Çocuksu Ruhla
Dünyayı heveslerin kuşattığı oyalanma yeri diye öğrendim
Çocuksu ruhla, oyundan oyuna geçer gibi yaşarım hayatı
Yorgunluktan yorgunluğa koşarım, bir oyundan diğerine
Toprak, çamur yorunca, telden arabamla oynarım
Şiir gibi yaşarım hayatı, bir mısradan ötekine
Elimdeki kitap gözlerime batar, alırım kalemi
Başka hayatlarla oynayıp oyun sevmem diyenler anlamaz
Şiir sevmez, kalemi kırmak haz verir
Meşe gölgesini, palamutlarını toplamayı küçümser
Kavalın sesini köle ruhlar yaratmak için kullanır
Çocuksu ruhla yaşamayı bilmez, istemez, küçümser
Bırak onları kendi haline, yakında bilecekler
Oyun neymiş, oyalanma ne, çok geçmez görecekler
İyiyi, kötüyü de bilirim, iyiyi seçmem zayıflığımdan değil
Kirlenmeyi maharet sayanlar, kiri pası bilmem zanneder
Çocuksu ruhla yaşarım, birdirbir de bilirim, basmam kimsenin sırtına
Sevmem çok kazanayım diye başkasının zarar etmesini
El ele veririz hayat oyununda, böyle öğrendim, ne eğ, ne eğil
Hiçbir çıkara çiğnetmem masumiyet yurdumu
Sırt versin diye taşımam sırtımda hiçbir zalimin çıbanını
Çocukluğumdaki gibi herkesin taşı aynı, kimi bakır kimi zer değil
Oynayacaksak ruh aynı olmalı, ayrıcalıksız, oyun biter herkes mutlu, evine
Hep birlikte kazanmak, hep birlikte sevinmek, üzüntülerden kazanç ummamak
Kirli kazanma oyunu oynayarak ağlatmamak kimseyi
Çocukluğumun sokağını taşırım heybemde, bilirim nerden geldiğimi
Herkes açar heybesini, paylaşırız, yalnız oynanmaz hiçbir oyunumuz
Birimiz düştüğünde herkesin dizi kanar, böyle beslendi huyumuz
