hadislerde-toplumsal-curume-yusuf-ziya-keskin
Dünya meydanında ganimetler taksim edilirken, davasına ve işine samimiyetle sarılan gönül insanları ekseriyetle hatırlanmaz. Görünürde bir varlık göstermek yerine sessizce yükü sırtlayanlar, çoğu zaman takdir yerine ağır ve angarya görülen işlere layık bulunur. Buna karşılık; adımlarını dünyevi menfaatlere göre ayarlamayı, rüzgârı arkasına alıp koşullar ne olursa olsun yolunu bulmayı bilenler ise yüksek payelerle donatılır, yaldızlı makamlara oturtulurlar.
Oysa hakikat aynasında bakıldığında, makamların illüzyonu söner ve geriye yalnızca niyetler kalır. Müminin en büyük ve en sarsılmaz zaferi, fani alkışları toplamak değil, Allah’ın rızasını kazanmaktır.
Bu pencereden bakıldığında:
Beşerin “angarya” diye küçümsediği bir hizmet ile debdebeli bir makamı işgal etmek arasında, ihlasla yapıldığı sürece hiçbir fark yoktur.
Amele kıymet katan şey, işin şaşaası değil; arkasındaki Rıza-yı İlahi arayışıdır.
Samimi insanların en büyük rütbesi, herhangi bir fani tarafından taltif edilmek değil; mahlukatın Rabbi olan Allah’ın sevgisine mazhar olabilmektir. Zira kalplerde yer etmeyen makamlar silinip giderken, Hak katında karşılık bulan her bir zerre, ebedî bir zafer nişanesi olarak kalacaktır. İşte bir müminin zaferi budur. 

About The Author

Bir yanıt yazın