Ölçüyü Kim Koyuyor? Endeks İktidarı, Fon Skandalı ve Mîzan Emaneti

0
zenginlik1.jpg

Ekonomik Egemenlik Üzerine Eleştirel Bir Deneme

Özet

Küresel finansın bugünkü en sessiz iktidarı, paranın kendisinden çok paranın nereye akacağını belirleyen ölçütlerde yoğunlaşmaktadır. Bu yazı, MSCI(Morgan Stanley Capital İnternational) gibi endeks sağlayıcılarının teknik görünen sınıflandırma kararlarının nasıl gerçek sermaye hareketlerine, ülke kaderlerine ve siyasal sonuçlara dönüştüğünü “ölçüt iktidarı” kavramıyla çözümlemektedir.

Türkiye’nin 2026 tecrübesi meseleye nadir bir açıklık kazandırmıştır. MSCI’nin Haziran 2026 uyarısı ile Eylül 2026 fon skandalı aynı yapısal kusurun iki yüzünü göstermiştir: Türkiye dışarıda ölçüyü koyamamakta, içeride ise ölçüyü koruyamamaktadır.

Yazı bu çifte krize karşı ne komplo anlatısını ne de teknokratik teslimiyeti kabul eder. Ölçünün mülk değil emanet olduğu fikrini, İslâm şehir hukukundaki hisbe geleneği ile çağdaş gösterge düzenlemelerini karşılaştırarak yeniden kurar ve “ölçü emaneti” ilkesine dayanan beş katmanlı bir hukuki ve kurumsal program önerir.

Anahtar kavramlar: ölçüt iktidarı, ölçü emaneti, endeks sağlayıcıları, pasif yatırım, fiilî dolaşım, hisbe, ekonomik egemenlik

1. Giriş: Terazinin Sahibi

23 Haziran 2026’da New York merkezli özel bir şirket, yıllık piyasa sınıflandırma incelemesinin sonuçlarını açıkladı. Türkiye’ye ayrılan paragraf kısa ama ağırdı. Uluslararası yatırımcılar, bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakından ilişkili fonların pozisyonlarında tekrar eden olası koordineli işlemlerden ve bunun fiilî dolaşımdaki pay tahminlerini yapay olarak şişirmesinden kaygı duyuyordu. Şirket, Sermaye Piyasası Kurulu’nun attığı adımları kayda geçiriyor; ancak Kasım 2026 endeks incelemesine kadar yeterli ilerleme görülmezse Türkiye’nin ve Türk paylarının endekslerdeki muamelesi hakkında istişare başlatabileceğini bildiriyordu.[1] İki ay sonra, Eylül ortasında, yedi portföy yönetim şirketine ait yüzü aşkın fon katılma payı iadelerini ödeyemez hâle geldi. Kurul bu fonları tasfiyeye aldı, yüz binlerce yatırımcının birikimi askıya alındı ve borsa tek günde yüzde beşi aşan bir kayıp yaşadı.[2]

Bu iki olay arasındaki ilişki, meseleyi alışılmış tartışmaların ötesine taşır. Bir yanda, ülkenin finansal kaderi üzerinde büyük etkisi olan fakat ölçtüğü topluma hesap vermeyen özel bir ölçüt otoritesi vardır. Öbür yanda, o otoritenin uyarısından önce kendi piyasasındaki çürümeyi durduramamış bir iç denetim düzeni. Türkiye 2026’da çifte bir ölçü krizi yaşamıştır: dışarıda ölçüyü koyamamakta, içeride ölçüyü koruyamamaktadır. Birini görüp ötekini görmeyen her tahlil eksik kalır. Yalnız dış ölçütü suçlayan, içerideki yağmayı örter. Yalnız içerideki zaafı gören ise dışarıdaki hesapsız iktidarı olağan bir doğa olayı gibi kabullenir.

Bu yazının sorusu bu yüzden “MSCI haklı mı, haksız mı?” sorusu değildir. Asıl soru şudur: Bir toplumun iktisadi hayatını şekillendiren ölçüler kime aittir, kimin adına konur ve kime hesap verir? Cevap yalnız modern finans literatüründe aranmamalıdır. Ölçüyü bir kamu emaneti sayan daha eski bir hukuk ve ahlâk tecrübesi de bu soruya söyleyecek söz taşımaktadır.

2. İktidarın Yeni Adresi: Kredi, Kanaat, Ölçüt

Önce kurumsal ayrımı doğru kurmak gerekir. Morgan Stanley ile MSCI aynı kuruluş değildir. MSCI 2007’de halka arz edilmiş, Morgan Stanley de elinde kalan payları 19 Mayıs 2009’da fiyatlanan ikincil arzla satarak şirketle sermaye bağını koparmıştır.[3] Bu ayrım yalnız isim benzerliğinden doğan kolay genellemeleri önlediği için önemli değildir. Asıl önemi, iktidarın biçim değiştirdiğini göstermesidir.

Küresel finansta üç ayrı güç biçimi yan yana durur. Banka krediyi, yani paraya erişimi denetler. Derecelendirme kuruluşu kanaati, yani borçlunun güvenilir sayılıp sayılmayacağını belirler; Timothy Sinclair bu kuruluşları haklı olarak “sermayenin yeni efendileri” diye adlandırmıştı.[4] Endeks sağlayıcısı ise üçüncü ve en az tartışılan gücü taşır: ölçütü. Hangi ülkenin “gelişmiş”, hangisinin “gelişmekte olan”, hangisinin “sınır” piyasa sayılacağına, hangi şirketin hangi ağırlıkla sepete gireceğine o karar verir.

