NEDEN HEP KORKUTULUYORUZ, KAYGI İÇİNDE BIRAKILIYORUZ ?

0
anksiyete-kaygı
Okula başladığımızda bize ilk öğrettikleri şey “üç tarafımızın deniz beş tarafımızın düşmanlarla çevrili” olduğuydu. Sonra büyük kurtarıcının bizi nasıl kurtardığını ve onun insanüstü özelliklerini anlattılar. Düşman her yerde idi ve hepimiz vatanı kurtarmak için varlığımızı Türk varlığına armağan etmeliydik.
Memleketin hep tehlike ve tehdit altında olduğunu hissederek büyüdük; böyle büyütüldük. Bu tehditleri bertaraf etmek için örgütler kurduk; sağcı olduk; solcu olduk. Ama hep bize benzemeyeni; bizden farklı gördüğümüzü bir biçimde tehdit ve tehlike gördük. Kendimizi büyük kurtarıcı olarak görerek farklı olanı denize dökme azim ve kararlığını hayatımızın her safhasında göstermeliydik. Devletin öğrettiği bu ahlak her yanımıza sinmişti. Ne kadar da çok devlete benzemiştik. Devlet, öğrettiği ile kendisini bile ihanet içinde görmemizi sağlayacak bir ahlakı bize aşılamıştı. Devlet de düşmanların elinde idi ve kurtarılması gerekiyordu. Sonunda kafasında ürettiği vatanı daima kurtarmayı düşünen bir hasta nesil yetiştirmiştik.
Hatta bu ahlakın doğruluğunu ispat için yapay karışıklıklar çıkarabilecek hasta bir nesil yetiştirdik.
Bu ahlak kendi vatanımız içinde kan, gözyaşı ve kitlesel göçleri armağan etti bize.
Şimdi Yapılanlar
TV hep olumsuz olanları anlatıyor. “O onu kesti”, “O filanı aldattı”, “öbürü öbürüne ihanet etti”,…Otobüste, parkta, caddede, markette: kavga, ölüm vurma, kırma…..
Bu  hem topluma olan güvenimizi sarsıyor; hem aidiyet duygumuzu aşındırıyor; hem de ciddi anlamda tedirgin ediyor ..
Her gördüğümüz insandan şüphelenmeye, herkese karşı olumsuz bakmaya ve tetikte olmaya başlıyoruz.. Çok yorucu ve yıpratıcı bir süreç bu…Belki de korku pomplayanların asıl amacı da bu. Neden olmasın; silahlı terörün temel hedefi de bu değil midir?
Sokak ortasına bomba koymanın anlamı ne ideloji, ne dinsel hassasiyet, ne özgürlük mücadelesi ile izah edilebilir. Çok yönlü amaç vardır. Panik oluşturmak, herkesin herkesten şüphelenmesini sağlamak, devlet otoritesine güveni sarsmak…Böylelikle toplumun bel kemiği olan ilişkisel bağları ortadan kaldırmak…
Silahsız terör de aynı amaca hizmet ediyor…Kamplaştırmak, düşmanlaştırmak..Bunun için en temelde korku ve kaygı yaratmak…Hep olumsuz örnekler hep marjinal gurupların yaptıkları öne çıkarılarak bir tür panik üretmeyi başarıyorlar.
Sadece haberlerde değil; magazin programlarında bile, Müge Anlıdan benzeri olanlara kadar hepsinde olumsuz exterm tipler saatlerce konuşuyor ve konuşturuluyor..Ve özgüvensiz bir toplum haline gelmemiz noktasında bunların da önemli katkıları oluyor. Bu, toplum düşmanları tarafından tezgahlanan bilinçli bir durum değil belki; ama gafiller bu algının pekişmesinde önemli rol oynuyor. Birbirini sevmeyen; birbirinden şüphelenen, panik içinde; kaygılı tipler olma durumuna hep birlikte hizmet eden bir ortam oluşuyor. Toplum düşmanları böyle toplumların çabuk manipüle edileceğini elbette biliyorlar…Birbirine saygısı ve sevgisi kalmamış, birbirini hep tehlikeli ve muzır gören insanları kamplaştırmak yapılacak en kolay iş…
Yok mu; var elbette; her toplumda olduğu gibi bir toplumda da kötülük var..Ama iyilik de var, güzellik de var…Ama Onlar bunları değil, istediklerini gösteriyorlar. Sanırım bir kısmı da hayatın güzelliklerini göremeyecek kadar körleşmiş insanlar. Körleştiren ideolojik ya da dinsel saplantıları da olabiliyor..Ancak ideoloji ve din adına ortaya koydukları sadece nefret, ötekileştirme ve çatıştırma…Hain, Kafir, Dinsiz, Ajan vesaire gibi kavramlar ekseninde korku ve kaygı üretimine ciddi katı sunuyorlar…Sanırım medya çevrelerinde kaygı pompalayanların bir bir kısmı ciddi ruhsal sıkıntıları olan gafil insanlar. 
Dahası da var……
Hava durumunda bile aynı korkutma hamlesi var..
Yaz günü ” cehennem sıcakları geliyooooor” “kavrulacağız” “dünyanın sonu geliyor” “uzmanlar uyardı”… diye haber yapıyor.. Yaz günü kar-kış mı bekliyoruz.Neden bildiğimiz şeyi bize anlatıyorsunuz..? Amaç ne olabilir…
Kış günü de aynı herzeler…”uzmanlar uyardı..şu beş ile dikkkaaaaaattt” “kıyamet yaklaşıyor”” buzul çağı geri geliyor” filan…
Yaz günü sıcaktan kış günü soğuktan korkutmaya çalışıyorlar..Bildiğimiz şeyleri PANİK ÜRETECEK BİÇİMDE bie sunuyorlar..
Yeme içme konusunda aynı ..”Şu zararlı”, “bu kanserojen” “öbürü ölümcül” vesaire   
Panik içinde korkmaya başlıyoruz. Güvensizlik hissi kuşatıyor bizi.
Bu durumu yaratanların da bu durumun kendileri için ne tür sıkıntılar doğuracağını bilmiyor…

Bir yanıt yazın