FON MESELESİ ÖZELİNDE KÖTÜLÜK HALİ
Kötülük bir haldir, iyilik de öyle…
Kötülük ahirete inanmamanın neticelerindendir. Bu tespit için Nahl suresi ayet altmışa bakılabilir. Ha birileri “ne bakacağız kardeşim, biz zaten onlara inanıyoruz” diye itiraz edebilir. Lakin inanmak amentüyü okumaktan ibaret bir ezber durumu değil zira Allah resulünden bize kadar gelen rivayetteki ifadeyle “din samimiyettir” ve samimiyet hayat tarzıyla neşvünema bulur.
Fon günümüz iktisadi yapısının insana sunduğu birikimini değerlendirme argümanlarından olarak görülebilir. Bir kamu sunumudur. Kaybetme veya kazanma her ikisi de olabilir. Fakat “kamunun sömürülmesi” adımlarından biri olarak bir fonda hisselerin dışardan dokunuşlarla şişirilmesini, birikimini değerlendirmek isteyenlerin aldatılması açısından ele almak gerekir.
İlk olarak ahiret bilinci olan biri Allah resulünün “aldatan bizden değildir” rivayetiyle düşünmesi gerekir. Aldatan bizden değildir demek bizimle yol yürüyemez veya biz onu yol arkadaşı edinmeyiz diye de okunabilir. Bu bakış ile ifade ele alındığında mesela o veya onlar, aldattıkları ve “biz hak, adalet çizgisinin savunucusuyuz” diyen ekipten olamazlar. Zira fonda birikimlerini değerlendirmek isteyen kitleyi aldatmışlardır, bu yolla kamunun hukukunu çiğnemişlerdir.
Kamunun hukukunu çiğnemeleri yönüyle de “Kimi bir göreve tayin ederiz de o bizden bir iğneyi veya ondan daha küçük bir şeyi gizlerse, bu bir gûlul (kamu malı hırsızlığı) olur ve kıyamet günü onu kendi boynunda taşıyarak getirir” (Müslim, İmâre, 30) ve “Öyle insanlar vardır ki, Allah’ın mülkü olan kamu malını haksız bir surette tasarruf ederler. Kıyamet günü onlara sadece ateş vardır” (Buhari, Humus, 7) hadisleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Zira bir kitleyi aldatarak kazanma yolunu bilerek tercih etmişlerdir.
Fıkhi yani hukuki boyutuyla bakıldığında bu işin içinde olanlar sadece fonda kendi birikimlerini değerlendirmek isteyenleri değil bütün bir toplumu aldatmış olurlar. Orada sömürülen kamudur, bütün bir toplumdur ve kamuyu sömürmek suçunu işlemiş olurlar. Cari hukuktaki karşılığını bilmiyorum onu zaten yetkiyi ellerinde tutanlar değerlendirir.
Meseleye Müslüman bir insan duyarlılığı ile bakıldığında ortada ciddi bir suç ve sömürü söz konusudur. Kamuyu sömüren eğer ahirete inandığı iddiasında ise yaptığı iş ile “ateşteki yerine hazır olması” gerektiğini düşünmeyi bütün ciddiyetiyle akletmelidir.
Yapılan bir kötülük halidir.
Kötülük bilinçli bir şekilde ve tasarlanarak işlenmiştir. Hata ile veya farkında olmadan bir kötülüğe sebep olmak veya işlemek ile bilerek ve tasarlayarak o kötülüğü işlemek aynı değildir ve bu hale Kur’an değinmektedir. Ve bu durum “üç beş kendini bilmezin” işi olarak da ele alınamaz zira emanetlerine tevdi edilen “kamu gücünü sömürerek” bu kötülüğe yol oluşturmuşlardır.
Fonlara para yatırıp “kısa yoldan kazanmak isteyenler düşünsün, bize ne” demekle de geçiştirilemez. Çünkü “kamuyu aldatmak, sömürmek” basit bir mesele olarak ele alınamaz. Fon bir sistem getirisi olarak vatandaşın hizmetine sunulmuşsa, hukuki ise, bütün adımları da hukuki olmalı ve vatandaşını korumalı, sömürülmesine müsaade edilmemelidir. Aksi halde vatandaşın umudu ile oynanır, umudunu yitirmek ülke için tehlikelidir.
Neden cari hukuk açısından bakmıyorum zira yukarıda da ifade ettiğim gibi o konu sistem bütünlüğü içinde zaten değerlendirilecektir. Bir Müslüman insan duyarlılığı konusu, insan olmak ve insan kalmak konusu bir sosyoloji olarak her zaman canlı tutulmalıdır. Bu duyarlılık ile bakıldığında Kıyame suresindeki “siz canlı, göz önünde, bir an önce ulaşmak istediklerinizi tercih ediyor ve hesabı, sonrayı, ahireti unutuyorsunuz” ifadesini iyi tefekkür etmek gerekir. Böyle bir aceleciliğimiz var ve bu hesapta aleyhimize bir durumdur.
İyilik haline gelince…
Sürdürülmesi gereken haldir ve “Allah iyileri sever” ifadesi öylesine bir ibare olarak Kitap’ta yer almaz.
