Platon’un Tanrısı ve Yanlış Anlamalar: Üst İyi ve Augustinus’un Tanrısı

0
plato-and-social-psychology

Giriş

Platon’un ideaları sıklıkla, Tanrı’dan tamamen bağımsız bir üst yapı olarak yorumlanır; bu yorum, ideaların çoktanrıcılıktan ayrışmasını, Tanrı’dan bağımsız bir varlık alanı olarak göstermeye eğilimlidir. Ancak bu anlayış ontolojik olarak problemlidir: Tanrı’dan daha üstün bir “İyi” ideası düşünülemez. Modern yorumcular da bu çerçevede benzer bir çizgide durmaktadır. Werner Jaeger, Paideia’da şöyle belirtir:

“Platon ideaları çoktanrılı Yunan tanrılarının keyfi iradelerinden bağımsız olarak ontolojik bir üst gerçeklik düzeyi olarak konumlandırır.”¹

Bu perspektif, Platon’un idealarını, yüzeyde tanrılardan bağımsız gibi görünse de, ontolojik olarak mutlak düzen ve Tanrısal ilkeye bağlı olarak konumlandırdığını ortaya koyar. Böylece idealar, çoktanrıcılığın antropomorfik ve keyfi tanrı anlayışından ayrışırken, ontolojik olarak Tanrısal düzenle bağlantılı kalır.

Platon’un Tanrısı, Üst İyi Ideasının bizzat kendisidir, ve diğer idealar bu temel Üst İyi’den doğar. Bu düzenleme, ideaların metafiziksel olarak yalnızca keyfi tanrılardan bağımsız olmasını sağlarken, ontolojik olarak Tanrısal düzen ve mutlak mükemmellik ilkesine doğrudan bağlı kalmalarını güvence altına alır.

Filomythos’ta da ifade edildiği gibi:

“Platon’un metafiziğinde metafizik yalnızca varlığın yapısını değil; evrenin düzeni, ruhun kaderi ve Tanrı düşüncesiyle de yakından ilişkilidir.”²

Bu yorum, Platon’un Yunan kişisel tanrılarından ayrışma hamlesinin altını çizerken, ideaların ontolojik olarak Tanrısal ilkeden kopmadığını gösterir.

Augustinus’un Yorumu

Augustinus, Platon’un idealarını Tanrı merkezli bir çerçeveye yerleştirerek, eksik olan kişisel ve teistik boyutu tamamlamıştır. Bu yaklaşımda idealar, doğrudan Tanrı’nın zihninde var olur. Modern yorumcular bunu şöyle ifade etmektedir:

John Peter Kenney: “Augustinus’un Platoncu ideaları Hristiyan teolojisi içinde dönüştürülmüş ve Tanrı’nın zihninde konumlandırılmıştır.”³

Jonathan McIntosh: “İdealar, Tanrı’nın zihninde var olan mükemmel formlar olarak yeniden yorumlanmıştır.”⁴

Görünüşteki ontolojik çerçeve farkına rağmen, Platon’un Üst İyi’si ile Augustinus’un Tanrısı özde aynı mutlak ve değişmez gerçekliği temsil eder; fark, Augustinus’un bunu kişisel ve yaratıcı bir Tanrı çerçevesiyle somutlaştırmasıdır.

Platon’un ideaları ve Üst İyi kavramı, yalnızca ontolojik bir düzeni göstermekle kalmaz; aynı zamanda logos kavramıyla bağlantılıdır. Burada “logos”, evrenin akıl ve düzen ilkesini ifade eder ve ideaların kaynağı olarak Tanrısal aklı temsil eder. Platon’un mitik anlatılara karşı çıkması, tıpkı Xenophon’un Yunan tanrılarının keyfi ve ahlaksız davranışlarını eleştirmesi gibi, Tanrıyı kötü fiillerden ve keyfi iradeden arındırma amacını taşır. Bu bağlamda Platon’un metafiziği ve etiği, mitolojik çoktanrıcılıktan yükselerek, Tanrısal aklı ve Üst İyi Ideasını merkeze koymayı hedefler.

Sonuç

Platon’un ideaları, yüzeysel yorumlarda olduğu gibi Tanrı’dan bağımsız bir üst yapı değildir. Idealar, hem çoktanrıcılığın keyfi tanrı anlayışından ayrışır hem de ontolojik olarak Tanrısal düzen ve mutlak mükemmellik ilkesine bağlıdır. Augustinus, bu çerçevede ideaları Tanrı merkezli bir biçimde konumlandırarak, Platon’un metafizik düzenlemesini teolojik bir bağlamda tamamlamıştır. Bu inceleme, hem antik Platoncu düşünce hem de Hristiyan teolojik geleneği açısından ideaların ontolojik ve Tanrısal temellerinin tutarlı bir şekilde korunduğunu göstermektedir.

Platon’da idealar, Tanrı’dan bağımsız değildir; burada amaç, Yunanlıların kişisel tanrılarının ötesinde bir Tanrı’dan söz etmektir. Platon, Yunan tanrılarının bile, Üst İyi Ideasından türediğini ifade eder. Bu, Yunan çoktanrıcılığının ötesine geçerek, insanların yarattığı kişisel tanrıları devre dışı bırakmayı ve ideaların, en Üst İyi’den bağımsız olmadığını vurgulamayı amaçlar. Böylece Platoncu dizge, ideaların ontolojik ve ahlaki merkezini Üst İyi Ideasına yerleştirir. Aslında Augustinus’un vurguladığı da budur: idealar, Tanrı’nın zihninde var olur ve böylelikle mutlak düzenin ve mükemmelliğin kaynağı olarak Tanrı’ya bağlanır.

Pozitivist felsefe okumaları, Yunan tanrıları ile Platon’un Üst İyi’si arasında ayrım yapmayarak, ideaları Tanrı’dan bağımsız bir üst yapı olarak yorumlama eğilimindedir. Bu yaklaşım, hem Platon’a haksızlık yapmakta hem de metafizik yapıyı ciddi şekilde yanlış anlamaya veya çarpıtmaya yol açmaktadır. Platon’un amacı, kişisel ve keyfi tanrıları ideaların kaynağından ayırmak ve Üst İyi Ideasını merkeze koymaktır; bu bağlamda idealar, Tanrısal düzen ve logos ile sıkı bir bağlantı içindedir.

Bu yanlış algı, mitik anlatılar ile akılsal yorumları birbirine karıştırır. Platon, Sofistlere de karşıdır; çünkü onlar aklı, ilkesel olandan ve Üst İyi Ideasından kopararak sunmaktadırlar. Platon’un eleştirisi, akla değil, aklın ilkesel zemininden koparılmasına yöneliktir. Dolayısıyla onun hedefi, Tanrısal olana değil, Tanrısal diye sunulan, ancak ruhunu tahrip eden yanlış anlayışlara karşıdır. Bu bağlamda Platon’un Üst İyi ve idealar öğretisi, aklın ve Tanrısal düzenin korunmasıyla doğrudan ilgilidir.

Kaynakça

  1. Werner Jaeger, Paideia: The Ideals of Greek Culture, Vol. I-II, Oxford University Press, 1944.

  2. Filomythos, “IX. Platon’un Teolojisi – İyilik İdeası ve Aşkın Metafizik,” https://www.filomythos.com.

  3. John Peter Kenney, None Come Closer to Us than These: Augustine and the Platonists, MDPI Religions Journal, 2016, https://www.mdpi.com.

  4. Jonathan McIntosh, “Augustine’s Doctrine of the Divine Ideas,” https://jonathansmcintosh.wordpress.com

Bir yanıt yazın