Bu güç, pasif yatırımın yükselişiyle nitelik değiştirmiştir. Endeksi birebir izleyen fonlar, endeks değiştiğinde kendi muhakemeleriyle değil, kural gereği alır ve satarlar. MSCI’nin 2025 ortasındaki açıklamasına göre yalnız onun hisse senedi endekslerini izleyen borsa yatırım fonlarının varlıkları 2 trilyon doları, MSCI endekslerini ölçüt alan toplam varlıklar ise 17 trilyon doları aşmıştır.[5] Sektör üç büyük oyuncunun elindedir: FTSE Russell, S&P Dow Jones Indices ve MSCI, küresel endeks gelirlerinin üçte ikisinden fazlasını paylaşmaktadır.[6] Johannes Petry, Jan Fichtner ve Eelke Heemskerk’in tespit ettiği gibi bu şirketler artık yalnız bilgi üretmemekte, sermayeyi fiilen yönlendiren bir özel otoriteye dönüşmektedir.[7] Sahipliğin birkaç dev varlık yöneticisinde yeniden yoğunlaştığı ve Benjamin Braun’un “varlık yöneticisi kapitalizmi” diye adlandırdığı düzende bu otoritenin etki alanı daha da genişler.[8]

Türkiye için bu soyut bir mesele değildir. Borsa İstanbul üzerine yapılan ampirik bir çalışma, MSCI Standart endeksine dahil edilmenin duyuru tarihi civarında güçlü bir fiyat etkisi doğurduğunu göstermektedir.[9] Bir komite toplantısında verilen karar, Türkiye’deki bir şirketin piyasa değerini, ürettiği mal ya da istihdam ettiği insanlarla hiçbir ilgisi olmaksızın değiştirebilmektedir.

3. Ölçüt İktidarının Anatomisi

Ölçüt iktidarı, ölçen kurumun ölçtüğü gerçekliğin oluşumuna katılmasıdır. Bu tanım bir mecaz değil, beş somut mekanizmanın özetidir.

Birinci mekanizma: Ölçüm kendini gerçekleştirir

Donald MacKenzie, finansal modellerin piyasayı fotoğraflayan bir kamera değil, onu harekete geçiren bir motor olduğunu göstermişti.[10] Endeks de böyle çalışır. İsrail’in 2010’da MSCI tarafından gelişmekte olan piyasa sınıfından gelişmiş piyasa sınıfına geçirilmesi, değişikliğin yürürlüğe girdiği ay ülkeden yaklaşık 2 milyar dolarlık net hisse fonu çıkışıyla sonuçlanmıştır.[11] Sebep basittir: İsrail, içinde görece büyük olduğu gelişmekte olan piyasalar sepetinden çıkıp devasa gelişmiş piyasalar sepetinde önemsiz bir ağırlığa düşmüştür. Ülke “terfi” etmiş, sermaye ise gitmiştir. Toplumsal gelişmişlik ile finansal ödül aynı yönde hareket etmek zorunda değildir; sonucu çoğu zaman ölçünün iç geometrisi belirler.

İkinci mekanizma: Hakem müşterisine danışır

Piyasa sınıflandırması kararları büyük ölçüde uluslararası yatırım camiasının görüşlerine dayanır. Bu camia, aynı zamanda endeks lisansı için ücret ödeyen müşteri kitlesidir. Haziran 2026 metnindeki belirleyici ifade de budur: “piyasa katılımcıları” daha ayrıntılı ve zamanında nihai faydalanıcı açıklaması, güçlü gözetim ve koordineli işlemlere karşı etkili yaptırım beklemektedir.[12] Ölçülen ülkenin tasarruf sahipleri, çalışanları ve üreticileri bu istişarenin tarafı değildir. Theodore Porter’ın gösterdiği gibi sayılar, ortak bir güven zemininin bulunmadığı yerde güvenin yerine geçen bir mesafe teknolojisidir.[13] Endeks, birbirini tanımayan küresel sermaye ile yerel toplum arasındaki mesafeyi aşmanın aracıdır; fakat bu araç yalnız bir tarafa hesap verir.

Üçüncü mekanizma: Özel otorite kamusal hesap verebilirlikten muaftır

Avrupa Birliği 2016/1011 sayılı Gösterge Tüzüğü ile, IOSCO ise 2013 tarihli Finansal Göstergelere İlişkin İlkeler ile bu alanı düzenlemeye çalışmıştır.[14] Bu düzenlemeler yönetişim, yöntem açıklığı, şikâyet usulü ve çıkar çatışmasının yönetimi gibi süreç kuralları getirir. Ancak bir ülkenin hangi sınıfa konacağına dair esas kararı denetlemez ve ölçülen ülkeye usulî bir taraf statüsü tanımaz. Böylece bir ülkenin sermaye maliyetini etkileyen karar, ne o ülkenin parlamentosuna ne de herhangi bir uluslararası yargı merciine bağlı olan bir komitede verilir.

Dördüncü mekanizma: Teknik olan ile siyasal olan iç içedir

MSCI, 2 Mart 2022’de Rus pay piyasasını “şu an itibarıyla yatırım yapılamaz” sayarak bir hafta içinde gelişmekte olan piyasalar endeksinden çıkarmış ve tek başına piyasa sınıfına almıştır.[15] Yaptırımlar ve piyasa kapanışları karşısında bu karar teknik olarak gerekçelendirilebilir. Fakat aynı tecrübe, ölçünün jeopolitikle birlikte, hatta ondan daha hızlı hareket edebildiğini de göstermiştir. Çin A paylarının endekse dahil edilme oranı 2019’da üç adımda yüzde 20’ye yükseltilirken ABD’li senatör Marco Rubio, MSCI’yi Amerikan emeklilik tasarruflarını Çin şirketlerine yönlendirmekle suçlayarak kamuoyu önünde sorgulamıştı.[16] MSCI’nin cevabı öğreticiydi: Hiçbir ABD yasası böyle bir endeksi yasaklamıyordu. Tartışmanın referans hukuku, ölçülen ülkenin değil, ölçenin ülkesinin hukukuydu.

