavuk marinasyonunda kullanılmış ve kavrulmuş ya da kavrulmamış garam masalanın pişmiş bir yemekte fark yaratıp yaratmadığı araştırılmıştır. Sonuçlar oldukça dikkat çekicidir; çünkü tadım yapan kişi, hangi örneğin kavrulmuş baharat içerdiğini tekrar doğru şekilde ayırt etmiş ve kavrulmuş baharat kullanılan tavuğun daha dengeli, daha uyumlu ve daha rafine bir lezzet sunduğunu ifade etmiştir. Buna karşılık kavrulmamış baharatların daha sert, daha baskın ve zaman zaman diğer aromaları gölgede bırakan bir karakter oluşturduğu gözlemlenmiştir.

Üçüncü deney ise Hint mutfağında sıklıkla kullanılan “baharat çiçeklendirme”, yani baharatların yağ içerisinde kısa süre pişirilmesi tekniğine odaklanmıştır. Buradaki temel mantık, aroma moleküllerinin önemli bir bölümünün yağda çözünebilmesi ve böylece yemeğin her noktasına daha etkili biçimde taşınabilmesidir.

Aynı sosun iki farklı versiyonunda yapılan karşılaştırma sonucunda, baharatların pişirme sonunda doğrudan eklenmesi durumunda aromaların daha dağınık, daha keskin ve daha bağımsız hissedildiği görülürken, yağda önceden pişirilen baharatların ise sosun genel yapısıyla çok daha uyumlu bir bütün oluşturduğu anlaşılmıştır.

Son deneyde ise tüm bu tekniklerin etkisi tek bir tabakta bir araya getirilmiş ve kavrulmuş baharatlarla hazırlanmış, ayrıca baharatları yağda çiçeklendirilmiş versiyonun; kavrulmamış ve sonradan eklenmiş baharatlarla hazırlanan versiyona göre açık biçimde daha dengeli, daha yuvarlak ve daha keyifli bir yeme deneyimi sunduğu görülmüştür. Tadım yapan kişi, baharatların sürekli olarak öne çıkıp dikkat çekmeye çalışmadığı, bunun yerine tüm bileşenlerin ortak bir uyum içerisinde çalıştığı tabağın belirgin biçimde daha başarılı olduğunu ifade etmiştir.

Bu deneylerin sonunda ortaya çıkan en önemli sonuç, baharatları kavurmanın veya yağda çiçeklendirmenin yalnızca geleneksel bir alışkanlık olmadığıdır; aksine bu işlemler, aroma moleküllerinin davranışını değiştirerek yemeğin karakterini doğrudan etkileyen bilimsel temellere sahip tekniklerdir.

Elbette her zaman tek bir doğru yöntem yoktur ve bazı tariflerde daha canlı, daha parlak veya daha agresif aromalar istenebilir; ancak baharatların ne zaman ve nasıl kullanıldığını bilinçli şekilde değiştirebilen bir aşçı, mutfakta çok daha fazla kontrol sahibi olur ve tarifleri yalnızca takip eden biri olmaktan çıkıp lezzeti yöneten kişi hâline gelir.

Yemek yaparken kullanılan küçük görünen tekniklerin aslında büyük farklar yaratabildiğini unutmamak gerekir; çünkü çoğu zaman mükemmel bir yemeği sıradan bir yemekten ayıran unsur, kullanılan malzemelerden çok, o malzemelerin içerisindeki aroma moleküllerini nasıl ortaya çıkardığımızdır.