Ak Parti Kendisinden Daha Önemli Bir Partidir
YILLAR ÖNCESİNE AİT BUGÜNÜ ANLATAN BİR YAZI: KELLİM KELLİM LA YENFA..
AK Parti’nin yeni dönemde yeni bir dost ve düşman algısı, yeni bir karşıt algısına sahip olması gerekir.
Çünkü girdiği bütün seçimleri kazanan bir Parti’nin en büyük zaafı menfaat şebekelerinin iştahını kabartan bir parti olmasıdır. Dolayısıyla bu parti, içinde en fazla ikiyüzlü barındıran bir parti olacaktır. Menfaat için gelenler sadece kendi çıkarlarına çalıştıklarından dolayı hükümetin ve AK Parti’nin kötü temsili noktasında önemli kayıpların kaynağı durumundadır.
Süreç içerisinde AK Parti’nin örselenmesi yıpranması ve seçimlerde isteneni alamaması ve hatta koalisyona mahkum olmasının sebebi budur. Bu yüzden yeni süreç AK Parti’nin geleceği ile ilgili çok hayati bir süreçtir.
AK parti dışarıdaki düşmanlara karşı daima ciddi darbeler vurmuş; çoğunun etkisini zayıflatmıştır. Ancak şu an AK partinin asıl düşmanları AK partili görünen bizzat devletin temel kurumlarında yuvalanmış bazı menfaat şebekeleridir.
O halde yapılması gereken nedir
1-Düşman Algısını Değiştirmek
2- Her alanda çoğulcu Olmak
Bunlar için köklü bir ıslah çabasına ihtiyaç vardır.
- Hükümete yakın bilinen Medyanın ıslahı
- Üniversitelerin ıslahı
- Belediyelerin ıslahı
- Milletvekillerinin ıslahı diyebileceğimiz dört alanda acil bir ıslah çabasına ihtiyaç vardır.
Önceki dönemde Belediyelere Kayyum atanması; Kayyum atanma mecburiyetinde kalınması devletin bölgedeki mekanizmalarının iyi çalışmadığı anlamına gelmektedir. Bunca Hendek olayları sonrasında bile Diyarbakır’da HDP nin yüzde 65 oy alması düşündürücüdür. Diyarbakır tamamen HDPnin veya DEM partinin insafına bırakılmıştır. Üniversite işlevsizdir. Valiler ve emniyet bir vizyon eksikliği ile maluldür.
Diyarbakır’da gençlere dönük devletin ciddi herhangi bir projesi yoktur. Gençler için vakit geçirme mekanlarının, oyun sahalarının ihdas edilmesi gerekmektedir. Gençleri kazanmaya dönük kültürel mekanların olması gerekir. Oysa koca Dicle Üniversitesi’nde araştırma yapılacak kapasitede bir kütüphane bile yoktur. Bu durumda belediyelere Kayyum atamakla meselenin çözülmesi mümkün değildir. Köklü tedbirler almak gerekmektedir.
Diyarbakır genç nüfusun çocukların çok yoğun olduğu bir bölgedir. Burada üniversitenin çok iyi ellerde olması; idealist iyi akademisyenlerin bulunması gerekir. Suriçi gibi Bağlar gibi bölgelerde oyun sahalarının, oyun parklarının, yüzme havuzlarının gençlerin vakit geçirebilecekleri ve eğitilebilecekleri mekanların yapılması zor değildir. Ama maalesef bu noktada çok yetersiz kalınmıştır. Bölgedeki gençler tamamen HDP’nin(DEM) Sivil Toplum Kuruluşu adı altındaki yapılanmalarına terk edilmiştir. PKK’nın Askerlik Şubesi gibi çalışan sivil toplum kuruluşları bu boşluğu doldurmuştur.
Ayrıca bölgede Batman, Muş, Bingöl, Hakkâri, Siirt, Şırnak gibi yerlere üniversite yerine araştırma merkezleri açılabilirdi Merkezi üniversite yani Diyarbakır Dicle Üniversitesi geliştirilebilirdi. Ortadoğu için merkez bir üniversite olabilirdi. Araştırma merkezleri dünya çapındaki akademisyenlere kapılarını açar ve bölge gerçeğini doğru bir biçimde tanıtma imkanı sunabilirdi. Oysa halihazırda bölgedeki üniversitelerin bırakınız ülke gerçeğine ne tür katkılarının olduğu, akademik bir zemine sahip oldukları bile kuşkuludur.
