HÜKÜMET KARŞITLIĞI “DÜZEN” KARŞITLIĞI ANLAMINA GELMEZ

0
Illustration of a Position of the volunteers in French revolution

Illustration of a Position of the volunteers in French revolution

Sistem kurulu düzendir. Hükümete karşı olmak, düzene karşı olmak ve değişimci ve devrimci olmak anlamına gelmez. Hükümetin iktidarına karşı çıkmak kurulu düzenin iktidarına karşı çıkmak değildir. Bir şeylere ne adına karşı çıktığınız önemlidir…Çok çeşitli iktidar biçimleri vardır. Bir iktidara karşı çıkmak bir başka iktidarın çıkarını korumak anlamına da gelebileceğinden Bu karşı çıkışın “devrimcilik” “muhaliflik” gibi ne olduğu bilinmeyen kavramlar ile kutsanması ve pazarlanması çok ciddi bir aymazlıktır.
 İktidar salt hükümetten ibaret değildir. Bir sistem binlerce iktidardan oluşur. Bu iktidarlar: Para sahipleri, Medya, Dini cemaatler, İdeolojik yapılar vesairelerdir. Bu İktidar odakları ya sistem içinde yer alırlar, ya da sistemi dönüştürmeye çalışırlar.. Parayı elinde tutanlar, cemaatler, örgütler, sistemden nemalandıkları oranda sistemin ayakta kalması için savaş verirler…           

Bu yüzden şu soruları cevaplamadan meselenin netleşmesi mümkün görünmemektedir.           

1-Kurulu düzen; sistem nedir?           

2-Bu sistem hangi iktidarlar tarafından üretilmiştir?           

3-Bu iktidarlar hangi ilkelerle hayata bakmaktadır?     

Dünyaya egemen Emperyalist hegemonyanın uşaklığını yapanlar “sistemin malıdır” Sistemin malı olmak 1. dünya harbi sonrası dayatılan ulus, millet ve devlet algısına iman etmek. modern laik ve seküler yaşamı desteklemek, Batı çıkarları adına savaşmaya gönüllü olmak, bütün varlığı ile Batıdan medet ummaktır. Devrim ise bu anlayışın dışına çıkmaktır..
Toplu Cevap:           

Dünyaya egemen kurulu düzen Batının pozitivist olan yaklaşımı tarafından (sosyolojik anlamda Batı) kutsalı refere eden herşeye karşı çıkarak bütüncül evren ve insan tasavvuru yerine “tektipçi” “üstün batılı” ve “beyaz adam” fikriyatına dayalı bir sistemdir.  Bu sistemde neyin iyi neyin kötü olduğunu teknolojik üstünlüğe sahip olan Batılılar sunar; altta olan ötekiler ise tüketir…           

Fikirlerden kıyafetlere kadar herşey beyaz adam tarafından belirlenir ve dayatılır… Savaşı, barışı, ülkelerin dost ve düşmanlarını hatta sınırlarını da onlar belirler.   Alttakilere tarihleri ve kendilerine ilişkin herşey bu efendiler tarafından -kendilerine bağlı yerlilerin- desteğiyle sunulur. “Üç tarafımız denizler beş tarafımız düşmanlarla çevrili” anlayışı bu zihniyetin ürünüdür. Bölünmüş Ortadoğu coğrafyası bu zihniyetin ürünüdür.  Kurulu düzen, Osmanlıyı yokederek topraklarını yağmalayan Emperyalistler tarafından oluşturulmuştur. Bu düzen Ortadoğu topraklarında kendilerine karşı çıkan kahramanları yoketmiş yandaşları da kral, başkan ve lider yapmıştır..Ulus devlet fikrini ve her ulusa bir devlet hurafesini/yalanını her çeşit araçla yaymaya çalışmıştır. Bu iktidar hayata sadece maddeci bir bakışla bakmaktadır.. Gerçeklik ve menfaat bu iktidarın kutsallarıdır. Bu anlayışta hakikat yok, sadece gerçek ve fayda vardır. Bu algı hegemonyacı, kaba gücü kutsayan, dünyayı sömürenler ve sürünmeye layık olanlar diye ikiye ayıran bir algıdır. Dünyanın Ve özellikle İslam dünyasının sorunu biraz da bu algı ile alakalıdır.O halde hangi iktidar biçimine sahip olurlarsa olsun insanlar kendi güç ve iktidarını ya bu egemen düzenin muhafazası yolunda ya da değiştirip dönüştürme hamleleri yaparak kullanacaktır. Bu noktada sizin bir iktidara sahip olmanız değil, iktidarı kullanma biçiminiz önemli olacaktır. Sizin hükümet iktidarında ya da hükümet dışı iktidar biçimleri içinde olmanız devrimci, yenilikçi ve dönüştürücü olmanızı sağlamayacaktır. Bu yüzden kendini insanlığın mutluluğu için ortaya atan herkes sistemin adamı olup olmadığına bakmalıdır.. İster Allah adına, ister devrim/özgürlük adına, ister vatan/millet adına yola çıkanlar hükümet iktidarına karşı çıkmanın sisteme ve kurulu düzene karşı çıkmak olmadığını anlamak zorundadır.                     

Şu an Ortadoğu’ya baktığımızda yüzyıl boyunca dayatılan sistemin çatladığını ve dağılmaya yüz tuttuğunu görmekteyiz. Son bir kaç yılda bölge milleti olarak yaşadıklarımız Ortadoğu insanının iktidar oluşunu engelleme mücadelesidir. Muhalif ve devrimci(!) diye nitelenen guruplar halihazırda maalesef sistemin devamı için mücadele etmekte ve bu mücadeleyi hangi iktidar adına yaptığını bilmemektedir. Bunu anlamak için neye niçin karşı çıktıklarına bakmak yeterlidir.

O halde; mevcut hükümet adına konuşmuyor olmak tarafsız dürüst ve adaletli olmak anlamına gelmez.. Hükümet iktidarına karşı olmak her zaman bir başka iktidar adına konuşmak anlamına gelir.. Bunda sorun yok elbette. Ama asıl sorun adına konuştuğunuz iktidarın neyi temsil ettiğidir, Vesselam.

 

 

Bir yanıt yazın