Varsıl Yoksul Diyalektiği Ekseninde Devrim Söylemlerinin Acılı Arabeskten Öte Anlamı Yoktur
Allah zengin siz yoksulsunuz
(Yüce Kur’an)
Fukara
Fakirlik izafi bir durumdur. Yoksunluk ile yoksulluk farklıdır çünkü. Yoksulluğun(fakirliğin)tanımını yapmak zordur.
Çoğu kere fakirlikten değil fakirlik algısından sözetmek gerekir. Kapitalist anlayış fakirlik algısı üretir. Fakir olduğunu hissettikçe ihtiyaç sahibi olduğunu hissedersin. İhtiyaç sahibi oldukça tüketmeye çalışırsın. Tüketmeye çalıştıkça sıkıntıya düşersin.Çünkü ihtiyaçlar bitmez. Hep bir eksiklik hep bir sıkıntı halinde yaşarsın. Bu sıkıntılı ruh hali senin kolayca manuple edilmene; kullanılmana zemin hazırlar. Fakirlik hissi ile dolu olanların kaderidir bu.
Sana bu algıyı dayatanlara karşı olarak önüne kurtuluş reçeteleri koyan başkaları çıkar. Fakirlik algısına sahip olanlar onlar için en kolay lokmadır. “Herkese eşit gelir”, “hakça düzen”, “bağımsız ülke” sloganlarının büyüsü sarar seni. İçi boş bir yığın sloganın esiri olur; gerçek kurtuluşun ne olduğunu anlamadan bir kısır döngüye mahkum olursun. Algılarının mahkumu oluşun daha somut mahkumiyetlere kapı açar. Birilerinin borazanı ya da tetikçisi olmaktan başka bir seçeneğin yoktur. Özgür eylem devredışıdır. Hayat hamlenin bütün muharriki sadece sende olmayanların başkasında olduğuna olan öfkene dayalıdır. Bende neden yok yanılsaması seni her tür kirli emele açık hale getirir. Yoksulların kaderidir bu.
Oysa sorunlarımız ekonomik değildir. Kurtuluşa ermek ve hakça düzen kavramları ekonomik yeterlilik elde etmek olarak anlaşıldığında hiçbir şey anlaşılmamış demektir. Ekonomiden sözettiğinizde aslında hiçbirşeyden sözetmiş olmazsınız. Çünkü ne yoksulluğu tanımlayabilirsiniz, ne de ekonomik tatmini…
Bugün mesele insanlığın varolma meselesidir. Bütün eşitsizlikler, adaletsizlikler bir varolma algısı ile ilgilidir. Bu yüzden bütün insani ilişkileri içine alan bir algı ile varolan sıkıntıları aşabiliriz..
“Onda var bende niye yok”, “Onda var sende niye yok” yaklaşımı varolan sistemin devam etmesini, kapitalizmin güçlenmesini sağlayan bir anlayıştır. Bu anlayış maddi temellere dayandığından madde tarafından manipüle edilip kolayca imha edilebilir.
Maddeyle kurulan ilişki ile kurtuluşun olacağı anlayışı bırakın kurtulmayı, tarih boyunca bütün esaretlerin kaynağı olmuştur. Maneviyat amaçlı hareket yoksa ne devrim, ne kurtuluş, ne de adalet mümkündür. Hayata yoksulluk ve varsıllık diyalektiği ekseninde bakan her yaklaşım kölelik zincirlerini yanlarında taşımaktadır. Onlar asla devrimci ve kurtuluş neferi olamaz.
Devrim yoksul olduğu yanılsamasına inandırılmış kişilerin yapacağı bir iş değildir. Gecekondulardan bu yüzden devrimci değil arabeskçi çıkmaktadır. Ve bu ülkede devrim söylemleri sadece acılı arabesktir.
“Batsın bu dünya”
“Ya benimsin ya toprağın”
“Alem buysa kral sensin”
