PEYGAMBERİMİZ VE PEYGAMBERLERİN DAVET METODU

turkiyede-bir-davet-klasigi-olarak-Resulullahin-islama-davet-metodu-mahmut-karakis

İslâm’da davet (tebliğ), bütün peygamberlerin ortak görevidir. Peygamberlerin davetindetevhid, hikmet, sabır, güzel ahlâk ve tedricîlik temel ilkeler olarak öne çıkmaktadır. Kur’ân’a göre peygamberlerin gönderiliş amacı, insanları Allah’a kulluğa çağırmaktır:

“Andolsun ki biz her ümmete: ‘Allah’a kulluk edin, tâğuttan sakının’ diye peygamber gönderdik.” (Nahl 16/36).

Bu ayet, davetin evrensel ve tarihsel sürekliliğini ortayakoyar.

Tevhid Merkezli Davet:

Bütün peygamberler aynı temel mesajı getirmiştir. “Andolsunki Nûh’u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizinO’ndan başka tanrınız yoktur. Doğrusu ben, üzerinize gelecek büyük bir gününazabından korkuyorum.” (A‘râf 7/59). “Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). Odedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâsakınmayacak mısınız? (A‘râf 7/65).

Bütün peygamberler öncelikle tevhidî, Allah’ınbirliğine çağırmışlardır. Davetin özü tevhiddir; diğer hükümler bunun üzerine binaedilir.

Hikmet ve Güzel Öğüt:

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; onlarlaengüzel yöntemle tartış. Kuşkusuz senin rabbin, yolundan sapanların kimolduğunueniyi bilendir; O, doğru yolda bulunanları da çok iyi bilir..” (Nahl 16/125). Âyette muhatap belirtilmeyip ifadenin mutlak bırakılması, burada genel olarak davet ve tartışmakonusunda bir yöntem bilgisinin verildiğini açıkça göstermektedir. Başka bir ifadeyle âyet, farklı seviyelerdeki insanlara yönelik olarak özelde İslâm davetinin, geneldeilmî vefikrî tartışmaların, eğitim ve öğretimin başlıca yöntemlerini özetlemektedir. Başta İbnRüşd olmak üzere genellikle müteahhir dönem İslâm âlimleri, düşünürleri ve müfessirlerine göre bu âyetteki hikmet, klasik mantıktaki burhana, “öğüt” (mev‘iza) hitabete, “tartışma” (mücadele) ise cedele tekabül eder…(Kuran Yolu Tefsiri ilgili âyet).

Hikmet, doğru söz ve sağlam delil olarak; güzel öğüt ise, yumuşak ve etkili hitapşeklinde tanımlanmıştır. Peygamberî Uygulama: Hz. Muhammed insanların seviyesine göre konuşmuş vekolaylaştırıcı olmuştur. “Kolaylaştırınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz! Birbirinizle anlaşın, iyi geçinin, ihtilâfa düşmeyin!” (Buhârî, İlim11). Rasûl-i Ekrem (sav)’in bu emri, İslâmiyet’le şereflenmiş herkesi muhâtap almaktadır. Bir başka hadîs-i şerîfte “Siz kolaylık göstermek için gönderildiniz, zorluk çıkarmak için değil” (Buhârî, Vudû’, 58) buyurulan bütün müslümanlar, İslâmiyet’in güzelliğini, insan karakterine uygunluğunu, insana derin bir huzur verdiğini, toplum huzurunun da ancak onunla sağlanabileceğini bilmeyen kimselere son derece anlayışlı davranmaları gerekir. Zira insan bilmediğinin düşmanıdır. İslâmiyet’i bilmeyenlerin ona şüpheyle bakması, ona karşı soğuk ve ürkek davranması gayet tabiidir. Zira hem İslâm diyarında yaşayanlarahem de İslâm’ı tanımayanlara uzun bir zamandan beri bu güzel din kasıtlı olarak yanlış tanıtılmıştır. Onun barbarlık dini olduğu söylenmiş, insan ruhuna önem vermediği anlatılmış, hatta onun el kol kesmekten başka bir özelliği bulunmadığı propaganda edilmiştir.

Sabır ve Sebat:

“Azim ve kararlılık sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sendesabret. Onlar için de acele etme…” (Ahkâf 46/35). Müşriklerin, kâfir ve zalimlerininkâr ve zulümleri karşısında bunalmamak, yılgınlığa kapılmamak ve doğru olan hak yoldasebat etmek gerekir. Başarıyı bu dünyada görmeyi beklememek gerekir. Zira hayat sâdece bu dünyadan ibaret değil, asıl ve sürekli hayat âhiret hayatıdır. Hz. Nûh’unuzunsüreli daveti, Hz. Mûsâ’nın Firavun’a karşı mücadelesi, Hz. Eyyûb’un sabrı ve Hz. Muhammed’in ilke ve kararlılığı sürekli hatırlanmalı ve unutulmamalıdır. Sabır, davetinvazgeçilmez şartıdır.

Güzel Ahlâk ve Temsil:

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem68/4).

“Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk 8). “Davet sadece sözle değil, örneklikle yapılır” anlayışı, İslâm’da tebliğin en etkili yolunun söz ile davranışınuyum içinde olması olduğunu ifade eder. İnsanlar çoğu zaman anlatılandan çok, yaşananı örnek alır. Bu nedenle davetçi; ahlâkı, dürüstlüğü, sabrı ve merhametiylemesajını temsil etmelidir. Güzel sözler, güzel davranışlarla desteklenmediğinde etkisini kaybeder; ancak samimi ve tutarlı bir hayat, sözsüz bile güçlü bir davet olur.

