SEÇİM YAKLAŞIRKEN MUHALİFLERİN SÖYLEMLERİNDEN NE ANLAMALIYIZ

0
anlzw
Türkiye’de artık yerli bir muhalefetin olmadığını bilmeyen yok. Bu yüzden seçime, Amerika ve Ortadoğu’da Amerika’nın kurmak istediği düzenin temsilcileri olarak katılacakları ortada.
Peki Amerika’nın Ortadoğu’da kurmak istediği düzenin özünde ne var.
Tek cümleyle,  karmaşa, çatışma, zayıf düşürme, küçültme ve istikrarsızlaştırma..
Peki muhalif partilerin söylemlerine bakalım..
1. Aynı muhalif partinin cumhurbaşkanı adayı noktasında hiç alışık olmadığımız bir biçimde Alevilik vurgusunda bulunması anlamlıdır..
Bunu açarsak, ülkenin geleceğinde tasarlanan şeyin bir mezhep çatışması olabileceği söylenebilir. Bu öyle düşüncesizce söylenmiş bir ifade değildir.
2.Mülteci düşmanlığı ekseninde ortaya konan pratiklerden çıkaracağımız sonuç; ülkenin seçim sonrası ciddi anlamda bir ötekileştirme sürecine gireceğidir.
Bu ötekileştirme sadece Suriye veya Afganistan’dan gelenler ile ilgili değil, aynı zamanda Türkiye’nin kendi içindeki etnik grupları da kapsayacaktır.
3.Türkiye’nin bölünmesi, parçalanması ve küçültülmesi noktasında gece gündüz çaba harcayan illegal yapıların mevcut muhalefetin ortakları olduğu düşünüldüğünde çok değil, bir kaç sene sonra  ciddi sürtüşmelerin  yaşanacağı söylenebilir..
4.Türkiye’de birkaç yıl önce çok ciddi bir askeri kalkışmayla bu ülkenin vatandaşına, kadın, çocuk, yaşlı demeden saldıran grubun Türkiye muhalefetinin bir numaralı destekçisi olduğu düşünüldüğünde ülkenin çok ciddi varoluş mücadelesi ile karşı karşıya kalacağı söylenebilir..
5.Kapatılma davası sürerken HDP’nin Öcalan ile ilgili yürüyüş yapmaya kalkması meselenin Ortadoğu’yu şekillendirmek isteyen yüz yıllık irade tarafından planlandığını; işin içinde HDP, CHP veya bir başka oluşumun inisiyatif sahibi olmadığını gösteren önemli bir veridir.
6-Muhalefetin kazandığı seçim sonrası, ortaklardan bazılarının paramiliter güçlerinin ülkenin belli bölgelerinde Suriye ve Irakta yaptıkları gibi devlet içinde devlet olmaya kalkmaları ve bölgede demografik yapıyı değiştirmek adına göç ettirme uygulamasına kalkışmaları da ayrıca düşünülmesi gereken önemli bir konudur.
Daha birçok şey sayılabilir ama sonuç olarak muhalefetin söylemi ile Amerika’nın Ortadoğu’ya bakışı arasında çok ciddi bir özdeşlik vardır.
Osmanlı sonrası dünyaya egemen statükonun devam etmesinin özünde “böl, parçala,  istikrarsızlaştır, çatıştır, güçsüz hale getir, yönet ve sömür..” şekildeki bildik anlayış vardır.  
Sonuç olarak bizi bekleyen mezhebe, etnisiteye, ötekileştirmeye, intikam almaya, rant paylaşım kavgasına dayalı çatışmalar olacaktır.
Bu konuda dışarıdan da özellikle Yunanistan’a ve Hafız Esed rejimine verilmiş roller de bulunmaktadır. Amerikan düzeni (kaos, çatışma, parçalanma) içeride başarılı olduğunda onlar da denklemde yerlerini alacaklardır.
Muhalefetin hükümet karşısında ortaya koyduğu pratikler ve söylemler bunun özeti mahiyetindedir. Yani bütün bu çaba Ortadoğu’da çöken Batı hegemonyasının ayakta kalmasını sağlama hamlesidir.
Ancak bunların başarısına hizmet edecek olan en  önemli faktör yine hükümetin içinde bulunduğu durumdur. Hükümet acil olarak gidişatı doğru okumaya, müdahale etmeye ve AK PARTİ içinde yıllar içinde yuvalanmış davasız ve inançsız çeteleri dağıtmaya mecburdur.
Çünkü mevcut haliyle hükümet misyon olarak kendisinden daha büyüktür.
Ana zemin olarak muhalefet partilerinin ülkeye ihanet etme gibi bir amaç taşıdıklarını düşünmemekle birlikte, sahip oldukları Dünya görüşünün 19. yüzyıl egemen Batı paradigması olması en trajik olumsuzluktur. Bu anlayış, kişisel zaaflar, ufuksuzluk ve gaflet ile birleşince ortaya çıkan manzara maalesef bu olacaktır.
Dünyanın ve ülkenin son yüzyılına bakıldığında mesele daha net görülecektir.

Bir yanıt yazın