mektup-yaz-gunu

Writing with quill pen last will and testament or concept for law, legal issues or author

Bir an için duygularımı bir kenara bırakayım. Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey berrak zihinler ve önümüzde duran dünyaya son derece gerçekçi bir şekilde bakabilmektir. İçinde bulunduğumuz zaman çok tehlikeli bir zamandır; fakat aynı zamanda hepimizin sorumluluğu olan bir zamandır. Çünkü çok önemli görevleri ihmal ettik ve sürekli erteledik. Bu yüzden bana anlattığınız bu girişimin bir parçası olmanızdan memnuniyet duyuyorum.

Belki de işe “Batı medeniyeti” gibi ifadeleri ortadan kaldırarak başlamak iyi olur. Aslında böyle bir şey yoktur. “Batı” adı modern bir icattır. Bu kavramın işaret ettiğini iddia ettiği şey modern dönemden daha geriye gitmez. Tıpkı “Avrupa” adı gibi. “Avrupa” adı, eski Fenikelilere ait bir ismin eski Yunanlılar tarafından benimsenmiş ve değiştirilmiş bir biçimidir. “Avrupa” kelimesinin kendi başına bir gerçekliği yoktur; çünkü hiçbir zaman tek bir Avrupa olmamıştır. Avrupa dünyanın en çeşitli bölgelerinden biridir. Üstelik köken itibarıyla “Hristiyan” da değildir. İslam dünyası Endülüs’ü yedinci yüzyılda bünyesine katmıştır; bu, Batı “Hristiyanlığının” Avrupa’nın yerli halklarını henüz dönüştürmesinden çok daha önce gerçekleşmiştir.

Söz dağarcığımızdan ayıklamamız gereken daha pek çok kavram var. Dil, konuştuğumuz ve düşündüğümüz ortamdır; fakat bazı yanlış kavramlar insanların açık ve gerçekçi düşünmesini engellemektedir. İnsanlar bırakın geleceklerinin nasıl olması gerektiğine karar vermeyi, düşünmekte bile zorlanmaktadırlar.

Bu savaştan önce, dünya bir delinin ve onun bugünkü kasaplarının grotesk bir saçmalık gösterisi sergilemesini izlerken ve bütün insanlığı aşağılayan bir sirk kurulmuşken, birdenbire Batı Titanic gibi bir buzdağına çarptı. Mevcut durumu ancak böyle tarif edebilirim.

İsrail onlarca yıldır benim vatanım olan Lübnan’a işkence ediyor; fakat bugünlerde gördüğüm dehşetler biraz farklı ve benzersiz. Halkımla ve tecavüze uğrayan güzel topraklarımızla birlikte ağlıyorum. Tek tesellim, Filistin’deki Siyonist ırk kolonisinin Batı Asya’dan sistemli biçimde silindiğini görmek. Bunun yabancı bir istilâ olarak ilan edilmesi gerekir. Tanrı’ya şükürler olsun ki yerle bir ediliyor. Tanrı’ya şükürler olsun!

Fakat onu ortadan kaldırma cesaretini ve gücünü gösterenlere teşekkür etmek yerine, komşuları onlara sürekli “taviz” vermelerini öğütlüyor. Direnenlerin “saldırganlığını” bile kınıyorlar—sanki kendi ülkelerini savunmaya ya da zehirli bir fareyi uzaklaştırmaya nasıl cüret ederlermiş gibi. Bugüne kadar İsrail ile ticaret yapmaya devam ediyorlar, ona silah ve yakıt satıyorlar ve ona direnen herkese karşı planlar kuruyorlar. Ne kadar çirkin bir dünya! Bir zamanlar insan olan varlıkların gölgesine dönüşmüş insanlarla dolu bir dünya.

Bu farenin barbarlıklarını tecrit etmeye yönelik tek bir söz bile yok. Avrupa’nın kanalizasyonlarından çıkıp bizim topraklarımızı istila etmesine izin verilen bu fare, insanlık için ölümcül bir tehlikeyi temsil ediyor. Siyonist Yahudiler ve şiddet yanlısı Evanjelik dinî fanatiklerle çevrili Amerikan bir delinin kınanmasına dair tek bir söz bile yok. Bu insanlar açıkça Yahudi “Armageddonu” ve “İsa’nın ikinci gelişi” için dua ediyorlar.

Türkiye’de herhangi bir Evanjelik Dispensasyonalist varsa, onları ya akıl hastanesine yatırın ya da ülkeden dışarı atın.

Bırakın “Batı” sonunda kendi pisliği içinde boğulsun! Bundan önce Amerika, boynuna yapışmış ve şeytan gibi kulağına fısıldayan bir fareyle dolaşan bir maymunu andırıyordu.

Yıllardır insanlara geleceğe ve yakında olacak şeylere hazırlanmaları gerektiğini söylüyorum. Sözde Batı, insanlığın geri kalanı tarafından tamamen marjinalleştirildiğini seyredip sessizce oturmayacaktır. Fakat tembellik, dikkatsizlik, kayıtsızlık ve aptallık onlarca yıl boyunca birçok insanın yönünü şaşırmasına yol açtı. Dua edelim de bir dünya felaketini önlemek için çok geç olmasın.

İran ve Lübnan’a karşı yürütülen bu insanlık dışı savaş karşısında, dünyanın birçok yerindeki uzmanların da hissetmeye başladığı gibi, Batı’nın çöküşünden hiç şüphem yok. Beni asıl endişelendiren şey ise, Siyonist Yahudi parasıyla finanse edilen ve kötü fısıltılarla kışkırtılan dinî fanatiklerin körüklediği kolektif ölüm çağrısıdır.

İnsanlara yıllardır aynı şeyi söylemekten yoruldum: İnsanlar Batı’nın yozlaşma kadehinden içmeye devam ettiği sürece hiçbir şey değişmeyecek. Birdenbire herkes şimdi bunların neden olduğunu merak etmeye başladı.

O hâlde gelin, birlikte neler yapabileceğimize bakalım, üstad.

Allah’ın emanetiyle,

Asaad

Bir yanıt yazın