Brownlee_Fernwood_Standalone_2025-1024x512

Haziran 2023’te, Çokdisiplinli Psikedelik Araştırmalar Derneği’nin (MAPS) kurucusu Rick Doblin, Colorado, Denver’daki Psychedelic Science konferansında yaklaşık on iki bin kişiye kapanış konuşması yapıyordu.
Konuşmasının ortasında, dinleyiciler arasından bazı kişiler tarafından Kutsal bitkilerin ve ilaçların ticarileştirilmesi ve metalaştırılması ışığında Birinci Halkların haklarına dair endişeleri dile getiren sesler tarafından bölündü.
Bu sesler, bu hareketin hangi yöne gittiği ve enteojenlerin daha geniş kültüre nasıl dâhil edildiği konusunda ciddi meseleleri vurgulamaktadır.
Yine de, böyle bir konferans, birkaç on yıl önceki “uyuşturuculara karşı savaş”ın zirvesinde hayal bile edilemezdi; çünkü psikedelikler hakkındaki yanlış bilgiler, halkın algısını ve ruh sağlığı profesyonellerinin tutumlarını etkilemişti.
Şimdi, ironik biçimde, psikedelikler bir panzehir (her derde deva) olarak görülmektedir.

Vurgulamamız gerekir ki şu anda küresel bir ruh sağlığı felaketi ortaya çıkmaktadır.
İstatistikler, psikotrop ilaç alan insanların sayısındaki endişe verici artışı göstermektedir.
Bu ilaçların genellikle sanıldığı gibi işe yaramadığına dair artan araştırmalar bulunmaktadır — birçok durumda yalnızca daha fazla sorun yaratmakla kalmaz (istenmeyen yan etkiler gibi), aynı zamanda kronik ve potansiyel olarak geri dönüşsüz zararlara da neden olabilirler.
Yazarlar açıklamaktadır ki: “İnsanların yeni ruh sağlığı tedavileri aramasının ana nedeni, ilaç endüstrisi ve tıbbi kuruluşun bu koşulları yeterince tedavi etmede başarısız olmasıdır” (s. 114).
Daha fazla insanın tanı alması ve tedavi görmesi, ruh sağlığı problemlerinde azalma olduğu anlamına gelmez; tam tersine, ruh sağlığı desteği arayanların sayısı belirgin biçimde artmıştır.

Modern psikiyatri ve psikolojinin günümüzün sayısız hastalığını yeterince tedavi edememesi ve süregelen ruh sağlığı krizinden dolayı, birçok kişi alternatiflere ve “kendin yap” (DIY) tarzı psikedelik temelli ruh sağlığı tedavilerine yönelmektedir.
Fakat iyilik hâli ve kişisel gelişim özgeciliği perdesinin altında, kutsal tıbbın büyük sermayenin çıkarları doğrultusunda ticarileştirildiğini görmekteyiz.
Bugün, geleneksel şifa biçimleri, doyumsuz tüketimcilik, metalaştırma ve tedavi bitkilerinin pervasızca sömürülmesi sayesinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Küresel kuzeydeki enteojen talebinin artması, geleneksel toplulukları bozmuş ve ekolojik bütünlüklerini baltalamıştır.
Bazı durumlarda, bu tür ilaçların bulunabilirliği o kadar azalmıştır ki, geleneksel törenler için erişim sağlamak oldukça zor hâle gelmiştir.
Kutsal olana dair duyunun kaybı şimdi o kadar yaygın hâle gelmiştir ki, insanlığı etkileyen çeşitli güçlükler, birbirinden bağımsız olarak görülmekte ve anlam yoksunluğundan doğan tüm problemlerin münferit nedenleri sanılmaktadır.
Oysa bunların tümü, modernliği saran derin bir ruhsal krizin tanı konmamış semptomlarıdır.