Beşinci mekanizma: Hızda ve geri dönüşte asimetri vardır

28 Ocak 2026’da MSCI, Endonezya’daki düşük fiilî dolaşım kaygıları nedeniyle bu ülkenin paylarına ilişkin ağırlık artışlarını ve yeni endeks girişlerini dondurduğunu açıkladı. Cakarta borsası iki seansta yaklaşık yüzde 15 değer kaybetti ve borsa başkanı istifa etti.[17] Pakistan 2021’de büyüklük ve likidite ölçütlerini karşılamadığı gerekçesiyle sınır piyasa sınıfına indirildi.[18] Yunanistan 2013’te gelişmiş piyasa sınıfından gelişmekte olan piyasa sınıfına düşürüldü; gelişmiş sınıfa dönüş kararı ise ancak 2026’da, Mayıs 2027’de yürürlüğe girmek üzere alınabildi.[19] Ceza bir açıklamayla gelir; itibarın iadesi ise yıllar, bazen on yılları bulur.

Bu beş mekanizma bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo, ne “objektif bir termometre” ne de “gizli bir el” tablosudur. Ortaya çıkan, kendi ölçütlerine göre tutarlı çalışan fakat ölçtüğü toplumlara karşı kurumsal bir sorumluluk taşımayan özel bir yönetişim gücüdür. Susan Strange’in yapısal güç kavramı tam da buna işaret eder: başkalarının içinde hareket etmek zorunda kaldığı çerçeveleri belirleme gücü.[20]

4. Türkiye: Aynanın İki Yüzü

Türkiye’nin 2026 tecrübesi, ölçüt iktidarının hem tehlikesini hem de rahatsız edici bir hakikatini aynı anda görünür kılmıştır.

Olayların sırası önemlidir. MSCI’nin uyarısı 23 Haziran’da geldi. S&P Dow Jones Indices de Temmuz başında Türkiye’yi olası özel tedbirler ve sınıf indirimi bakımından izleme listesine aldı.[21] Sermaye Piyasası Kurulu 28 Ağustos’ta serbest fonların halka açıklığı düşük şirketlerdeki pay yoğunlaşmasını sınırlayan düzenlemeleri yayımladı. 11 Eylül’de ise fiilî dolaşımdaki payların hesaplanmasına ve yüzde 3’ü aşan pay sahipliklerinin bildirimine ilişkin yeni kurallar yürürlüğe girdi.[22] Bu adımların ardından başlayan geri çekilme dalgası, fonların likidite uyumsuzluğunu açığa çıkardı. Eylül ortasında yedi portföy yönetim şirketine ait 130’u aşkın fon tasfiyeye alındı. Kamuya yansıyan büyüklük 800 ila 900 milyar lira, etkilenen yatırımcı sayısı ise yüz binlerle ifade edilmektedir. Ceza soruşturmaları sürmektedir; kişisel sorumluluk meselesi yargının takdirindedir.[23]

Kamuya yansıyan mekanizma, MSCI’nin Haziran’da tarif ettiği tabloyla örtüşmektedir. Fonlar ilişkili oldukları küçük şirketlerin dolaşımdaki paylarının büyük bölümünü toplamış, bu alımlarla hem pay fiyatlarını hem fon getirilerini yükseltmiş, yüksek getiriye çekilen yeni para da döngüyü beslemiştir. Sistem ancak para girişi sürdükçe ayakta kalabiliyordu.

Burada iki hakikat birlikte söylenmelidir. Birincisi şudur: Dış ölçüt, iç denetimin göremediğini ya da görüp üzerine gitmediğini önce dile getirmiştir. Kurulun en kapsamlı adımları dış uyarıdan sonra gelmiştir. İçerideki terazi bozulduğunda dışarıdaki terazi fiilî bir denetçiye dönüşür. Bu, egemenlik kaybının dışarıdan dayatılmadan önce içeriden başladığını gösterir. Kendi piyasasının dürüstlüğünü kendisi güvence altına alamayan bir ülke, bu güvencenin yokluğunu başkalarının raporlarından öğrenmek zorunda kalır.

İkinci hakikat, ilkinin göründüğü kadar MSCI lehine bir delil olmadığıdır. MSCI’nin kaygısı, uluslararası yatırımcının satın aldığı payın gerçekten serbestçe işlem görüp görmediğidir. Kaygının öznesi uzaktaki yatırımcının portföyüdür, fonlara birikimini emanet etmiş yerli tasarrufçu değil. Aynı fiilî dolaşım rakamı, yabancı yatırımcı için bir endeks ağırlığı hesabıydı; yüz binlerce yerli tasarrufçu için ise yılların emeğiydi. Dış ölçü uzaktakini korumak için tasarlanmıştır. Yakındakini koruyacak terazi ise yerinde değildi.

Bu nedenle “MSCI’nin aktardığı kaygılar araştırılması gereken iddialardır” türünden ihtiyatlı bir dil artık yeterli değildir. Kaygılar, kamuya yansıyan büyüklüğüyle bir piyasa skandalına dönüşmüştür. Tenkit iki yöne birden yönelmelidir: hesapsız dış ölçüt iktidarına ve kendi ölçüsünü koruyamayan iç düzene.

İç düzenin zaafı da yeni değildir. Türkiye 1989’da sermaye hesabını serbestleştirerek kısa vadeli dış sermayeye açık bir büyüme rejimine geçti ve sonraki krizlerin önemli bölümü bu bağımlılığın ritmine göre şekillendi.[24] Devlet ile iş dünyası arasındaki ilişkinin kurumsal kurallardan çok takdirî imtiyazlar ve kişisel yakınlıklar üzerinden yürüdüğü bir yapıda piyasa dürüstlüğü de kolayca pazarlık konusu olur.[25] Kısa vadeli sermayeye bağımlılığı artıran her tercih, dışarıdaki ölçütün içerideki etkisini büyütür.

