PAPAZ’IN UNUTUŞU
Papaz olmak kendini temiz ve günahsız başkasını ise kirli ve günahkâr görmektir. Papaz olmak arınmış olmak, sorgulanamaz olmak, hatta başkasının günahlarını bile bağışlayabilecek bir üst durumda olmaktır. İşte bu durum Papazın trajik unutuşunu getirmektedir.
Kendi günahını unutan insan aslında kendini unutmuştur. Çünkü kişiyi kişi yapan biraz da hataları ve günahları değil midir? Kendini unutuş trajik bir durumdur. Papaz olmak da bir tür kendini unutuştur.
***
İnsan kendini hep üstün görür kendini hep değerli görür. İnsan hep kendini önemli sayar. Bütün başarıların ve kavgaların temelinde bu değerli sayış var. Bu da bizim bir üst ve alt gibi kategorilere sahip olduğumuzu gösterir. Bu olmasaydı “biz değerliyiz” “biz buradayız” diye bir ömür çaba gösterme gibi bir duruşumuz olmayacaktı. Bizi sıradan maddi dünyadan ayıran da bu.
Dünyanın birçok yerinde karşılaştığınız heykeller bunu anlatır. Yolda yürürken yemek yiyen insanlar bunu anlatır..sizin selamınıza karşılık ters ters bakan insan bunu anlatır. Tramvayda kulaklık takıp hiç kimseyle ilgisi yokmuş süsü veren genç bunu anlatır. “siz bana değer vermezseniz ben sizi önemsemem” demektir o.
Dostoyevski’nin Yeraltından Notlarındaki kahramanın bütün iç çelişkileri bunun üzerine kuruludur.
Kendini değerli görme varoluşsal bir durum. Ama burada önemli bir yol ayrımı var. Kendimi değerli görmem başkasını değersiz görmemle mümkün olabilir mi? Yani benim değerli oluşum başkasının değersiz oluşuna mı bağlı?
Değerli görüş başkasının değerini unutuşu getirirse burada önemli bir sapma boyverir. Başkası aşağı, ben üstünüm yanılsaması önemli bir yanılsamadır. İnsan kendini değerli kılan şeyin ne olduğunu unuttuğunda; değeri kendi ürünü saydığında problem başlar. Değerli sayış insanın ürünü değildir ama değeri unutuş, ya da değeri hatırlayış insanın elindedir. Kendimi değerli bilmem kendimin farkında olmam bana bağlı değil, ama kendimi unutmam bana bağlı. Herkesi eleştiren, herkesin günahından dem vuran bir çok insan kendini unutmuş görünmektedir.
Bu unutuşun en önemli sebebi hepimizi değerli kılan; hepimizin birbirimize muhtaç oluşunu belirleyen “ilke”yi unutmaktır. Çünkü değer kendimden değil, bu ilkeden gelmektedir. O halde ilkeyi unutmak değerin kaynağını unutmak; kendimizi kaynak ve asıl yapmaktır ki büyük unutuş budur. Varoluşçuların bir ömür söylemek isteyip de bir türlü söyleyemedikleri bu olsa gerektir.
Sürekli birilerini eleştiren, birilerinin hainliğinden, birilerinin merhametsizliğinden, birilerinin aymazlığından yakınan birçok insanda Papaz’ın ruh haline benzer bir ruh halinin olduğu söylenebilir.
Kendini değerli bilmek sağlıklı oluşun ,başkasını değersiz bilmek ise hastalığın belirtisidir..bu noktada Freud’un din ve nevrotik durum arasında kurduğu ilginin Kilise anlayışı ile ilgili önemli bir çözümleme olduğunu söyleyebiliriz. -Freud buradan çok yanlış yerlere savruluyor gerçi-
Kimileri kendilerini değerli göstermek için başkasına ait uydurma hatalar ve günahlar bile üretebiliyor ne yazık ki..
Dostlar eğer birini günahından ve yanlışlığından dolayı taşlayacaksanız önce kendi günahlarınızı hatırlamalısınız. Hıristiyan ahlakına ait önemli bir anlayıştır bu. Ama Papaz bu öğüdün kendine değil halka söylendiğini zannetmektedir. Oysa bu öğüt Papaza da söylenmiş olmaktadır.
**
“Allah’ı unutup da, Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.”(Yüce Kuran)
