images
Devlet geleneği sosyal düzen istencinden beslenir.  Bu gelenek en temelde güvenliği esas alır. Bir devletin varolma sebebi en başta o ülkede yaşayanların emniyetini yani güvenliğini sağlamaktır. Bunun yolu da adalet ve hukukun üstünlüğünün benimsenmesinden geçmektedir.
Can güvenliği
Mal güvenliği
Gıda güvenliği
Hak ve hukuk güvenliği
Serbest dolaşım güvenliği
Fikir ve ifade güvenliği
Bu güvenliği sağlayan devletler yaşamayı yaşanılmayı hak eden devletlerdir..
Devlet belli bir inanca sahip olmasa da bu temel unsurları koruyorsa o devletin bir geleneği var demektir.. 
Devlet geleneğini yokeden unsurlar, ayrımcılık, gücün kötüye kullanımı, liyakat ve ehliyetin ciddiye alınmamasıdır. Bu durum devletin varolma amaçlarını ortadan kaldıran unsurlardır. Devlet geleneğinin(herkesi temsil eden otorite) olmadığı yerde bu boşluğu dolduracak çeteler; menfaat gurupları ortaya çıkar. Bu guruplar elde ettikleri güç ile ortak menfaat ekseninde ülkenin kaynaklarını sadece kendi bağlılarının hizmetine sundukları ölçüde ayakta kalırlar.  Bu durum devlet kurumlarının cemaat, örgüt gibi lokal oluşumların insafına terkedilmesi anlamına gelir. 
“Bizden” ve “ötekiler” denklemi ile yönetilen kurumlarda kişilerin kazanacağı imkan /imtiyaz ehliyet ve liyakati ile değil, çeteye yakın olup olmayışı ile ölçülür.  Örgüt ve cemaat mensupları “dünyayı sadece kendilerinin kurtaracağı” gibi üst anlatılarla kendilerini üstün-ayrıcalıklı gördüklerinden, kendilerini ahlaki olarak sorgulama imkanına da sahip olamazlar.
***
Ayrıca ehliyet ve liyakatın olmadığı kurumlarda yönetim boşlukları,  trajediler üretir.
Kötü niyetli hasta ruhlu tipler bu boşluktan istifade eder.. liyakatsiz yöneticilerin kuruma egemen olmamalarının farkında olması kendine egemenlik alanı bulan bu tiplerin eylemlerine göz yummasını getirir. Hatta liyakatsiz kifayetsizler çoğu kere bu tip insanlara ihtiyaç duyar..
Kurumdaki işleyiş tamamen felç olur… Kurallar yönetmelikler hepsi anlamsız formalitelere dönüşür. Kurallar, yerini keyfi uygulamalara bırakır .
Ahlaklı, onur ve hamiyet sahibi sıradan insanlar böylece sistemin dışına itilir.. Onların sistemin dışına itilmesi iki şekilde olur.
Bu liyakatsiz kifayetsizler tarafından üretilen sisteme hamiyet sahibi insanlar zaten dahil olamaz.
İkincisi bunlara müdahale etmeye başlayan hamiyet sahibi insanlar ciddi problemlerle karşılaşır. Fişleme, tezvirat, kumpas, tehdit şantaj gibi unsurlarla devre dışı bırakılma saldırısı ile karşı karşıya kalır.  
Bunun uç noktası sıradan insanların adalet duygusunu gerçekleştirmek adına hukuk dışı işlere yönelmeye, kendi adaletini kendisi sağlamaya hukukun gerçekleşmesini bizzat kendisi sağlamaya iter..
İşte liyakatsizlik ve kifayetsizlik tarafından darmadağın edilmiş hukuka ve hakkaniyete dayanmayan sistemin en önemli kurbanları bunlardır.

Bir yanıt yazın