5. Ölçünün Metalaşması: Kapitalizme Yapısal Bir Tenkit

Karl Polanyi, piyasa toplumunun emeği, toprağı ve parayı, satılmak için üretilmemiş oldukları hâlde meta gibi muamele görmeye zorladığını göstermişti. Bunlar “kurmaca metalar”dı ve toplum, onların sınırsız piyasalaşmasına karşı kendini korumak zorunda kalıyordu.[26] Bugün bu listeye dördüncü bir kurmaca meta eklenmiştir: ölçünün kendisi. Endeks lisanslanan, fiyatlandırılan ve kendisini izleyen varlıkların büyüklüğüne göre gelir üreten bir mülktür. Ölçünün sahibi, ölçünün kullanımından rant elde eder.

Mariana Mazzucato’nun değer yaratma ile değere el koyma arasında yaptığı ayrım burada yol göstericidir.[27] Bir fabrika mal üretir, bir öğretmen bilgi aktarır. Endeks sağlayıcısı ise başkalarının ürettiği değerin hangi kanallardan akacağını belirleyerek gelir elde eder. Bu faaliyetin toplumsal bir işlevi vardır: Dağınık sermayeye ortak bir dil kazandırır. Ancak işlevin varlığı, gücün hesapsız kalmasını meşrulaştırmaz.

Wolfgang Streeck, borç ve finansallaşma çağında devletlerin iki ayrı halka hesap vermek zorunda kaldığını gösterir: oy veren vatandaşlardan oluşan devlet halkı ile alacaklılardan ve yatırımcılardan oluşan piyasa halkı.[28] Endeks sağlayıcısı, piyasa halkının sözcüsü gibi çalışır. Dani Rodrik’in üçlemesi de aynı gerilime işaret eder: Derin küresel ekonomik bütünleşme, ulusal egemenlik ve demokratik siyaset aynı anda bütünüyle gerçekleştirilemez.[29] Ölçütleri dışarıda belirlenen bir piyasada demokratik tercihlerin alanı sessizce daralır. Hiçbir yasa değişmeden, hiçbir oy kullanılmadan, bir ülkenin hangi iktisadi önceliklerinin “yatırım yapılabilir” sayılacağı başka bir yerde belirlenir.

Bu tenkit, finansal ölçütleri bütünüyle reddetmek anlamına gelmez. Ölçü hem disiplin hem bağımlılıktır. Türkiye örneğinde görüldüğü gibi dış ölçüt kimi zaman içerideki yağmaya karşı neredeyse tek fren işlevi görebilir. Mesele “ölçüt mü, egemenlik mi?” diye kurulmuş yanlış bir ikilik değildir. Mesele, ölçünün kime karşı sorumlu olduğu ve ölçülenin ölçü üzerinde ne kadar söz hakkına sahip bulunduğudur. Ha-Joon Chang’ın hatırlattığı gibi, bugün gelişmiş sayılan ülkeler kendi kalkınma dönemlerinde bugün başkalarına önerdikleri kurallara uymamışlardı.[30] Ölçüt, tarih boyunca çoğu zaman merdiveni çıkmış olanın arkasından gelenler için koyduğu kural olmuştur.

6. Yanlış Teşhisler: Komplo, Teslimiyet ve Mazlumiyet

Ölçüt iktidarına yönelik eleştiri, üç yanlış teşhisle sık sık zayıflatılmaktadır.

Komplo anlatısı

Bu yapıyı Yahudilere, İngilizlere ya da herhangi bir halka ortak bir irade atfederek açıklamak yalnız ahlaken yanlış değildir; analitik olarak da silahsızlandırıcıdır. Ölçüt iktidarının en önemli özelliği incelenebilir, belgelenebilir ve düzenlenebilir olmasıdır. Yöntem belgeleri yayımlanır, istişareler duyurulur, lisans ilişkileri ve ücret yapıları bilinir, şirketler belirli hukuk düzenlerine tabidir. Komplo anlatısı ise bu somut, itiraz edilebilir ve hukuken muhatap alınabilir yapıyı her şeye gücü yeten, yenilemez ve muhatap alınamaz bir düşman imgesiyle değiştirir. Böylece eleştiri hedefini kaybeder, öfke kalır, eylem kapasitesi sıfırlanır. Mülkiyet ilişkileri, şirket çıkarları ve siyasal tercihler görünmez olur. 2026 tecrübesi bunu açıkça göstermiştir: Yerli tasarrufçunun birikimini eriten mekanizma uzaktaki hayalî bir iradeden değil, içerideki somut ilişkilerden doğmuştur. Komplo anlatısı teşhir ettiğini sandığı gücü örter ve en çok hesap vermesi gerekenlerin işine yarar.

Teknokratik teslimiyet

Endeksin “piyasanın objektif aynası” olduğu kabulü de en az komplo anlatısı kadar yanıltıcıdır. MacKenzie’nin çözümlemesi ve İsrail örneği, ölçünün ölçtüğünü değiştirdiğini göstermektedir. Alain Desrosières’in istatistik aklının tarihine dair çalışmasının hatırlattığı üzere her büyük sayı bir sınıflandırma kararına, her sınıflandırma kararı da bir yönetme biçimine dayanır.[31] Teknik uzmanlık, hangi amaçlara hizmet ettiğinin sorgulanmasını engelleyen bir otoriteye dönüştüğünde bilgi olmaktan çıkar, iktidar olur.

Mazlumiyet edebiyatı

Bütün kırılganlığı dış kuruluşlara yüklemek, içerideki sorumluluğu aklamanın en kolay yoludur. 2026 tecrübesi, dış ölçütün eleştirisinin iç düzenin ıslahıyla birlikte yürümediğinde inandırıcılığını yitirdiğini göstermiştir. Kendi terazisini koruyamayan, başkasının terazisine itiraz etme gücünü de kaybeder.

