“Varlığını bilinmezlik toprağına göm”
İlgi odağı olamamak, aslında bir kayıp değil; kalabalığın gözlerinden korunmaktır. Bugünün dünyasında herkes görülmek, duyulmak, beğenilmek ister. Oysa çok görülen şey hızla tükenir. Parlayan her imge, kısa sürede solar. Sûfîler der ki, “Hakk gizlidir; çünkü hakikat gizlilikte olgunlaşır.” Görünmemek, bazen hakikate daha yakın olmaktır.
İlgi, çoğu zaman sahte bir aynadır. İnsan, başkalarının gözündeki yansımaya bakarak kim olduğunu anlamaya çalışır. Fakat o aynalar kırılgandır; bugün seni parlatır, yarın unutur. Bâyezîd-i Bistâmî, “Halkın seni bilmesinden değil, Hakk’ın seni bilmemesinden kork,” der. Çünkü insanlar seni övdüğünde büyümezsin; Allah seni gördüğünde olursun.
İlgi odağı olamamak, aslında içsel bir sükûnun işaretidir. Merkezde olmak, sürekli bir savunma hâlidir: Görülmek için çabalamak, beğenilmemekten korkmak, onayla yaşamak… Oysa tasavvuf, onayın değil, fenânın yoludur — yani görünmekten geçip yok olmanın. Mevlânâ şöyle der: “Bir deniz ol; herkes bir damla olmak ister, sen bir deniz ol da gizlen.” Gizlenmek, yok olmak değil; kendi derinliğinde var olmaktır.
Gerçek değer, görünürlükte değil, sürekliliktedir. Kalabalığın alkışı geçicidir; ama Allah’ın sessiz şahadeti kalıcıdır. Râbia el-Adeviyye bir gün şöyle dua eder: “Ey Rabbim, beni insanların gözünden gizle; senin nazarında görüneyim yeter.” İşte bu, en büyük özgürlüktür: fark edilmeden var olabilmek.
Fazla ışık göz kamaştırır; ama az ışık hakikati gösterir. İlgi odağı olamamak, değersiz olmak değil; kendine dönmenin vakarını taşımaktır. Çünkü görünürlüğün bittiği yerde hakikat başlar.
من عرف نفسه فقد عرف ربه
(Kendini bilen Rabbini bilir.)
الخفاء زينة الأولياء
(Gizlilik, velîlerin süsüdür.)
İbn Atâullah el-İskenderî der ki:
“Varlığını bilinmezlik toprağına göm; çünkü gömülmeyen şey neşv ü nemâ bulmaz.”
İnsanın görünürlükten vazgeçmesi, kendi özünü toprağa ekmesi gibidir. Tohum, örtülünce filizlenir; Görünür olandan kaçmak varlığı korumanın en temel yoludur. Çünkü hakikatin doğası ortada görünmek değil özün gerçekleşmesidir.
Ve işte o derinlikte varoluşun kendini bulması sözkonusudur.

