SEÇİM SONRASI DÜŞÜNCELER: MARJİNAL TUZAKLAR
Her toplumda marjinal gruplar bulunur. Onları marjinal kılan genelgeçer kabullere aykırı ve içinde yaşadıkları toplumun bin yıllar içinde ürettiklerinden farklı düşünce ve yaklaşımları savunmaktır. Bu yüzden onlar hayatın normal akışı içinde kitleselleşemezler. Onlar kitleselleşemeyeceklerini bildiklerinden, lokomotif olmayı hedeflerler. Varolan yapılar içinde önderliği ele geçirmek için çaba harcarlar. Onlar hep karşıt, kötü ve lanetli üreterek varolmayı seçerler. Ötekileştirme en temel vasıflarıdır. Çünkü hayata hep öteki olarak bakarlar. Marjinal olmak herhangi bir aidiyete sahip olmamak demektir. Stirnerden, Marxa, Marx’tan Hitlere kadar hiçbir tutamağı ve temeli olmayan yaklaşımların kitleselleşmesi ötekileştirme noktasında karşıtların katkısı sayesinde olmuştur. Onlara göre kitle sürüdür “kavalı kim güzel çalarsa” onun peşine takılacaktır. Klasik Ruhbani anlayışın halka bakışının materyalist ve seküler yorumudur bu..
Jung’un “kötü fikirlerin Batı dünyasında Veba ve Çiçek salgınında daha fazla insanın ölümüne sebep olduğunu” söylemesi anlamlıdır.
Marjinaller fikir olarak genelin kabulünden çok, önder, lokomotif ve çoban olmayı hedeflerler. Küçük bir insan topluluğu bütün bir kitleyi sürükleyip imhasını sağlayabilir. 

Onlar hep bir öteki yaratarak var olmaya çalışırlar. Öteki yaratmaya dönük her hamle marjinalleri kitlenin önderi yapmanın önünü açar. Terör eylemleri bile ortak acı yaratarak kitleyi de içine çekecek bir döngü oluşturmayı , mağduriyet yaşayanların acılarının yanında durmak da kitle nezdinde bir tür meşruiyet kazanmayı amaçlar.
***
Seçimden sonra özellikle AK Parti’ye yakın çevreler Kılıçdaroğlu’nun aldığı oy oranını PKK ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Açıkça “PKK’nın desteklediği bir aday nasıl bu kadar oy alır” diye hayıflanıyor; oy verenleri suçluyorlar .
Oysa mesele hiç de böyle değil.. Bu yaklaşım aslında dünya düzenini elinde tutmaya çalışan Batılı egemenlerin de istediği bir yaklaşım.. Batı bu seçimi kendi taraftarlarının tespiti noktasında; ayrıştırma-çatıştırma potansiyelini ölçme noktasında bir referandum olarak görmeye çalışıyor. Bu tür yaklaşımlar Batı egemenlerinin bu hedefine hizmet ediyor..
Oysa hepimiz biliyoruz ki çevremizde muhalif olduğu halde PKK’dan çok uzak insanlar var.. Yani bu seçim sadece PKK ile PKK karşıtları; Fetö ile Fetö karşıtları arasında olan bir seçim değil .
Bu anlayışın çok ciddi bir problem olduğunu ve bu tür bir anlayışa kesinlikle fırsat vermememiz gerektiğini, memleketimizin geleceği, milletimizin bekası için gerekli görüyorum.. Bu tuzağa düşmeyin..
Bahsedilen insan modelinin; yani bu ülkeye aidiyetini kaybetmiş marjinal bireylerin oranı %2 veya 3’ü geçmez..
Seçimin ve insan tercihlerinin tek boyutlu olmadığını kabul etmek zorundayız…
Bazıları PKK’nın çok büyük bir güç olmadığını bile kabul ediyor olabilir… Kaldı ki HDP’ye oy veren kitlenin kahir ekseriyetinin PKK seçime girdiğinde vermeyeceğini bölge gerçeğini az buçuk kavramış herkes bilir.
Bu yüzden AK Parti’ye insanların niçin kızdığını; ne için insanların Kılıçdaroğlu’na oy verme durumuna geldiğini, bu insanları buralara savuran şeyin ne olduğunu daha sağlıklı analiz etmek gerekir.
Meselelere sadece siyah beyaz kalıplarla bakarak ucuz bir biçimde yaklaşmak ayrışmayı hızlandırarak marjinal gurupların amacına hizmet eder. Bu yaklaşım hem AK Parti’ye zarar verir; hem memleketin ve milletin birlik- bütünlüğüne zarar verir..
Eğer sürünüzden ayrılan koyunlarınız varsa kurtlara yem etmeyin, sürünüzün içinde kurtlar varsa onları ayıklayın.
