“ERDOĞANSIZ AK PARTİ” DÜŞÜNCESİNDEN AK PARTİ’Yİ BİTİRME HAMLESİNE İHANETİN ÜÇ HALİ
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium'da düzenlenen, AK Parti'nin 22. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'na katılarak konuşma yaptı. Programa partililer de katıldı. ( Emin Sansar - Anadolu Ajansı )
İlk Hamle “Erdoğansız AK Parti”
Milletin güçlü desteğiyle iktidarda olan AK Parti’yi ele geçirebilmek için Erdoğan’i Külliye’ye hapsetmek gerekirdi.
Parti içinden bu denendi. Ama başarılamadı.
Başarılı olsalardı AK Parti’yle yola devam edeceklerdi. Erdoğan de kendisine “vefa” gösterilen bir Cumhurbaşkanı olarak kalacaktı. Siyaseten kolu kanadı kırılmış ve yalnızca Külliye’nin sınırlarına hapsedilmiş bir Cumhurbaşkanı olarak…
İkinci Hamle
Bu başarılamayınca bu kez “AK Partisiz Türkiye” projesi devreye alındı.
7 Haziran 2015 seçimlerinde bunun mümkün olabileceği görüldü. AK Parti-CHP koalisyon hükümeti tesis edilerek bunun önü açılmak istendi. Erdoğan bu oyunu görüp bozdu. 1 Kasım seçimiyle AK Parti Erdoğan’in kontrolünde tekrar eski gücüne kavuştu.
Sonrasındaki siyasi gelişmeleri anlatmanın yeri bu yazının konusu değil.
Ahmet Davutoğlu yerine Binali Yıldırım’ın getirilmesiyle başlayan süreç aslında parti içi iktidar ve hizip kavgalarının da derinden derine sürdüğü bir süreçti. Sonradan partiden ayrılan aktörlerin tümü AK Parti içinde kendi tarzlarına uygun biçimde Erdoğan’in AK Partisini etkisizleştirmeye çalışıyorlardı.
Üçüncü Hamle
AK Parti’yi milletten kopartma projesinin devreye alındığı aşamaydı.
2019 mahalli seçimlerinde başta İstanbul olmak üzere AK Parti’nin elindeki kimi büyükşehir belediyelerinin kaybı siyaseten AK Parti’nin yenilebileceği algısının oluşmasını sağladı.
Özellikle İstanbul yenilgisi, AK Parti’nin milletten giderek kopmaya başladığının işaretiyle doluydu.
Bu çok ciddi bir siyasi travmaydı aslında.
Millet 7 Haziran genel seçimlerinde verdiği sinyali 2019 mahalli seçiminde dramatik bir noktaya taşıdı.
Ne yazık ki gerekli dersler çıkartılamadı.
O tarihlerde hep yazdık söyledik.
AK Parti’nin güç zehirlenmesine yakalandığını, özellikle AK Partili aktörlerin içinden çıktığı millete adeta yabancılaştığını, siyasetin giderek kifayetsiz muhterisler üzerinden yürüdüğünü, kendilerini oligark gibi görenlerin kimsesizlerle bırakın ilgilenmeyi gayrı onların semtine dahi uğramadıklarını, kibrin beslediği elitist tavrın AK Parti’yi giderek milletten koparttığını yazıp söyleyenleri de bozgunculukla suçladılar.
Ama bugün de başka birileri, AK Parti’ye sadece güç devşirmek için sonradan gelen o birileri bugün de uyarılardan rahatsızlık duyuyorlar. Dün duyanlar gibi.
31 Mart seçimlerinden ders alıp herkesin kıymetini bileceklerine hâlâ küçük iktidar hesapları yapanlar, Erdoğan’ın kendilerine verdiği unvanları ve makamları utanmadan samimi eleştiride bulunan insanlara karşı bile sopa olarak kullanmaktan kaçınmıyorlar.
Erdoğan’a ve AK Partiye kaybettiren ve bundan sonra da kaybettirecek olan o kifayetsiz muhterislere gereken cevap verilecek mi; bunu zaman gösterecek..
O elitist tavırlarıyla ve güç sarhoşluğuyla yapıp ettiklerinin faturasının AK Parti’ye çıkartılmasına kim dur diyecek?
Kendilerine umarım çekidüzen verirler.
Bir oligark gibi davranmaktan vazgeçerler.
Başkan Erdoğan’ın verdiği yetkileri elitist bir kibirle veya oligark edasıyla kullanmaktan vazgeçmezlerse gayrı millet bunun faturasını topyekûn AK Parti’ye kesecektir.
O yüzden bu tür insanların, milletin gönlünde yeri olmayan elitist oligarkların bir kenara alınmalarında mutlak zaruret olduğu unutulmamalıdır.
Erdoğan defalarca AK Parti’nin davasını da duruşunu da anlattığı halde gayrı düşünenler ve davrananların varlığına şahit olmak, milletin güven duygusunu aşındırıyor.
Erdoğan şu sözleri boşuna mı söyleyip duruyor:
“AK Parti elitlerin partisi değildir. AK Parti kimsesizlerin partisidir. Bizzat milletin kurduğu ve tabelasını bizzat milletin astığı bir partidir. Bizim rotamızı millet belirler. Bizim siyasetimizin hududunu millet çizer. Biz millete efendi olmak için değil hizmetkâr olmak için varız.”
Erdoğan böyle diyor, ama pratik tam tersi.
Olacak şey değil.
Son seçimlerde millete tepeden bakan, AK Parti’ye sadece güç devşirmek için gelen kimilerinin aday gösterilmeleri, bürokraside benzer adamların güç ve kudret sahibi olmaları, bürokratik oligarkların suret değiştirerek varlığını pekiştirerek sürdürmeleri ve milletin hizmetkârı olması gereken kimi siyasetçilerin de oligarklar gibi davranmaya kalkışmaları milletin o ilk kuruluştaki AK Parti algısını bozmaya yetti. Erdoğan’in anlattığı ve şahsında ete kemiğe büründürdüğü AK Parti ile sahadaki AK Parti farklılaştı.
Millet gayrı AK Parti’nin kendisine ait olmaktan çıkıp elitlerin, bürokratik ve siyasal oligarkların partisi olduğuna inanmaya başladı.
Bu sözlerim herkesi aynı kefeye koyan genellemeci bir suçlama içermiyor elbet.
Ama milletin AK Partiye yönelik genel algısının bu yönde olduğunu içeriden biri olarak göstermeyi amaçlıyor.
Umarım sözlerimizin amacı doğru anlaşılır.
Değilse kendine zarar verir; AK Partiye kaybettirmeye devam ederiz.
Hiçbir şey olmamış gibi davrananlar her şeyi kaybedebilirler.
O yüzden Partinin eski ruhunu kuşanıp milletin tastamam sinesine dönmesi gerekiyor.
AK Parti kuruluş iddiasında Erdoğan’in de dediği gibi ne elitistlerin, ne millete parmak sallayan devletlûlerin ne de oligarkların partisidir. AK Parti milletin partisidir; kimsesizlerin kimi iddiasındadır. O halde vakit kaybetmeden tepeden tırnağa bunu topyekûn pratikte göstermelidir..
Milletin Erdoğan’dan beklediği budur.
Millet Kendine ait kendinden bir AK Parti’yle tekrar en güçlü yarınlara Türkiye’yi taşımak istiyor.”

