5548

Aldanıştan kurtulmanın yolu, dünya hayatının iyice anlaşılması ve sağlıklı tahlil edilmesinden geçmektedir. Kur’ân bu yüzden insanları dünya hayatı konusunda uyarmaktadır. En büyük aldanış dünya hayatına bakışta ortaya çıkmaktadır. Dünya bir amaç değil araç olarak değerlendirilmelidir. (Ankebut/64) (Muhammed/36) Dünya hayatı bir imtihan aracıdır. Bu unutulduğunda yani dünya amaç olmaktan çıkıp araç haline geldiğinde aldanış ortaya çıkmaktadır. Mü’min ile mü’min olmayanın hayata bakışı bu noktada farklılık arzetmektedir. Dünyayı  amaç haline getirmek (sekülerleşmek) dünya hayatında da insana mutluluk getirmeyecektir. Çünkü dünyayı amaç haline getirmek dünyayı ele geçirmek yolunda kıyasıya bir mücadeleyi getirecektir. Bu insanı çoğu zaman materyalistleştirecek, hayata hep dünyevi kar-zarar ölçüsü ile bakmasını getirecektir. Bu eğilim ise insani olanda uzaklaşmak anlamına gelecektir. Kişi kendisi dışında hiç kimseyi düşünmeyecek; kendinden başka değer tanımayacaktır. Bunun sonuçları da acı olacaktır haliyle. Bu eğilim”in egemen olduğu özellikle son yüzyılda insanın dünyaya fırlatılmışlığı, dünyaya yabancılaşmasını dile getiren anlayışların doğmasında görülmektedir. Dünyayı amaç haline getiren insanın dünyayı ele geçirme noktasında gösterdiği hırs insanın insana karşı olan savaşını artıracaktır. Dünya bir amaç ise bu konuda güçlü olanın ayakta kalması gerekecektir. Oysa şairin dediği gibi “kavgayı dünya içre kimse muzaffer olamamaktadır”. Dünya kimseye kalmamaktadır.(Hadid/20) Bu yüzden Kuran’ın aldanışı, öncelikle dünyayı amaç haline getirmek olarak öne koyması anlamlıdır.

Eğer dünyayı amaç haline getirenler dünyada geçici başarılar elde etseler de bu, müminleri asla aldatmamalıdır. Çünkü insanlar bazen dünyevi kazançları ölçü olarak kabul ederek kişilerin dünyevi kalkınmışlıklarını doğru yolda olmalarının delili olarak kabul edebileceklerdir. Oysa dünyevi başarılar hem uçucu hem aldatıcıdır. Kur’ân bu konuda da uyarmaktadır.(Mü’min/4)(A.İmran/196) Kesin inancı olanlar bu konuda aldanmazlar. Ancak hesabını hep basit dünyevi çıkarlar doğrultusunda yapanlar dünyevi en basit bir yenilgiyi bile doğru yoldan dönmek için bahane olarak kullanmaya çalışırlar. Bu daha çok münafıkların tavrıdır. Onlar hayata iman penceresinden bakmadıkları için kimi dünyevi hezimetlerin ardındaki hikmeti kavrayamazlar.(Ahzab/12)

Peki insan sadece dünyevî noktadan mı aldatılmakta; aldanış içerisine girmektedir. Hayır! Dünyanın aldatıcılığından sıyrılan insan’ın bir de Allah’ın adıyla aldatılması sözkonusudur. Yani  sadece seküler bir aldanış değil aynı zamanda maneviyatçı bir aldanış da sözkonusudur. Kur’ân bu noktayı da önemle belirtmektedir.(Fatır/5)Şeytan insanın apaçık düşmanıdır. Onun ayağının sürçmesi için çalışmaktadır. Zaten Cennetten çıkarılmanın sebebi de budur. Şeytan insanı iki noktada aldatmıştır. Birincisi dünya hayatı konusunda, ikincisi melek olma şeklinde öne çıkan maneviyat konusunda.(A’raf /22) Şeytan Adem ile eşinin yasak ağaçtan yedirmek için onlara ebedi kalıcılardan olmaları ve iki melek olmaları noktasında telkinlerde bulunmuştu. Allah’ın yasakladığı ağaçtan yerseniz ebedi kalırsınız – ki dünyanın amaç haline getirilmesidir bu-.Dünyayı amaç haline getiren insan dünyada ebedi kalmayı arzulayacaktır haliyle. İkinci telkin ise eğer bu ağaçtan yerseniz melek olursunuz.,Yani sizler sadece kulluk eden melekler gibi olursunuz. Ki bu şeytanî telkin tarih boyunca materyalizm ve ruhbanlık şeklinde tezahür etmiştir. Materyalizm insana dünya hayatında ebedi kalacakmış şeklinde bir anlayış vererek dünyayı amaç haline getirme görevinin üstlenmiş, Ruhbanlık ise insanı dünyadan ve insanlığından soyutlayarak onu adeta bir melek yapmaya çalışmıştır. Oysa her ikisi de büyük bir aldanıştır. Tarih materyalist ve ruhbânî eğilimlerin insanlığa vurduğu darbelerin örnekleriyle doludur. 

Aldatışa karşı Kur’ânla öğüt vermek gerekmektedir.(Enam/70) Hayata Kur’ân açısından bakmadan aldanıştan kurtulmak mümkün değildir çünkü.

İslâma karşı insanları aldatanlar ve dünyevî vaâdlerde bulunanlar hiç bir somut delil ortaya koymadan vaâdler yapmaktadırlar. Ne dünyayı ne ahireti kazanma noktasında somut bir delilleri bulunmamaktadır.

Bir yanıt yazın