Tedricîlik (Aşamalı Davet):

Gizli davet (Mekke’nin ilk yılları).

Yaklaşık üç yıl sürmüştür. Sonra açık davet süreci başlamıştır. Akabinde toplumsal dönüşümgerçekleşmiştir. Tedricîlik (Aşamalı Davet), İslâm’da insanların hakikate bir anda değil, adımadımveuygun zamanlama ile davet edilmesini ifade eder. Bu yöntemde muhatabın durumu, bilgi seviyesi ve şartları dikkate alınır; hükümler ve sorumluluklar aşamalı şekilde sunulur. Amaç, kolaylaştırmak, kalpleri ısındırmak ve kalıcı bir bilinç oluşturmaktır. Bu yaklaşım, Kur’ân’ın indiriliş sürecinde de açıkça görülür. Bu yöntem, toplumsal değişimde pedagojik bir model sunar.

Akıl ve Kalbe Hitap:

“Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü. “Rabbim budur”dedi. Yıldız batınca da “Batanları sevmem” dedi. Ayı doğarken görünce, “Rabbim budur” dedi. O da batınca, “Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yolunu şaşırmış kimselerden olurum” dedi. Güneşi doğarken görünce, “Rabbim budur; zira bu daha büyük” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! ben, sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” Ben, O’nun birliğine inanarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratana çevirdim ve ben müşriklerden değilim.” (En‘âm 6/76–79). Hz. İbrâhim’in kavmi ay, güneş ve yıldızlarla bu gök cisimlerini sembolize eden putlara taparlardı. Hz. İbrâhim (a.s), kendisi bu gözlemlere girişmeden önce de tevhid ehlinden olmakla birlikte, kavminin bu bâtıl inançlarından hareketle onları tevhid akîdesine ikna etmek düşüncesiyle önce, yıldızlar içinde en parlak olan birinin, sonra ayın ve sonra da güneşin tanrı olup olamayacağını tartmış; gelip geçici ve değişken bir varlığın tanrı olamayacağı, ilâhî ve yüce bir sevgiyle benimsenemeyeceği şeklindeki temel gerçeğe dayanarak bunların hiçbirini ilâh diye kabul etmenin mümkün olmadığını, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tan başka gerçek ilâh bulunmadığını ispatlamıştır. Sonuç olarak sahip olduğu, inandığı veya gözlemlerinden sonra ulaştığı yakînî imanı “Ben, Hanîf olarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratana çevirdim ve ben müşriklerden değilim” şeklinde ortaya koymuştur.

Müjde ve Uyarı Dengesi: “Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Furkân 25/56). Peygamberler; cennet ile müjdelemiş, azap ile uyarmıştır. Peygamberler, insanlara Allah’ın mesajını ileten müjdeci ve uyarıcı kimselerdir. Müjdeci (Beşîr): İmaneden ve doğru yaşayanlara Allah’ın rahmetini, affını ve cenneti müjdelerler. İnsanlaraumut verir, iyiliğe teşvik ederler. “Şüphesiz iman edip salih amel işleyenler içinaltındanırmaklar akan cennetler vardır” (Bakara, 2/25).  Bu tür âyetlerde Allah, iman edenlererahmet, bağışlanma ve cennet müjdesi verir. Uyarıcı (Nezîr): Inkâr edenleri, zulmedenleri ve yanlış yolda olanları Allah’ın azabı konusunda uyarırlar. Böylece insanları hatalarındandönmeye çağırırlar. Peygamberler, insanlara hem umut (müjde) hemde sorumlulukbilinci (uyarı) kazandırarak doğru yolu gösterirler. “Kim Allah’a ve Rasûlü’ne karşı gelirse, şüphesiz onun için cehennem ateşi vardır” (Cin, 72/23). Bu âyetlerde ise inkâr, zulümveisyanın sonucu olan azap ve ceza hatırlatılır. “Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Furkan, 25/56).

Evrensellik (Hz. Muhammed’in Daveti):

“Biz seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarakbütün insanlara gönderdik; fakat insanların çoğu bunu anlamıyorlar.” (Sebe 34/28). “Bütün insanlara” şeklinde çevrilen ‘kâffeten li’n-nâs’ ifadesi, “insanları uyarı ve tebliğiletoplayıp birleştiren, onları küfür ve mâsiyetten engelleyen” şeklinde de anlaşılmıştır. İslam’ın evrenselliği, sadece belirli bir kavme, millete ya da zamana değil; tüminsanlığave bütün çağlara hitap eden bir din olmasıdır. Kısaca; Bütün insanlara yöneliktir: Irk, renk, dil ayrımı yapmaz. Zaman üstüdür: Kıyamete kadar geçerli hükümler içerir. Temel değerleri evrenseldir: Adalet, merhamet, doğruluk gibi ilkeler tüminsanlık için geçerlidir. Son din olma özelliği: Hz. Muhammed ile tamamlanmış ve bütün insanlığa gönderilmiştir.

Özetle İslam, insanlığın tamamına hitap eden evrensel bir rehberdir. Peygamberlerin davet metodu, sadece dinî bir çağrı değil; aynı zamanda insanı dönüştüren, eğiten ve toplumu inşa eden bütüncül bir yöntemdir.