YÖNETME TALEBİ ÜZERİNE

0
eteteteteaq-300x200
Talep ve Talip
Yönetmeye talip olmanın birçok boyutu vardır. Ben olumsuz olan yanına bakacağım ki Platon da böyle düşünüyor. Yönetmeye talip olan insanların çoğu kolay yoldan fayda elde etmeyi düşünüyorlar. Özellikle demokratik toplumlarda seçme ve seçilme ilişkisinde bazıları kestirmeden kendi üstünlüklerini İhdas etmeyi düşünüyorlar.
Yönetme talebiyle ilgili olumsuz bir şey söylemeden önce talep kavramı üzerinde biraz durmak istiyorum.
Hayat içerisinde ontolojik olarak taleplerimiz var: hepimiz daha güzel bir hayat talep edebiliriz, hakikati talep edebiliriz, toplumun düzenini talep edebiliriz, sağlıklı bir yaşam talep edebiliriz ve yönetmeyi de talep edebiliriz .
Aslında her talep, talabe olma istencinin uzantısıdır. Ancak talebe olma istenci öncelikle “en üstün iyinin gerçekleşmesi” amacına dönüktür. Ancak çoğu insan bu temel talepten koparak salt kendi iyisini amaçlayan taleplerle öne çıkarlar. Bu  bağlamda Onların talebi talebe olmanın inkarı olarak belirir. En üstün iyi (herkesin iyisi) amacından kopan her talep kişinin hem insanı hem de kendini inkarı anlamına gelir. Çünkü insan ontolojik olarak aciz olmakla daima talep makamında olan bir varlıktır. Bu talep tevazu, vefa, sorumluluk ekseninde en üstün iyinin gerçekleşmesini sağlama hamlesidir.
Yönetmeyi talep etmedeki kastımız aslında diğer taleplerimize bakılarak anlaşılabilir. İnsanlara talebe olmadan insanları yönetmeye talip olmanın ciddi bir insani çürümüşlük olarak anlaşılması gerekmektedir. Yönetme talebi talebe vasfına sahip insanlara yakışan bir iştir. Yönetme talebi, hakikat, ıslah, fedakarlık, sorumluluk talebi ile uyumlu ise sahih, değilse bozucu ve yıkıcıdır. “Yönetici nasıl seçilir” sorusunun cevabı da buradadır. Aslında talebe olanın “yönetim talebi” anlamlıdır..
**
Bir sokak röportajcısı vardı. Adamı sonra içeri aldılar. Daha önce milletvekili adayı da oldu bir partiden. Röportajcı olarak onun hayatına baktığınızda yönetme eksenli bir hırsı görebilirdiniz. Elinde mikrofonu tutarken de karşıdakine hüküm etmeye; kendi gibi düşünmeyen bir kesimi mahkum etmeye çalışan bir yapısı vardı. Ön kabulleri, ön yargıları var ama hakikate ilişkin bir talebi yoktu. Tek talebinin yönetmek olduğunu, mikrofonunu başkalarını gütmek başkaları üzerine tahakküm kurmak için kullanmasından anlıyordunuz.
Bu vatandaş belki çok önemli makamlara da gelecekti..
Ancak hayat içinde talebe olamayanların yönetmesi ne derece mümkün olacaktır…
Onlar yönetmeyecek, baskı kuracak ve ifsad edeceklerdir.
Yönetmeye talip olmakla elde edilen erke sahip olmak yönetici olmak anlamına gelmeyecektir..
Onlara çoğu kere diktatör, tiran ve tağut denilmesi de bundandır…

Bir yanıt yazın