HANGİ MASKEYİ TAKARSANIZ TAKIN KALBİNİZİ DİNLEDİĞİNİZDE SİZE KİM OLDUĞUNUZU SÖYLEYECEKTİR…

0
maxresdefault

Tatlı Para (Ca$h) filminde soygun yapan insanlar o günkü hasılatı sayarlar..İkibin dolardan biraz fazla bir para kaldırmışlardır. Bu paranın az olduğunu ertesi gün daha fazla çalmaları gerektiğini tartışırlar aralarında. Sonra kendilerine ilişkin haber izlemek için Tv yi açtıklarında çaldıkları paranın on bin dolar olduğu iddiası ile şaşkına dönerler.. Soydukları dükkânlar çalınan paraları kat be kat fazla göstermiştir. Çetebaşının bu habere yorumu sinsi bir gülümseme ile gelir. “Uyanıklar sigortadan para yürütecekler” mealinde bir şeyler söyler.. Aslında sözün altında yatan şudur. Bize hırsız diyenlerin de bizden farkı yok..Bizler dükkanı, dükkanlar sigorta şirketlerini, sigorta şirketleri devleti soyuyor..

Ne Paralel Ne Meridyen 

Ahlaki değerleri üstün olan ve hukuki yapısı oturmuş toplumlarda çetevari yapılanmalar barınma alanı bulamaz. Burada meseleyi sadece birkaç kişinin suçuymuş gibi göstermek organizasyonları insandan soyutlamak çok önemli bir yanılgı ve saptırmacadır,. O organizasyonların içindeki insanların neden orada oldukları, oradaki yanlışları neden fark etmedikleri, kendilerinin o yanlışın hangi parçasını oluşturdukları soruları önemlidir.

Hakedilmeyen bir makamı ihsan eden kadar o makamı kabullenmekte bir sakınca görmeyen de beş para etmez biridir.

Üçüncü Tür

Bunlar hiçbir şeye inanmayanlardır. Ne şucu ne bucudurlar.. Bunlar nezdinde makam, para ve şöhret getiren herşey değerli, bunun dışında kalan herşey değersizdir..Egemen yapıya göre kılık ve maske değiştiren bu tür, enteljensiyada, siyasal alanda alabildiğine etkin hale gelmiş ve sayıca çoğalmış, necis anlayışları ülkenin ufkunu ve fikir dünyasını tarumar etmiştir..

Üçüncü türün piyasadan çekilmesi için güçlü bir aydınlanma hareketine ihtiyaç bulunmaktadır..

Kutsala kayıtsız kalmak, kutsalı kullanarak dünyevi kazanımlar(mal, şöhret, makam) elde etmekten daha affedilebilirdir.

Beline silah takınca kendini yasa koyucu sanan, eline geçirdiği tek iktidar imkanı olan direksiyon ile başkalarının yaşamlarına kastettiğini düşünmeden araba kullanan, elde ettiği makam ile ötekini ezmeye, yıpratmaya, silmeye uğraşan, kitlelere hitab etme makamında olunca kendini Tanrı zannederek insanlara nasıl yaşamaları, nasıl yeme içmeleri, nasıl eğlenmeleri gerektiğini telkin etmeye çalışan, eline verilen yasal yetkilerle başkasının hayatını zehir etmekten tuhaf bir haz duyan insanlardan sözediyorum.. Bir örgütten, organizasyondan sözetmiyorum.

Kısacası insanın hayatının özünü güç mü (siyasal, ekonomik vesaire) belirleyecektir, yoksa insanlığın tarih boyunca bağlı kaldığı ilkeler mi ?

Gücü olmadığını düşünenler demokrat, gücü eline geçirenlerin despot olması bir kural olmaktan çıkacak mıdır? Mesele budur?

Oysa Devrim değişen bir şeylerin olmasıdır. Peygamberlerin büyük devrimciler olmalarının anlamı da budur.

 

Bir yanıt yazın