İSTİĞNADAN TUĞYANA GAZZE DERSLERİ
“Bize bir şey olmaz” anlayışı bütün azgınların temel özelliğidir. Bu anlayış iki temelsiz inanca yaslanmaktadır. Brincisi halihazırda kendisinden ya da sırtını dayadığı güçten daha üst bir gücün olmadığını düşünmeleri.
İkincisi bu gücün sürekli olduğunu ve ortadan kalkmayacağını düşünmeleri.
Bu iki yön aslında bu anlayışa sahip olanların bir kendini unutuş durumu yaşadıklarını göstermektedir.. Çünkü bu iki yönelim de anlamdan, ilkeden, insanlığın inandığı değerlerden yoksundur. Gücü ve kuvveti doğru değerlendirememekle kendi yok oluşunu içinde taşımaktadır..
Birincisi burada ve şimdi olanı esas alarak hayatın sürekli bir hareket akış ve değişim taşıdığını unutmanın, ikincisi ise akıbet, sorumluluk ve bedel ödeme gibi hayatın temel esaslarını ıskalamanın ifadesidir…
Oysa hayat ne burada ve şimdiki durumumuzun sabit olduğunu öğretir; ne de bu durumun ebedi devam edeceğini anlatır..
Hayat her an her şeyin değişebileceğini, hiçbir durumun ebedi kalamayacağını, maddi güç ve kuvvetin de (bu bağlamda maddenin ve maddi yönelimlerin) değişim ve dönüşüm süreçlerine tabi olduğunu söyler.
Bu yüzden maddi olanda sabiti arayan insanın büyük bir unutuş içerisinde olduğu kabul edilmelidir. Bu aslında bir kendini kaybediş ve yabancılaşma halidir.
Sabit olan değişmeyen ilkelerdir; insanın manevi yönelimleridir. Bütün insanların inandığı ortak değerlerdir. Adalettir, merhamettir, sorumluluktur..
**
Gazzedeki katliamlar unutuş halinin İsrail’e egemen olduğunu ve bunun da aslında bir yok oluşu içinde taşıdığını göstermektedir..
Ancak bu durumun sadece İsrail’e ait bir algı olduğunu düşünmek yanlıştır.. Güç ve kuvvet elde eden her insan öyle bir unutuşla imtihan edilebilir.. Bürokratlar, yöneticiler, krallar, sultanlar, başkanlar istiğna hali ile hastalanabilir. Her istiğna daima beraberinde tuğyanı getirir.
Tağut ise insanlığa daima kan gözyaşı ve zulüm hediye eder. Kendisi de tarihin karanlık köşelerinde kötü örnek olarak lanetli yerini alır..
