5006721

“Kendi düşüncemiz dışındakini de dinleyelim” yaklaşımı çok ciddi sıkıntıları barındıracak bir yaklaşımdır. İlkesiz bir biçimde böyle bir tutum içinde olan insanlar bir sürü çöp düşüncenin, bir sürü yanlış yargının, bir sürü art niyetli tezin kurbanı olmaktan kurtulamazlar…

“Karşı” ve “taraftar” olarak ortaya konan iki ayrı cephe varsa bunların ne kadar karşı ne kadar ayrı olduklarını hesap etmek; bunların neden karşı olduğunu veya neden bir şeye taraftar olduğunu hesap etmek gereklidir.

Televizyon kanallarında olmak bir şeyi temsil etmeyi gerektirmediği gibi, insanın derin bir entelektüel , dava adamı , insanlık kurtarıcısı olmasını da gerektirmez.

Çünkü televizyonda veya medyada pompalanan birçok isim belli çevrelerin toplumu mobilize etmek için ürettiği starlardır. Bunlar üzerinden kendilerinin söyleyemediklerini söyletmektedirler. Bu çevreler çoğu kere toplumu kutuplaştırmanın hesabını yapmaktadırlar. Sanatçı diye ortaya sürdüklerinin çoğu, sanatçı vasfı taşımadığı gibi yazar ve düşünür diye piyasaya sürdükleri insanlar bulundukları şehrin dışında bile herhangi bir etkisi olmayan tiplerdir. Çoğu, kişlik yoksulu, mental sağlığı şüpheli kimselerdir.. Hayata kattıkları herhangi bir düşünsel yenilik olmadığı gibi, insanların sorunlarına dönük herhangi bir çözümleri de yoktur. Bu Star yapılan tipler kısır siyasi polemikler üretmekte, bir tarafı savunarak öbür tarafa saldırmaktadırlar. Mütefekkir olmak ayrı şeydir akademisyen olmak ayrı şeydir tetikçi olmak ayrı şeydir işportacı olmak ayrı şeydir. Bunların hepsini aynı kefeye koyup “biraz da karşı tarafı dinleyelim” gibi bir algı son derece sakıncalı ve kaçınmamız gereken bir yaklaşımdır.

Öncelikle ister taraftır ister karşı olsun konuşanların nitelikleri önemlidir. Entelektüel derinlikleri önemlidir. Hangi alanın uzmanı oldukları önemlidir. Kendi alanlarına ne tür katkılar yaptıkları önemlidir. İnsanın hayatında Türkiye’nin dışına çıkmamış ; hayatında Suriye görmemiş adamların saatlerce Suriye üzerine konuştuklarına şahit olabilirsiniz. İşte bu ülkenin trajedisi budur. Üretilen starlar, marketlerde satılan kitaplar, her şeyi bilen televizyon kuşları…

Kısacası taraftar veya karşı olanların bilimsel durumu, iş tecrübesi, hayat tecrübesi, ortaya koyduğu pratikler dikkate alınmalı; entelektüel derinliği mutlaka sorgulanmalıdır.

Uzmanlık alanları, bu alanda ürettikleri, yaşam pratikleri incelenmeden hiç kimse ciddiye almayı hak etmemelidir.

Bir yanıt yazın