YURTDIŞI
Yurt dışında da gönderilen elemanların çoğu sorunludur Türkiye’yi temsil etme noktasında Türkiye’nin gerçeğini yurtdışındaki insanlara aktarma potansiyelleri bulunmamaktadır büyükelçiler tamamen eski dönemde Fetöye hizmet eden Kripto unsurlardı ve hatta hiçbir dil bilmeyen insanlar devletin imkanları ile yurtdışında sülalelerini de yanlarına alarak oralara da Sefa sürmüşlerdir ama biz bize imajımızı herhangi bir katkı sunmamışlar tam tersine oradaki imajımız birkaç tane Türkiye düşmanı organizasyonun insafına bırakılmıştır.
Burada açık yüreklilikle soruyorum Büyükelçilikler ve eğitim faaliyet yürüten Türkiye’ye bağlı organizasyonların Türkiye’nin gerçeğini anlatan kaç tane broşürü, kaç tane web sayfası, kaç tane dergisi, kaç tane gazetesi bulunmaktadır? Bu çok basit bir sorudur.
Yurt dışında da gönderilen elemanların çoğu sorunlu insanlardır. Bu yüzden ülkenin yurtdışında bir temsil sorunu bulunmaktadır. Türkiye’nin gerçeğine yurtdışındaki insanlara aktarma potansiyelleri bulunmamaktadır. Büyükelçiler tamamen eski dönemde FETÖye hizmet eden Kripto unsurlardı ve hatta hiçbir dil bilmeyen insanlar devletin imkanları ile yurtdışında yedi sülalelerini de yanlarına alarak oralarda safa sürmeye gidiyorlardı.. Bunların Türkiyenin imajına herhangi bir katkı sunmamış olmaları bir yana oradaki imajımız birkaç Türkiye düşmanı organizasyonun insafına bırakmışlardı..
Burada açık yüreklilikle soruyorum büyükelçilikler eğitim faaliyet yürüten Türkiye’ye bağlı organizasyonların Türkiye’nin gerçeğini anlatan kaç tane broşürü kaç tane web sayfası kaç tane dergisi kaç tane gazetesi bulunmaktadır?? Basit bir soru bu..
SONUÇ YERİNE
CHP ve ondan medet uman muhalif kesim ” iktidara geliyoruz” diyor bunu yabana atmayın..Unutmamak lazım; Erdoğan’ı devirmek onlar için bir hayat memat meselesidir. Bu yüzden bu konu çoğu kere muhalefeti de aşan bir konudur. Ak Parti içindeki AK partili görünümlü makam sahipleri bu süreçte suistimallerini artıracak ve hükümeti kötü temsil etme noktasında azami gayret göstereceklerdir..
İstanbul’u İmamoğlu Ankara’yı Mansur Yavaş nasıl aldıysa Türkiye’yi CHP’nin alması asla sürpriz olmayacaktır.
Bunu geri çevirmek ne kadar mümkün bilmiyorum. Ama durum böyle. Keşke olmasaydı..
Komplolar değil Sorunları görelim
“Su uyur düşman uyumaz”
Sadece görünürdeki başarılara bakıp da içsel zemini göremeyenler hemen meseleyi bir başka gücün müdahalesi ile açıklama yoluna gidiyorlar. En ucuz savunma yöntemlerinden biri de budur oysa..
Her şeyi birilerin komplosuyla açıklamak ve başımız dara düştüğünde “dış güçler komplo yapıyor.” tarzında meselelere yaklaşmak da çoğu kere bizi kendimize ve ilkelerimize yabancılaştırıyor. Tarih boyunca hayatın en önemli gerçeği komplo ve komploculuktur. Ama bir yerde komplonun olması sorunların olmasına bağlıdır sorunların olmadığı yerde komplo da olamaz. Vicdanı yaralanmış insanlar her zaman kullanılmaya ve maniple edilmeye müsaittir.
Bu yüzden komploya dikkat etmek yerine sorunları görmek; görebilmek meselenin çözümünde önemli bir sıçrama sağlayacaktır. Halkının vicdanında yer edinmiş hiçbir yönetimi hiçbir dış güç komplolarla ortadan kaldıramaz.
Ak Parti kaybettiğinde sadece Ak Parti kaybetmeyecektir. (devam edecek inşallah)