Yazarlar, Jamie Brownlee (Carleton Üniversitesi’nde siyasal ekonomi, kurumsal suç, çevre politikası ve iklim değişikliği alanlarında ders veren) ve Kevin Walby (Winnipeg Üniversitesi’nde ceza adaleti profesörü) olup, bu kitapta “psikedelik kapitalizm” olarak adlandırdıkları olgudan doğan sorunlara derinlemesine bir inceleme sunmaktadırlar.
Kitap, bu fenomenin ortaya çıkardığı önemli temaları ele alan dokuz bölümden oluşmaktadır — tümü oldukça ilgi çekici ve daha fazla dikkat hak etmektedir:

“Psikedelik rönesansa dair perspektifimiz, bu çalışmaya başladığımızdan beri önemli ölçüde değişti…
Başlangıçta bir coşku duygusuna sahiptik.
Ancak alanın yönelimi ve çeşitli aktörleri ve çıkarlarını daha fazla öğrendikçe, çok daha eleştirel ve nüanslı bir tutum geliştirdik.
Psikedeliklerin dünya çapında insanlar ve topluluklar için muazzam bir potansiyele sahip olduklarına ikna olmuş olmamıza rağmen, psikedelik rönesansın bu potansiyeli sınırlayabilecek ve ciddi zararlar verip toplumsal ve ekonomik eşitsizlik sistemlerini kökleştirebilecek biçimlerde ilerlemesinden de endişe duyuyoruz.” (s. 3)

Küresel ruh sağlığı krizinin ışığında, enteojenler, dağılan ve distopik bir çağda acı çeken insanlığa yardım etme açısından önemli bir ihtimal sunmaktadır.
Ancak Brownlee ve Walby güçlü bir eleştiri getirir ve enteojenlerin büyük bir iş koluna dönüştüğüne dair uyarıda bulunurlar.
Biyoteknoloji girişimleri, klinik deneyler için şimdiden önemli miktarda sermaye toplamaktadır; hem yatırımcılar hem de girişim sermayedarları, milyarlarca dolarlık kitle pazarı kârlarını hedeflemektedir.
Yazarlar, “korporadelik” (corporadelic) olarak adlandırdıkları yapının ortaya çıkardığı hile ve istismarı belgelemekte; bu yapı, psikedelik-endüstriyel kompleksin ve ardından gelen çıkar çatışmalarının doğmasına neden olmuştur.
Vurgulanması gereken nokta şudur ki, bazı savunucular harekete yönelik herhangi bir eleştiriyi hoş karşılamamakta ve yalnızca vaatlere ve ruh sağlığı alanındaki atılımlara odaklanmak istemektedir.
Birçok bakımdan, psikedelik “rönesans” bir propaganda biçimine dönüşmüştür.

Geleneksel tıbbi yaklaşım, insan durumunu müdahale gerektiren bir sorun gibi tanımlar ve öyle tedavi eder.
Ruh sağlığı tanımları, yalnızca hastalıkları değil, aynı zamanda normal acı biçimlerini ve olumsuz deneyimleri de patolojik hâle getirerek, bunların psikiyatrik ilaçlarla tedavi edilmesi gerektiğini öne sürmektedir.
Psikedeliklerin tıbbileştirilmesi muhtemelen aşırı denetimli klinik erişime ve abartılmış araştırma sonuçlarına yol açacaktır; “mucizevi” tedavelerle ilgili medya haberlerini de hesaba katmamak gerekir.

Şunu sormamız gerekir: Kutsallıktan arındırılmış bir tıbbi model ve onunla birlikte gelen seküler psikoterapiler, enteojenleri ana akıma taşımak için neden en uygun araçlar olsun?
Sonuçta hem Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM) hem de Hastalıkların ve İlgili Sağlık Sorunlarının Uluslararası İstatistiksel Sınıflandırması (ICD), modern psikolojinin materyalist önyargılarını ve zihinsel patolojinin bozulmuş görüşünü yansıtan yanlış varsayımlar üzerine çalışmaktadır.
Dolayısıyla modern bilimler psikiyatrik bozuklukları etkili biçimde teşhis edemez, çünkü araştırdıkları psişe, onların kavrayışlarının ötesinde bir gerçeklik boyutuna dayanmaktadır.

Yazarlar şöyle savunur:
“Psikedeliklerin tıbbi­leştirilmesi ve kurumsallaştırılması, yalnızca uyuşturuculara karşı savaşı sürdürmeye yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda izleme ve kriminalizasyon için yeni hedefler de yaratabilir.” (s. 33)
Bu kutsal ilaçları daha erişilebilir kılmanın yolu, “Topluluk denetiminde suçsuzlaştırmadır; bu, psikedelikleri ana akımlaştırmak ve uyuşturuculara karşı savaşı sona erdirmek için, gücü tıp endüstrisine ve esasen zengin müşterilere tekelci hizmetler sunan ilaç kartellerine devretmekten çok daha iyi bir yoldur.” (s. 33)