7. Mîzan Emaneti: Kurucu Bir Çerçeve

Modern finans literatürü ölçüt iktidarını tarif etmekte güçlüdür; fakat ona karşı hangi ilkenin konacağı konusunda çoğu zaman sessizdir. Bu boşluk, ölçüyü bir kamu emaneti olarak gören daha eski bir hukuk ve ahlâk tecrübesiyle doldurulabilir.

Kur’ân’da mîzan, varlığın düzenine yerleştirilmiş bir ilke olarak anılır. Gök yükseltilmiş, mîzan konulmuş; ölçüde haddi aşmamak, tartıyı adaletle tutmak ve eksik tartmamak emredilmiştir.[32] Mutaffifîn sûresi, başkasından alırken tam ölçüp başkasına verirken eksik tartanları kınamakla açılır.[33] Burada ölçü, sahibinin keyfine bırakılmış bir mülk değildir; bütün tarafların hakkını koruyan bir emanettir. Ölçüye yapılan haksızlık, tek tek işlemlerdeki haksızlığın ötesinde, toplumsal düzenin kendisine yöneltilmiş bir saldırıdır.

Bu ahlâkî ilke, İslâm şehirlerinde somut bir kuruma dönüşmüştü: hisbe. Muhtesib, çarşıda ölçü ve tartı aletlerini sınar, ayarlar ve mühürlerdi. Ölçü ve tartı denetimi bu makamın kimliğiyle neredeyse özdeşleşmişti.[34] Hisbe tecrübesinin bugüne söylediği şey şudur: Ölçünün doğruluğu piyasanın kendi iyi niyetine bırakılmamış, kamusal bir makamın sorumluluğu sayılmıştır. Ölçüyü kullanan ile ölçüyü denetleyen birbirinden ayrılmış, ölçünün kendisi de denetime tabi tutulmuştur.

Bugünkü durum bunun tersidir. Küresel sermaye piyasasının terazisini, o teraziyi kullanan tarafların hizmet sağlayıcısı olan özel şirketler kurmakta, ayarlamakta ve mühürlemektedir. Terazinin muhtesibi yoktur.

Buradan iki kavram arasında kurucu bir ayrım doğar. Ölçüt iktidarı, ölçüyü koyma yetkisinden doğan ve ölçülene karşı sorumluluk taşımayan güçtür. Ölçü emaneti ise ölçünün, ölçülen herkes adına tutulan bir emanet olduğunu ve bu nedenle belirli yükümlülükler doğurduğunu ifade eder. Bir ölçünün emanet niteliği beş ölçütle sınanabilir:

  • Hesap verme: Ölçü, yalnız onu kullananlara değil, ölçtüklerine de gerekçe sunar.
  • Açıklık: Yöntem, veri ve kararın gerekçesi, ölçülenin anlayıp sınayabileceği biçimde açıklanır.
  • İtiraz: Ölçülenin, karar kesinleşmeden önce dinlenme ve karardan sonra itiraz etme yolu vardır.
  • Tarafsızlık: Ölçüyü koyanın, ölçünün sonucundan doğan çıkarı açıklanır ve sınırlandırılır.
  • Yakını koruma: Ölçü, uzaktaki yatırımcıyı korurken yakındaki tasarrufçuyu sahipsiz bırakmaz.

Bu ölçütlerin gücü, iki yöne birden uygulanabilmelerinden gelir. Aynı beş soru hem MSCI’ye hem Sermaye Piyasası Kurulu’na, Borsa İstanbul’a ve Merkezi Kayıt Kuruluşu’na yöneltilmelidir. Dış ölçüt iktidarını tenkit eden, kendi kurumlarını aynı terazide tartmaya da hazır olmalıdır.

8. Kurucu Cevap: Ölçüyü Geri Almak

Ekonomik egemenlik, sermayeyi kovmak ya da ölçütleri reddetmek değildir. Sermayenin hareketini anlayabilen, ona şart koyabilen ve toplumun geleceğini kendi öncelikleriyle finanse edebilen kurumlar kurmaktır. Mîzan emaneti ilkesi bu bakımdan beş katmanlı bir programa dönüşebilir.

Katman Temel mekanizma Sorumlu kurumlar Ufuk
İç terazi Nihai faydalanıcı sicili; ilişkili taraf sınırı; bağımsız fiilî dolaşım hesabı; denetim gecikmesinin bağımsız incelemesi SPK, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Borsa İstanbul 0–12 ay
Yakın tasarrufçu Likidite ve yoğunlaşma açıklaması; satış anında görünür risk SPK, portföy yönetim şirketleri 0–12 ay
Kurumsal muhataplık Ortak endeks muhataplık birimi; gerekçeli görüş; etki analizleri Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, Borsa İstanbul 1–2 yıl
Hukuki zemin Gösterge kullanımına usul güvencesi şartı TBMM, SPK 1–2 yıl
Çok taraflı standart Sınıflandırma kararlarında asgari usul ilkeleri SPK, IOSCO üyeleri, benzer konumdaki ülkeler 2–5 yıl

Tablo 1. Mîzan emaneti ilkesine dayalı beş katmanlı program

İçerideki teraziyi onarmak

Pay sahipliği, gerçek kişi düzeyinde nihai faydalanıcı esasına göre Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda anlık ve kamuya açık biçimde izlenmelidir. Fon ile fonun yatırım yaptığı şirket arasındaki ilişkili taraf bağları açıkça yasaklanmalı ya da sıkı sınırlara bağlanmalıdır. Fiilî dolaşım oranı, ihraççının beyanından bağımsız olarak hesaplanıp doğrulanmalıdır. Bunlardan daha önemlisi, denetim gecikmesinin kendisi hesap konusu yapılmalıdır: Uyarıların ilk dile getirildiği an ile etkili müdahale arasında geçen süre bağımsız bir incelemeye tabi tutulmalı, sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Yakındaki tasarrufçuyu korumak

Fon yatırımcısına, portföydeki payların gerçek likiditesini ve ilişkili taraf yoğunlaşmasını tek bakışta gösteren yalın bir açıklama sunulmalıdır. Yüksek getirili görünen her ürünün arkasındaki likidite uyumsuzluğu, yatırımcının en çok ihtiyaç duyduğu anda değil, ürünü satın aldığı anda görünür olmalıdır.

