RUHSAL RAHATSIZLIK OLARAK SİYONİZM VE PAGAN DİNLER
Freud, din ile ruhsal rahatsızlık arasında bağ kuruyordu.. Aslında ona göre bütün ruhsal rahatsızlıklar din kaynaklı idi. Bunu belirtmekle birlikte kendi Yahudiliğini inkar etmeden “insanlığın bir gün Yahudiliğin özünü bulacağını da belirtiyordu.
Yahudiliğin özünden ne kastettiğini hiçbir zaman anlayamayacağız…
Freud’tan anladığımız temel konu bütün nevrotik anlayışların kökeninde dinsel algıların olduğudur.
Bu yaklaşım elbette sorunlu olmakla birlikte kurumsallaşmış haliyle Yahudi dinsel geleneği ruhsal rahatsızlık üretme açısından incelenmeye değer.. İnsanın bir değer varlığı olduğu düşünüldüğünde, değerin bir anlam ekseninde yorumlanması ile, zemininden;özünden kopararak anlaması arasında derin bir fark olacaktır. Anlamsal zeminden kopan her etkinlik (felsefe din bilim sanat hukuk ahlak) bozucu ve yıkıcı sonuçlar üretecektir. Anlamdan yoksun olmak kişinin kendisiyle de ilişkisini bozacaktır. Sokrates’in hayat karşısındaki temel anlayışı “kendini bil” ilkesiydi.
Kendini bilmemek kendini kendine yabancı unsurlar tarafından kullandırtma sonucunu getirecektir.
Bu da insanın insanla, insanın evrenle ve insanın kendisiyle arasına uçurum koyacak; sosyal, psişik ve doğal alanda kişilik bölünmesine kapı açacaktır.
Elbette ruhsal rahatsızlığı bugünkü psikiyatrinin verileri ile ele almak yeterli değildir.
Son günlerde Gazzede yaşananları gördükçe bunun bir cinnet bir Nevroz bir histeri durumu olduğunu anlıyorum. Aristoteles’in ilkeye dayalı kötülük daha acımasızdır[1] şeklinde bir tespitini burada hatırlamakta fayda var. Yüce kavramlar ekseninde üretilen kötülük insan oluş durumunu bozar…Bu bağlamda Siyonizm bir tür insani olandan kopuşu ifade etmektedir.
Çünkü Siyonizm, bir ruhsal rahatsızlık durumunun ideolojik görünümüdür..
Gazze halkının şahsında bütün bir hayata, bütün bir insanlığa nefret gözüyle bakan paramparça beşeri durumdur bu.
Aristoteles “kötülük”le canavarlığı birbirinden ayırır. Kötülük ahlakın konusuyken, canavarlık ruhsal rahatsızlıkla alakalıdır. Bir insanı öldürmek ahlaki açıdan değerlendirilirken, işkence ederek insanları öldürmek ya da ölmüş insanların cesetleri ile iğrenç oyunlar oynamak arasındaki fark insan ve canavar olmak farkıdır..
Bu yüzden karşımızda ahlakı hukuku dini konuşabileceğimiz bir insani durum yoktur. Kendi kutsal kitaplarını bile ruhsal rahatsızlıkları ekseninde şekillendiren bir hastalıklı kitle dünyayı cehenneme çevirmeye devam etmektedir.
Konu hukukun konusu değildir. Konu ahlakın konusu da değildir.
Ruhsal rahatsızlıklar da fiziksel bazı hastalıklar gibi bulaşabilir. Hitleri hasta yapan da budur..
İnsanlık bu hastalık saçan zihniyeti ortadan kaldırmadığı müddetçe hepimiz bir gün bu canavara benzeyeceğiz..
[1]Aristoteles, Nikhamakhosa Etik Çev. Saffet Babür, Ankara,1997