Bazı güçlü veya ünlü kişilerin psikedeliklere maruz kalması hâlinde insanlığın kolektif bilinç değişimi yaşayacağına inanmak cazip olabilir.
Ancak yazarların belirttiği üzere, bu, en hafif tabirle sorunludur:
“Psikedelikler insanların değerlerini ve bakış açılarını değiştirmeye katkıda bulunabilir, fakat ‘yolculuk yapan elitlerin’ dünyanın sorunlarını çözeceği argümanı derinlemesine hatalıdır.” (s. 88)
Bu görüş, Silicon Valley’nin yüksek teknoloji kültürüyle örneklenmektedir; burada psikedelikler yüksek ölçüde teşvik edilmekte ve kullanılmaktadır.

Yazarlar her ne kadar hareketi eleştirel biçimde incelese de, aynı zamanda enteojenlerin dönüştürücü potansiyeline de dikkat çekerler:

“Psikedelikler, bireylerde anlamlı ve hatta radikal değişimleri tetikleyebilir.
Sınırları çözme (boundary-dissolving) doğaları, örneğin, insanlara eksik ve yetersiz olduklarını, bu boşlukların çözümünün tüketimcilikte bulunabileceğini telkin eden kurumsal reklam mesajlarının bombardımanına karşı koymaya hizmet edebilir.
Uygun koşullar altında, psikedeliklerin ürettiği içgörüler, bireyleri yabancılaşmadan, maddecilikten, rekabetten ve dışsal onay arayışından uzaklaştırarak; daha kolektif ve topluluk odaklı bir değerler bütününe, artmış içsel özdeğer duygusuyla yönlendirebilir.” (s. 107)

Yazarlar, mevcut ruh sağlığı krizinin yalnızca çağdaş kapitalizmden kaynaklandığı görüşünü sorgularlar.
Modernliğin koşulları, yalnızca mali güvensizlik, istikrarsız istihdam veya konut erişilebilirliği ile sınırlı olmayan birçok sorun yaratmaktadır.
Yazarlar haklı olarak şunu ileri sürer: milyonlarca insan maddi refah bakımından ayakta kalmakta zorlanırken, modern yaşamın sıkıntıları yalnızca kapitalizmin yol açtığı olanlarla sınırlı değildir.
Bu nedenle, bu insandışılaştırıcı paradigmanın ötesine geçme gerekliliğini vurgularlar:
“Ruh sağlığını iyileştirmeye yönelik herhangi ciddi bir tartışma, milyonlarca insanın yaşadığı istikrarsız bağlamı ele almalıdır; oysa ilaç egemenliğindeki sistemimiz, toplumsal nedenselliğin olasılığını büyük ölçüde inkâr etmektedir.” (s. 128)

Daha önce de belirtildiği gibi, enteojenlerin küresel ruh sağlığı krizine bir nebze rahatlama sağlamada bir rolü vardır; yine de psikedelikler bir panzehir değildir.
Yazarlar şöyle belirtir:
“Psikedelikler belirli ruh sağlığı koşullarını tedavi etmek için en iyi farmakolojik seçenek olabilir, ancak tek başına hiçbir ruh sağlığı krizini ‘çözmeyeceklerdir’.” (s. 128)
Psikedelikler bakış açımızı genişleterek daha net görmemizi sağlayabilir, fakat modern yaşamın kutsallıktan arınmış koşullarını tedavi edemezler.

Bazı psikedelik hareketi mensuplarında, enteojenlere iyi yanıt vermeyen kişileri suçlama eğilimi vardır.
Bu, bir tür gaslighting (psikolojik manipülasyon) biçimidir — eğer olumsuz bir deneyim yaşadıysan, bu senin yeterince çalışmamandan, deneyime kendini açmamandan ya da kutsal ilacın şifalı zekâsını kabul etmeyişinden kaynaklanmıştır.
Açık istismar vakaları olmuştur, buna rağmen bu failler faaliyet göstermeye devam etmiştir.
Bu durum, muhtemelen hareket içindeki olumsuz tanıtımdan korku nedeniyle ortaya çıkmaktadır:
“Şu anda, mağdurların, tıbbileştirme mücadelesindeki yan hasar (collateral damage) gibi muamele gördüğü izlenimi ediniliyor.” (s. 162)