Dış ölçüte karşı kurumsal muhataplık

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul’un ortak ve kalıcı bir endeks muhataplık birimi kurulmalıdır. Bu birim, her piyasa sınıflandırması istişaresine kamuya açık ve gerekçeli yazılı görüş sunmalı; olası sınıf kararlarının sermaye akımları üzerindeki tahmini etkisini önceden hesaplayıp yayımlamalı; endeks sağlayıcılarının yöntem değişikliklerini sistemli biçimde izlemelidir. Muhataplık, son dakika temaslarından çıkıp kurumsal ve kamusal bir zemine taşınmalıdır.

Hukuki zemin

Türkiye, Avrupa Birliği’nin Gösterge Tüzüğü’nde benimsediği yolu kendi koşullarına uyarlayabilir. Tüzük, gösterge yöneticisini doğrudan yönetmekten çok, denetim altındaki kuruluşların yalnız kayıtlı ya da tanınmış yöneticilerin göstergelerini kullanabilmesi esasına dayanır.[35] Türk hukukunda da yurt içinde ihraç edilen fon ve ürünlerde kullanılan göstergeler için yöntem açıklığı, şikâyet usulü, çıkar çatışması bildirimi ve Türk piyasasını etkileyen kararlarda asgari bildirim süresi şartları getirilebilir. Türkiye MSCI’yi yönetemez; ancak kendi piyasasında kullanılan ölçülerin hangi usul güvencelerini taşıyacağını belirleyebilir.

Çok taraflı usul standardı

Türkiye, Endonezya, Pakistan ve benzeri ülkeler aynı ölçüt iktidarının farklı zamanlardaki muhataplarıdır. Bu ülkeler IOSCO ve benzeri platformlarda ortak bir gündemle piyasa sınıflandırma kararları için asgari usul standartları talep edebilir: önceden bildirim, gerekçeli karar, ölçülen ülkenin görüşünün kayda geçirilmesi, makul geçiş takvimi ve karar sonrası gözden geçirme. Bu talep, endeks sağlayıcılarının bağımsızlığına müdahale değil, gücün hesap verebilirliğinin asgari şartıdır.

Beş katmanın ortak paydası, ölçüye bağımlılığı azaltmaktır. Uzun vadeli yerli kurumsal tasarrufun derinleşmesi, sabırlı sermayenin üretken yatırıma yönelmesi ve yerli endeks altyapısının uluslararası tanınırlık kazanması, dış ölçütün tek belirleyici olmaktan çıkmasının da yoludur.

9. Sonuç: Terazinin İki Kefesi

Ölçüyü kim koyuyor? Bugünkü cevap, ölçülene söz hakkı tanımayan birkaç özel şirkettir. Ancak 2026’nın Türkiye’ye öğrettiği ikinci cevap da en az bu kadar önemlidir: Ölçüyü koyamayan bir ülke, kendi ölçüsünü de koruyamadığında ölçüt iktidarına iki kez teslim olur. Bir kez dışarıdaki hesapsız hakeme, bir kez de içerideki hesapsız çıkarlara.

Terazinin iki kefesi vardır. Birinde dış ölçüt iktidarının hesap vermesi, ötekinde iç düzenin ölçüyü emanet bilmesi durur. Kefelerden yalnız birini dolduran her siyaset, teraziyi yine başkasının eline bırakır. Ekonomik egemenliğin yeni tanımı, sermayeyle yarışmak ya da ondan korkmak değil, terazinin muhtesibi olabilmektir: Ölçüyü sınayan, ölçünün sahibine hesap soran ve ölçüyü kendi toplumunun en zayıf tasarrufçusunu da koruyacak biçimde yeniden kuran kurumlar inşa etmek.

Kaynakça

Birincil Belgeler, Resmî Metinler ve Kurum Açıklamaları

Kur’ân-ı Kerîm.

Avrupa Parlamentosu ve Konseyi. Regulation (EU) 2016/1011 of the European Parliament and of the Council of 8 June 2016 on Indices Used as Benchmarks in Financial Instruments and Financial Contracts or to Measure the Performance of Investment Funds. Official Journal of the European Union L 171, 29.6.2016, s. 1–65.

IOSCO. Principles for Financial Benchmarks: Final Report. FR07/13. Madrid: International Organization of Securities Commissions, Temmuz 2013.

Morgan Stanley. “Morgan Stanley Announces Pricing of Public Offering of Its Remaining Ownership Interest in MSCI Inc.” Basın bülteni, 19 Mayıs 2009.

MSCI. 2013 Piyasa Sınıflandırma İncelemesi sonuçlarına ilişkin basın bülteni. New York, 11 Haziran 2013.

MSCI. “MSCI to Reclassify the MSCI Pakistan Index from Emerging Markets to Frontier Markets.” Basın bülteni, 7 Eylül 2021.

MSCI. “MSCI to Reclassify the MSCI Russia Indexes from Emerging Markets to Standalone Markets Status.” Basın bülteni, 2 Mart 2022.

MSCI. “Global ETF Assets Tracking MSCI Equity Indexes Exceed $2 Trillion.” Basın bülteni, 16 Temmuz 2025.

MSCI. “MSCI Announces the Results of the MSCI 2026 Market Classification Review.” New York, 23 Haziran 2026.

MSCI. 2026 Global Market Accessibility Review. New York: MSCI, Haziran 2026.

TP ICAP / Burton-Taylor International Consulting. “Global Index Revenues Increase 5.9% to $5.33 Billion in 2022.” Basın bülteni, 2023.

