kultur-yolu-festivali-kapsaminda-ul-530906816

Her şey birbirine öyle karıştı ki; çözmek istesen bir düğüm de sen atıyorsun.
Konya’da yıllardır İl Kültür Müdürlüğü’nün iştiyakıyla düzenlenen “Mistik Festival” bu yıl bir yandan Bakanlığın “Kültür Yolu” projesinin içine girerken diğer yandan da Büyükşehir’in ellerine kaldı.
Ortaklık tamam ama yapılagelen bir işin Kültür Yolu’na girmek de ne bileyim…
Şimdi çok ortaklı bir işte bile adres neresi, övgü kime, yergi kime varacak belli değil. Bu yüzden “festival” gibi bunlar da kapanın kucağında kalıyor, üzerine alınmayan alınmıyor.

Önceki gün Mevlâna Meydanı’nda Güzel Sanatlar Genel Müdürü kıymetli büyüğümüz, gönül insanı Sn. Ömer Faruk Belviranlı muhteşem bir konser verdi. Konserin sonunda “gönlü Gazze’de olan insanların” sitemleri anlaşılabilir. Çünkü işgalci İsrail aylardır kadın demeden, çocuk demeden, insan demeden hatta hayvan demeden vuruyor, Filistin topraklarında katliam yapıyor.

Fakat İsrail’le savaş tek cephede değil ki… Dünya starlarının, sanatçıların İsrail’e tepki açıklamaları da bu hain işgali bir gün durduracak iradeye dahildir.
Kaldı ki Belviranlı’nın seslendirdiği eserleri duysanız, mesela “Ben bu yolu bilmez idim” ilahisinin sözlerini işitseniz, ona haksızlık ettiğinizi anlarsınız.
Onun söylediği Bizim Yunus’un söylediğidir:
“Aşk oduna yanmayanlar, öleceğin sanmayanlar,
Göz açıp uyanmayanlar şöyle gaflet bastı gider.”

Sanat en güçlü silahlardan daha etkili…
Öyle olmasa aynı festivale 2019’da Barış Pınarı’nı bahane edip gelmeyen Şehram Nazeri’nin bu iradesi toplum tarafından kale alınmazdı. Sanatçının o yılki duruşuna bu yıl da Konya kamuoyu karşılık görmek istiyor. Fakat bu defa kamuoyunun tepkisinin kime varacağı belli değil.
Muhatap yok, çünkü başarıda “ben yaptım” diyenlerin sayısı artarken krizde “başını gömenlerin” sayısı artıyor.

Bizim bu kuduz dünya işgallerine karşı koyabilmemiz elbette güçlü silahlara sahip olursak mümkün. Fakat bu silahlar sadece top değil, tüfek değil.
En büyük eksikliğimiz ise samimiyet.
Yolları, kendini kültüre adamış insanların yanına uğramayanların, onların önüne taş koyanların “Kültür Yolu” böyle netameli oluyor.
Muteberlerin hesaba alınmadığı her şehre kalabalıkların uğultusu çöküyor.

Bir yanıt yazın