Psikedelik endüstrisinin artan önemi, zamanın çarpıcı bir işaretidir.
Yazarların belirttiği gibi:

“Psikedelikleri ana akıma taşımak için serbest girişimin güçlerinden yararlanmayı seçen psikedelik öncüleri, eğer henüz farkına varmadılarsa, yakında fark edeceklerdir ki, aslında bu maddeleri büyük sermayenin bekleyen kollarına teslim ettiler.” (s. 170)
Ayrıca psikedelik endüstrisinin diğer kapitalist girişimlerden bir şekilde farklı olacağı varsayımı da hatalıdır.
Burada eklenmesi gereken bir nokta şudur: sektördeki bazı kişiler, enteojenik tedavinin bir parçası olarak psikoterapinin dahil edilmesini ortadan kaldırmaya çalışmaktadır, bu da kısa yoldan kâr sağlamak ve daha fazla kazanç elde etmek içindir.

Endüstrideki birçok lider, psikedeliklerin bir sonraki neslini üretmekle ilgilenmekte ve fikri mülkiyet (IP) haklarını elde etmeye çalışmaktadır.
Ayrıca psikedelik yolculukların süresini kısaltabilen veya bazı halüsinojenik özelliklerini değiştirebilen bileşikler geliştirmek için bir baskı vardır.
Bu durum tartışmalı olmakla birlikte, psikedelik kapitalizmin bir başka göstergesi olarak da öne çıkmaktadır.
IP korumasını güvence altına alma çabası, birçok psikedelik öncünün sözde bağlı olduğu açık bilim ilkelerine ters düşmektedir.

Psikedeliklere ana akım tedavi sisteminde bir yer bulma çabası, paradoksal biçimde, bu maddelerin ruh sağlığı sistemi dışındaki kullanımının yasaklanmasına yol açmaktadır.
Suçsuzlaştırma çabaları güçlü kalmaya devam etse de, bunlar daraltılmış ve zarar azaltımı önlemleri benimsenmiştir.
Brownlee ve Walby bu tür girişimlerin muazzam maliyetine dikkat çeker:

“(Psikedelik) uyuşturucu kullanımının kriminalizasyonu, insanlık dışıdır ve kamu bütçesi üzerinde büyük bir yük oluşturmaktadır.” (s. 260)

*Jamie Brownlee, Ruling Canada: Corporate Cohesion and Democracy kitabının yazarıdır . Carleton Üniversitesi’nden Sosyoloji ve Politik Ekonomi alanında doktora derecesine sahiptir. Doktora araştırmasında, Bilgi Edinme talepleri aracılığıyla toplanan bilgileri kullanarak, yükseköğretim alanında kurumsal gücün etkisini incelemiştir.      *Kevin Walby, Winnipeg Üniversitesi’nde Ceza Adaleti Yardımcı Doçentidir. ” Dokunaklı Karşılaşmalar: Seks, İş ve Erkekler Arası İnternet Eskortu” kitabının yazarı, “Uluslararası Bağlamda Belediye Şirket Güvenliği” kitabının ortak yazarı ve “Aracılık Erişimi: Kanada’da Güç, Politika ve Bilgi Özgürlüğü Süreci” ve “Şehirleri Yönetmek: Kentsel Güvenlikleştirme ve Düzenleme” kitaplarının ortak editörüdür . Ayrıca, Hapishanelerdeki Mahkumlar Dergisi’nin ” Mahkum Mücadeleleri” editörüdür.

Şunu akılda tutmak önemlidir ki, ütopyacı bir söylem psikedelik hareketin geneline nüfuz etmiştir.
Teknoloji yoluyla insan durumunun geliştirilmesi, bilişi (cognition) ve uzun ömrü artırma amacı, transhümanizm olarak bilinir.
Silicon Valley’nin teknoloji elitleri, psikedelikleri yapay zekâ (AI), genetik modifikasyon ve sanal gerçeklik (VR) ile birleştirerek insanlığı “süper varlıklara” (superbeings) dönüştürmek istemektedir.
Transhümanizme olan ilgi yeni değildir; bu, Amerikalı psikolog ve karşı-kültür savunucusu Timothy Leary’nin (1920–1996) bakışında da görülebilir.
Yine de, psikedeliklerin yeryüzünde bir cennet getirebileceği fikri, ne yazık ki yanlış yönlendirilmiştir.

