KOMPLOCU YAKLAŞIMIN BOYUTLARI

0
jul20_30_fraziskabarczyk-1024x576

        Komplolar güçlü ve kötü bir düşmanın  bizim yok olmamızı sağlayacağı şeklinde bir inancın uzantısıdır. O halde bir yerde komplo söylemlerinin ve komplo düşüncelerinin yaygın olmasının bir kaç anlamı vardır. 

        Birincisi oradaki insanların kendilerini güçsüz ve zayıf hissettiklerini, ikincisi  düşmanlarının çok olduğunu düşündüklerini ve üçüncüsü de ciddi anlamda gelecek kaygısı taşıdıklarını ifade eder.

        Elbette bu üç özelliğin bazı pratik gerçeklerle karşı karşıya olmayla bağı vardır. Ancak bunun ileri boyutu toplumsal barışın zarar görmesi ve bireylerin ruh sağlığının olumsuz etkilenmesi olarak kendini belli edecektir. Kendini zayıf hissetme, düşmanlarının çok olduğunu hissetme ve gelecek kaygısı taşıma bir toplumun varlığını tehdit eden en önemli tehlikedir.

       Komplocu söylemlerin güçlü olması ile ahlaki çürüme arasında da bağ vardır. Yaşanan sorunları çözmenin önündeki en önemli engel de budur. Ezilmişlik, sömürülmüşlük ve mağlubiyet söylemleri ile hem sorumluluktan kaçma, hem de kestirmeden menfaat devşirme sözkonusu olacaktır. Hatta bu söylemlerin etrafında örgütler, cemaatler ve fason yapılar vücut bulacaktır.

       Düşmanın en sevdiği zemin komplocu söylemlerin güçlü olduğu zeminlerdir. Ancak böyle zeminlerde kurtarıcı aranacaktır. Düşman çoğu kere kurtarıcı pozlarıyla sahneye çıkacaktır.. Dünyadaki manzara maalesef budur. Bu manzara bir komplo teorisi değil, karşı karşıya olduğumuz en büyük sorundur. 

       Komplolardan değil Sorunlardan Sözetmeliyiz

       “Su uyur düşman uyumaz”

        “İnsanlık tarihi komplolar değil sorunlar tarihidir” diyor bir yazar. Yani bir yerde komplo varsa orada mutlaka sorun vardır. Sorunu görmeyip komplolardan söz etmek en önemli yanılgılardandır.

       Sadece görünürde olana bakıp içsel zemini göremeyenler hemen meseleyi bir başka gücün müdahalesi ile açıklama yoluna gidiyorlar. En ucuz savunma yöntemlerinden biri de budur oysa..

       Her şeyi birilerin komplosuyla açıklamak ve başımız dara düştüğünde “dış güçler komplo yapıyor.” tarzında meselelere yaklaşmak da çoğu kere bizi kendimize ve ilkelerimize yabancılaştırıyor. Tarih boyunca hayatın en önemli gerçeği komplo ve komploculuktur.  Ama bir yerde komplonun olması sorunların olmasına bağlıdır. Sorunların olmadığı yerde komplo da olamaz. Vicdanı yaralanmış insanlar her zaman kullanılmaya ve maniple edilmeye müsaittir.

      Bu yüzden komploya dikkat etmek yerine sorunları görmek; görebilmek meselenin çözümünde önemli bir sıçrama sağlayacaktır. Halkının vicdanında yer edinmiş hakikati hiçbir dış güç komplolarla ortadan kaldıramaz.

    Bir toplumu güçlü kılan en önemli şey bilgi ve ahlaktır.

    Hoşgörü, adalet ve merhamet ve bilgelik ile kuşanmamışsanız her tür felakete hazır olmanız gerekir.

 

Bir yanıt yazın