İmtihan Yurdudur Dünya
Hepimiz ölümlüyüz.
Misafiriz aslında şu kürre-i arzda. Bir varız bir yokuz.
Hayat dediğimiz armağanın önemli iki ucu yaşam ve ölüm…
Ölüm; bir son değil, bir başka hayatın başlangıcı. Ötede kalıcı bir hayat vardır. Biz böyle inanırız.
İmtihan yurdudur dünya.
Her birimiz farklı sınanırız. Hepimiz ölümlü olduğumuzu biliriz ama bazılarımız nedense ölümsüz gibi yaşar. Sahip olduğu makamlar kimimize ölümsüzlük duygusu aşılar. O yüzden kimimiz kıyıcılaşırız. Hatamızı görmez oluruz. Körleşiriz. Hep başkalarının hatalarına odaklanırız. En yakınımızdakilerin hata diye bize görünen kimi davranışlarını sormadan-etmeden yargısız infaza tabi tutarız.
Bilmeyiz ki hiçbir şey sadece görünenden ibaret değildir. Bazen görünen, asıl görülmesi gereken gerçekliğin sütresidir.
***
İnsanoğlunun türlü hataları vardır. Günahları vardır. Sonuçta insanız, melek değiliz.
Hepimizin yanlış ilişkilenmeleri olabiliyor. Çoğu kez de bilmeden olabiliyor. Bazen iyi niyet, yani hüsnüzan gözümüzü kör edebiliyor. Yanılabiliyorsunuz. Yanıltılabiliyorsunuz.
Şayet isminiz ve namınız varsa yanlış ilişkilenmeler ve tanışıklıklar gelip sizi bulabiliyor.
Bazen doğru diye bildiğiniz yanlış çıkabiliyor. Gerçek dost diye sarıldığınız yılana dönüşebiliyor. Güvenilir bildiğiniz size en büyük darbeyi indirebiliyor.
Güvenmek istiyorsunuz. Güveniyorsunuz.
Güveniniz boşa çıktığında derinden sarsılıyorsunuz. Herkes güvensizlik telkin etmeye başlıyor sonra. Güvensizlik üzerine inşa edilen bir hayat, ölümden beter değil de nedir?
Kızgınlığımız, bizi kandırdıkları için değil, asıl içimizdeki güveni öldürdükleri içindir.
***
İnsanların imtihanı farklı farklı. Kimimiz güçle sınanıyoruz. Kimimiz yoksullukla. Her hâl u kârda sınanıyoruz işte. Dostlukla sınanıyoruz. Dostlarımıza nasıl davrandığımızla… Dost gibi görünenlerle sınanıyoruz. Başka türlü nasıl bilebiliriz ki kimin dost, kimin düşman olduğunu.
***
Dost, sahiplenendir. İyi günde de, kötü günde de. Ama daha çok kötü günde koşulsuz sahiplenendir dost. Zira iyi günde herkes sahiplenir.
Kötü günde size sahiplenenin adıdır dost. Sizi düşürmeyendir dost. Düşmenize izin vermeyendir. Düştüğünüzde de ayağa kaldırandır. Düşmenize sebep hatanız olsa bile. O hatanızdan dolayı sizi ayaklarıyla çiğneyen ve diliyle doğrayan kişiye dost denmez. Düşenin dostunun olmayacağının söylenmesi ne büyük bir acıdır. Oysa asıl düşenin dostu olmalıdır. Dost, düştüğünüzde yanınızda olandır.
***
Hayat ve ölüm içiçedir.
Bazen yaşarken ölürsünüz. Bazen ölürken yaşarsınız. Yaşarken kendilerini öldürenler, öldükten sonra tamamen yok olup giderler.
Arkalarında kötü bir nam bırakarak. Kimileri de kendilerini öldükten sonra da yaşatmayı bilir.
Arkasında hoş sada bırakarak göçüp gider. Kendini yaşatmak için başkasını manen öldüren alçaklardan olmamak lazım.
Ölüm gelip sizi yakaladığında hem ötede yüzünüz kara olmasın, hem arkanızda kötü konuşulmasın istiyorsanız kendiniz için ne istiyorsanız başkaları için onu isteyen ve size yapılmasını istemediğiniz hiç bir şeyi başkalarına yapmayan bir anlayış üzre yaşamalısınız!
Ölümlü bir dünyada yaşıyoruz.
Ölümün vaktini bilenimiz yok. Her an ölecekmişiz gibi yaşarsak birbirimizle yaşamayı ve birbirimizi yaşatmayı da önemseriz.
Kendilerini yaşatmak için başkalarının ölümüne sebebiyet verenler ne kötü insanlardır! Kendi hatalarını, kusurlarını ve günahlarını görmeden başkalarının hatalarını, kusurlarını ve günahlarını namertçe dillerine dolayıp manen ölümlerine sebebiyet verenler ne kötü yaratıklardır!
Kıskandıkları veya önlerinde engel olarak gördükleri ve/ya da kişisel nedenlerle sevmedikleri birilerini yaşarken manen öldürenlerin, türlü itibar suikastlarıyla katledenlerin, o birileri öldükten sonra timsah gözyaşları dökmeleri insanlık adına ne utanç verici bir şeydir!
Dost; örtendir, fâş eden değil! Dost; sahiplenendir, arkadan vuran değil! Dost; düştüğünde kaldırandır, tekmeleyen değil!
***
Birazdan ölüm elçisi kapımızı çalabilir.
Ölüm var, ölüm! Bize yaşamayı unutturan ölüm düşüncesi de, ölümü unutturan yaşam düşüncesi de kaybettirir, biline!