Bugün enteojenlerin yaygınlaşmasını ve bununla birlikte ortaya çıkan kitlesel hareketi nasıl anlamalıyız?
Batı uygarlığının karşı karşıya olduğu ruhsal nihilizm göz önüne alındığında, psikedelik kapitalizmi olgusunun, kültürün anlam krizinin yarattığı boşluğu doldurmaya çalıştığı aşikâr hale gelir.

Bu hareket, yerli halkların seslerini ve dünyanın özgün ruhsal geleneklerinin bakış açılarını marjinalleştiren, hatta tamamen dışlayan radikal bir yasa tanımaz (antinomian) yönelimi benimsemiştir; oysa bu gelenekler, enteojenlerin nasıl güvenli biçimde kullanılabileceği ve kalıcı şifa ve bütünlük sağlayabileceği konusunda bize çok şey öğretebilir.
Bugün bu alan, kitlesel tüketim için baş döndürücü bir pazara dönüşmüştür; çok sayıda yayın, podcast, festival, kâr amacı gütmeyen kuruluş, konferans, kendini guru ilan eden kişiler, tatil merkezleri ve seçkin müşterilere hizmet eden özel inziva yerleri sunulmaktadır.

Bu zamanında gelen kitap uyarıda bulunmaktadır:
Enteojenlerin geleceğini Büyük İlaç şirketlerinin (Big Pharma), girişim sermayedarlarının veya kurumsal finansörlerin eline bırakamayız.
Brownlee ve Walby, bu maddelerin güvenli ve adil kullanımına dair eleştirel bir analiz sunarak önemli bir hizmet gerçekleştirmiştir.
Bu eser, psikedelik rönesans fenomenini daha iyi anlamak isteyen herkes için temel bir çalışmadır.

Sonuçta, yazar, psikedelik devriminin başlatılmasında etkili olan R. Gordon Wasson (1898–1986)’ın pişmanlığını hatırlatır:
Wasson, kutsal bilginin istismar edilmesi ve yerli şifacı María Sabina (1894–1985) ile Mazatek halkına yönelik gelişmeler hakkında şöyle demiştir:

“[Y]aptığım şey bana kabuslar veriyor: En iğrenç türden bir ticari sömürü selini serbest bıraktım.
Şimdi mantarlar her yerde satışa sunuluyor — her pazarda, her köy kapısında.” (Wasson, 1970, s. 21)

Psikedelik topluluk içindekiler, yazarların çağrısında belirttiği üzere, bu ciddi meselelere daha fazla dikkat göstermeli ve mevcut yönelimi değiştirmek için önlem almalıdır — eğer gerçekten çok geç kalınmadıysa.
Son tahlilde, psikedelik hareketteki kapitalizm sorunları, bugünün ruhsal krizinin merkezindeki varoluşsal boşluktan ayrı düşünülemez.
Ayrıca bu durum, insanın içsel boşluğunu yalnızca dünyevi araçlarla doldurmaya çalışan küreselleşmiş zihniyetin etkilerini yansıtmaktadır; ancak bu tür önlemler, kutsal tarafından zenginleştirilmiş bir anlayıştan kopuk olduklarında her zaman boşuna olacaktır.

__________________________

*Psikedelik uyuşturucular, duyusal algıları, düşünce süreçlerini ve enerji seviyelerini değiştiren veya artıran bir grup maddedir. Bu maddeler aynı zamanda halüsinojenik uyuşturucular veya kısaca halüsinojenler olarak da bilinir. LSD gibi kimyasallardan peyote gibi bitkilere kadar farklı formlarda bulunurlar.

KAYNAK

Wasson, R. G. (1970, 26 Eylül). Drugs: The sacred mushroom. The New York Times, 21.

Brownlee, J., & Walby, K. (2025). Psychedelic capitalism. Halifax and Winnipeg, Canada: Fernwood Publishing. (pp. 342).

Açık Erişim bildirimi:
Bu, Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License (https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0/) hükümleri uyarınca dağıtılmış açık erişimli bir makaledir; ticari olmayan amaçlar için, orijinal yazar ve kaynağa atıf yapılması, lisans bağlantısının verilmesi ve varsa yapılan değişikliklerin belirtilmesi koşuluyla, herhangi bir ortamda kısıtlamasız kullanım, dağıtım ve çoğaltmaya izin verir.

Bir yanıt yazın