Ruhsal sıkıntıların tedavisinde fiziksel ve kültürel çevre

0
images
İnsan bir tarih varlığıdır ve bir kültür varlığıdır..
İnsanı ruhen rahatlatan şeyler kendisinin bir parçası olduğu alanlardır.. insan aynı zamanda bir tabiat varlığıdır.
Doğduğu yer çocukluğunun geçtiği ortam çocukluk arkadaşları. akrabalar aile büyükleri, askerlik arkadaşları yani zor koşullarda arkadaşlık yaptıkları
Bütün bunlarla iç içe olmak bunlarla bir arada olmak ruh sağlığı için çok önemlidir..
Bu yüzden yönetim erkini elinde tutanlar insanın bu yanını yok edecek hamlelere engel olmak zorundadırlar.
Bu bağlamda insanların göç ile yurtsuzlaşmasının önüne geçilmeli, insanın geçmişini hatırlatan sosyal ve fiziki çevre korunmalı, aile bağları güçlendirilmelidir.
Bireysel olarak kişinin yapacağı şeyler ne olabilir
1.Kişi mümkün mertebe bulunduğu bölgede doğduğu; kendini ait hissettiği bölgede yaşamalı
2 Mutlaka eski arkadaşlarıyla bir araya gelebilmeli
3 Türedi ve modern yapılardan çok tarihsel ve kültürel değeri olan yapılara yatırım yapmalı. Yani ev alacaksa mesela veya ev yapacaksa kültürel bir kodu esas almalı
4. Tabiattan kopuk bir sosyal çevre içinde yaşamayı tercih etmemeli ağacı otu çiçeği olmayan binalara sitelerdeki evlere para verip yatırım yapmamalı.
5. Aile büyüklerine ziyaret etmeli
tatil için sadece denizi dusunmeyip çocukluk arkadaşlarıni mahalle arkadaşlarını aile büyüklerini ziyaret etmeli..
Tarihi mekanları ziyaret etmeli.. geçmişle bağını kurabilecek aktiviteler içerisinde olmalı. Mutlaka ağaç orman nehir gibi insani ruhen rahatlatan ortamları bulmalı.
***

Türkiye’de belediyelerin bir mimari tasavvuru yok maalesef.. Geleneksel anlayışlara sahip olanların bile geleneksel çizgilere sahip çıkmaması gerçekten üzücü. Kentsel dönüşüm adı altında insanları toplama kampları gibi beton binaların içinde yığmak ne bir medeniyet tasavvuru ile ne bir insanlık tasavvuru ile izah edilebilir. Oysa insan hem bir toplum varlığı hem bir tarih varlığıdır. Onu tarihinden ve kendi çevresel koşullarından koparmak çok ciddi ruhsal tahribatlara kapı açabilir.

Bu yüzden doğuda olsun batıda olsun geleneksel mimari daima çizgileriyle insanın ruhsal bütünlüğüne doğayla uyumuna ve çevresel olumsuzluklardan daha az etkilenmesine dönük bir mimari yapı geliştirmiştir. Geleneksel şehirler bilinçli olarak kurulmuş tasarlanmış ve tarih, doğa, fiziksel çevrenin insanla uyumu esas alınmıştır.

İnsanın mutluluğu biraz da sosyal çevrenin içinde bulunduğu atmosferin uyumuyla ilgilidir. Mimari çizgilerin sanat eserlerinin resmin müziğin ses ve kokunun bile insan ruhuna etkisi vardır. Bu köksüz ve türedi mekanlarda; hiçbir geleneğe ait olmayan, hiçbir sosyal çevreye ait olmayan doğadan kopuk bu kentlerde insanların ruh sağlığının yerinde olmasını beklemek mümkün değildir.

Bir yanıt yazın