Kitaplar, Makaleler ve Ansiklopedi Maddeleri

Avcı, E., M. Çinko, M. Öner ve A. Aybars. “Stock Return Response to Changes in MSCI Standard and Small Cap Index Composition for Turkey.” Journal of Yaşar University 18, sy. 69 (2023): 41–59. https://doi.org/10.19168/jyasar.1151230

Boratav, Korkut. Türkiye İktisat Tarihi 1908–2015. 26. baskı. Ankara: İmge Kitabevi, 2023.

Braun, Benjamin. “Asset Manager Capitalism as a Corporate Governance Regime.” The American Political Economy: Politics, Markets, and Power içinde, ed. Jacob S. Hacker, Alexander Hertel-Fernandez, Paul Pierson ve Kathleen Thelen, 270–294. Cambridge: Cambridge University Press, 2021. https://doi.org/10.1017/9781009029841.010

Braun, Benjamin. “Exit, Control, and Politics: Structural Power and Corporate Governance under Asset Manager Capitalism.” Politics & Society 50, sy. 4 (2022): 630–654. https://doi.org/10.1177/00323292221126262

Buğra, Ayşe. Devlet ve İşadamları. Çev. Fikret Adaman. İstanbul: İletişim Yayınları, 1995.

Chang, Ha-Joon. Kalkınma Reçetelerinin Gerçek Yüzü. Çev. Tuba Akıncılar Onmuş. İstanbul: İletişim Yayınları, 2003.

Desrosières, Alain. The Politics of Large Numbers: A History of Statistical Reasoning. Çev. Camille Naish. Cambridge, MA: Harvard University Press, 1998.

Fichtner, Jan, Eelke M. Heemskerk ve Javier Garcia-Bernardo. “Hidden Power of the Big Three? Passive Index Funds, Re-Concentration of Corporate Ownership, and New Financial Risk.” Business and Politics 19, sy. 2 (2017): 298–326. https://doi.org/10.1017/bap.2017.6

Kallek, Cengiz. “Hisbe.” TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18. İstanbul: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 1998.

MacKenzie, Donald. An Engine, Not a Camera: How Financial Models Shape Markets. Cambridge, MA: MIT Press, 2006.

Mazzucato, Mariana. Her Şeyin Değeri: Küresel Ekonomide Üretenler ve El Koyanlar. Çev. Esin Soğancılar. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 2020.

Petry, Johannes, Jan Fichtner ve Eelke Heemskerk. “Steering Capital: The Growing Private Authority of Index Providers in the Age of Passive Asset Management.” Review of International Political Economy 28, sy. 1 (2021): 152–176. https://doi.org/10.1080/09692290.2019.1699147

Polanyi, Karl. Büyük Dönüşüm: Çağımızın Siyasal ve Ekonomik Kökenleri. Çev. Ayşe Buğra. İstanbul: İletişim Yayınları, 2000. (İlk Türkçe baskı: Alan Yayıncılık, 1986.)

Porter, Theodore M. Trust in Numbers: The Pursuit of Objectivity in Science and Public Life. Princeton: Princeton University Press, 1995.

Raddatz, Claudio, Sergio L. Schmukler ve Tomás Williams. “International Asset Allocations and Capital Flows: The Benchmark Effect.” Journal of International Economics 108 (2017): 413–430. https://doi.org/10.1016/j.jinteco.2017.06.007

Rodrik, Dani. Akıllı Küreselleşme. Çev. Burcu Aksu. İstanbul: Efil Yayınevi, 2011.

Sinclair, Timothy J. The New Masters of Capital: American Bond Rating Agencies and the Politics of Creditworthiness. Ithaca: Cornell University Press, 2005.

Strange, Susan. States and Markets. London: Pinter Publishers, 1988.

Streeck, Wolfgang. Satın Alınan Zaman: Demokratik Kapitalizmin Gecikmiş Krizi. Çev. Kerem Kabadayı. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 2016.

Sushko, Vladyslav ve Grant Turner. “The Implications of Passive Investing for Securities Markets.” BIS Quarterly Review, Mart 2018, 113–131.

Basın ve Haber Kaynakları

Bloomberg. “Rubio Duels With MSCI Over Investors’ Money in Chinese Stocks.” 21 Ekim 2019.

Bloomberg HT. “SPK’dan serbest fonlara sert fren.” Ağustos 2026.

Caixin Global. “MSCI Increases Weighting of China A-Shares in Indexes to 20%.” 8 Kasım 2019.

Capital. “SPK, fiili dolaşım oranı ve pay sahipliğine ilişkin kararlarını açıkladı.” Eylül 2026.

Euronews Türkçe. “Türk piyasalarında fon skandalı: Tam olarak ne oldu ve şirketler neyle suçlanıyor?” 17 Eylül 2026.

Investortrust. “IDX Chief Resigns as MSCI Shock Triggers Two-Day Market Rout and Volatile Rebound.” 30 Ocak 2026.

Medyascope. “800 milyar liralık fon vurgunu: Nasıl başladı, nasıl oldu, ne yapılabilirdi?” 1 Ekim 2026.

Turkish Minute. “Turkey Risks Losing Emerging Market Status as S&P Flags Transparency Concerns.” 8 Temmuz 2026.

Tamamlayıcı Kaynaklar

Callon, Michel, ed. The Laws of the Markets. Oxford: Blackwell / The Sociological Review, 1998.

Miyajima, Ken ve Ilhyock Shim. “Asset Managers in Emerging Market Economies.” BIS Quarterly Review, Eylül 2014.

Strange, Susan. Casino Capitalism. Oxford: Basil Blackwell, 1986.

[1]MSCI, “MSCI Announces the Results of the MSCI 2026 Market Classification Review”, New York, 23 Haziran 2026; MSCI, 2026 Global Market Accessibility Review, Haziran 2026.

[2]Euronews Türkçe, “Türk piyasalarında fon skandalı: Tam olarak ne oldu ve şirketler neyle suçlanıyor?”, 17 Eylül 2026; Medyascope, “800 milyar liralık fon vurgunu: Nasıl başladı, nasıl oldu, ne yapılabilirdi?”, 1 Ekim 2026. Fon sayısı ve toplam büyüklük kaynaklar arasında küçük farklılıklar göstermektedir.

[3]Morgan Stanley, “Morgan Stanley Announces Pricing of Public Offering of Its Remaining Ownership Interest in MSCI Inc.”, basın bülteni, 19 Mayıs 2009.

[4]Timothy J. Sinclair, The New Masters of Capital: American Bond Rating Agencies and the Politics of Creditworthiness (Ithaca: Cornell University Press, 2005).

[5]MSCI, “Global ETF Assets Tracking MSCI Equity Indexes Exceed $2 Trillion”, basın bülteni, 16 Temmuz 2025.

[6]TP ICAP / Burton-Taylor International Consulting, “Global Index Revenues Increase 5.9% to $5.33 Billion in 2022”, basın bülteni, 2023.

[7]Johannes Petry, Jan Fichtner ve Eelke Heemskerk, “Steering Capital: The Growing Private Authority of Index Providers in the Age of Passive Asset Management”, Review of International Political Economy 28, sy. 1 (2021): 152–176.

[8]Benjamin Braun, “Asset Manager Capitalism as a Corporate Governance Regime”, The American Political Economy içinde, ed. J. S. Hacker vd. (Cambridge: Cambridge University Press, 2021), 270–294; Jan Fichtner, Eelke Heemskerk ve Javier Garcia-Bernardo, “Hidden Power of the Big Three?”, Business and Politics 19, sy. 2 (2017): 298–326.

[9]E. Avcı, M. Çinko, M. Öner ve A. Aybars, “Stock Return Response to Changes in MSCI Standard and Small Cap Index Composition for Turkey”, Journal of Yaşar University 18, sy. 69 (2023): 41–59.

[10]Donald MacKenzie, An Engine, Not a Camera: How Financial Models Shape Markets (Cambridge, MA: MIT Press, 2006).

[11]Vladyslav Sushko ve Grant Turner, “The Implications of Passive Investing for Securities Markets”, BIS Quarterly Review, Mart 2018, 113–131; Claudio Raddatz, Sergio L. Schmukler ve Tomás Williams, “International Asset Allocations and Capital Flows: The Benchmark Effect”, Journal of International Economics 108 (2017): 413–430.

[12]Bkz. dn. 1.

[13]Theodore M. Porter, Trust in Numbers: The Pursuit of Objectivity in Science and Public Life (Princeton: Princeton University Press, 1995).

[14]Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 8 Haziran 2016 tarihli ve (AB) 2016/1011 sayılı Tüzüğü, Official Journal of the European Union L 171, 29.6.2016; IOSCO, Principles for Financial Benchmarks: Final Report, FR07/13, Temmuz 2013.

[15]MSCI, “MSCI to Reclassify the MSCI Russia Indexes from Emerging Markets to Standalone Markets Status”, basın bülteni, 2 Mart 2022. Karar 9 Mart 2022 kapanışı itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

[16]“Rubio Duels With MSCI Over Investors’ Money in Chinese Stocks”, Bloomberg, 21 Ekim 2019; “MSCI Increases Weighting of China A-Shares in Indexes to 20%”, Caixin Global, 8 Kasım 2019.

[17]“IDX Chief Resigns as MSCI Shock Triggers Two-Day Market Rout and Volatile Rebound”, Investortrust, 30 Ocak 2026.

[18]MSCI, “MSCI to Reclassify the MSCI Pakistan Index from Emerging Markets to Frontier Markets”, basın bülteni, 7 Eylül 2021.

[19]MSCI, 2013 Piyasa Sınıflandırma İncelemesi sonuçlarına ilişkin basın bülteni, 11 Haziran 2013; MSCI, 23 Haziran 2026 tarihli açıklama (dn. 1).

[20]Susan Strange, States and Markets (London: Pinter, 1988).

[21]“Turkey Risks Losing Emerging Market Status as S&P Flags Transparency Concerns”, Turkish Minute, 8 Temmuz 2026.

[22]“SPK’dan serbest fonlara sert fren”, Bloomberg HT, Ağustos 2026; “SPK, fiili dolaşım oranı ve pay sahipliğine ilişkin kararlarını açıkladı”, Capital, Eylül 2026.

[23]Bkz. dn. 2.

[24]Korkut Boratav, Türkiye İktisat Tarihi 1908–2015, 26. baskı (Ankara: İmge Kitabevi, 2023).

[25]Ayşe Buğra, Devlet ve İşadamları, çev. Fikret Adaman (İstanbul: İletişim Yayınları, 1995).

[26]Karl Polanyi, Büyük Dönüşüm: Çağımızın Siyasal ve Ekonomik Kökenleri, çev. Ayşe Buğra (İstanbul: İletişim Yayınları, 2000).

[27]Mariana Mazzucato, Her Şeyin Değeri: Küresel Ekonomide Üretenler ve El Koyanlar, çev. Esin Soğancılar (İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 2020).

[28]Wolfgang Streeck, Satın Alınan Zaman: Demokratik Kapitalizmin Gecikmiş Krizi, çev. Kerem Kabadayı (İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 2016).

[29]Dani Rodrik, Akıllı Küreselleşme, çev. Burcu Aksu (İstanbul: Efil Yayınevi, 2011).

[30]Ha-Joon Chang, Kalkınma Reçetelerinin Gerçek Yüzü, çev. Tuba Akıncılar Onmuş (İstanbul: İletişim Yayınları, 2003).

[31]Alain Desrosières, The Politics of Large Numbers: A History of Statistical Reasoning, çev. Camille Naish (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1998).

[32]er-Rahmân 55/7–9.

[33]el-Mutaffifîn 83/1–3.

[34]Cengiz Kallek, “Hisbe”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18 (İstanbul: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 1998).

[35]Bkz. dn. 14.

About The Author

Bir yanıt yazın