3d0a0b5757d9b62ecdea0d0667d96156

Bir olay devam ederken başını sonunu görmeden, detayları bilmeden,  ahkam kesmek uygun bir davranış olmasa gerek. İlgili bilimsel çevreler, küresel düzeyde yaşanan salgınla ilgili açıklamalar yapmaktadır. Süreç, sadece tıp bilimsel çevreleri tarafından değil sosyal, ekonomik ve siyasi otoriteler tarafından da değerlendirilmektedir.

Sağlıklı bir değerlendirme için sürecin tamamlanmasını beklemek en doğrusudur. Ancak girişimdergi.com da, dostum Bülent Sönmez tarafından Türkçeleştirilen iki yazı bir şeyler yazma ihtiyacı doğurdu.

Yazının birinin başlığı ‘Bir Salgın Sırasında İnsanların İnançlarıyla Mücadelesini Bize Hangi Edebiyat Sağlayacaktır.’ amacımız bu yazıyı incelemek veya eleştirmek değil, merak eden yazıyı okur. Şu kadarını söylemek mümkün; salgınlar da savaş ve benzeri durumlar gibi, toplumlarda ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi kırılmalara yol açar. Tarihte yaşanmış bu tür travmalar klasik düzeyde edebi eserlerin yazılmasına kaynaklık etmiştir. Yazıda ele alınan hikaye ve romanların kahramanları salgın karşısında, inançlarından gerekli manevi desteği alamadıkları anlaşılmaktadır. Neden manevi destek alamadılar sorusunun cevabı, ancak sözkonusu eserlerin tahlilinin yapılması ile mümkün ki yazıda kısa da olsa yapılmış.

Asıl önemli ve güncel durumla ilgili olan ‘Pandomiye Etik bir cevap ve Normalleşme için Üç Ahlaki Erdem’ başlıklı ikinci yazıdır. Toplumu her yönü ile derinden etkileyen salgının etkilerini hafifletmek için Merhamet, Dayanışma ve Adalet erdemlerine işlerlik kazandırmak gerektiği vurgulanmaktadır. Yazının ilginç cümlelerinden bir tanesi şöyle:’ Genellikle din ile alakalı olsa da, erdemler nihayetinde dinler üstü bir zemine sahiptir. İnsan toplumlarıyla geniş ve uzun süredir devam eden ilgileri nedeniyle, bu değerler kültürler arasında el üstünde tutulma  eğilimindedir’.Söz konusu edilen Merhamet, Dayanışma ve Adalet Vahiy kaynaklı dinlerin vazgeçilmez değerleridir.Yazıda’ dinler üstü bir zemine sahiptir’   tezini yazarın kastı ne olursa olsun biz doğru okuyabiliriz. Söylenmek istenen, dininin dışında kalan diğer disiplinlerin de bu değerler hakkında söz söyleme hakkı vardır ise bu da doğrudur. Vahiy kaynaklı dinler aynı zamanda insanın yaratılış fıtratı üzerinde de hak iddia etmektedir. Evet, bu değerler insan denen ontolojik, sosyal ve psikolojik varlığın ihtiyaç duyduğu değerlerdir. Hayvanlar dünyasında adalet duygusundan bahsedilemez, merhametin emareleri ancak içgüdüsel davranışların sonucu olarak görülebilir.

Yaşadığımız çağda otoritesi tartışılamayan alan’ bilimsel bilgi ’alanıdır. Bilimsel bilgiyi tartışmasız otorite haline getiren ‘yanlışlanabilirlik ilkesi’ olmuştur. Bilimsel bilgi bu ilke ile hareket alanını oldukça geniş tutma imkanına sahiptir. Ortaya koyduğu bilgi bu gün için doğrudur, yarın her şey değişebilir. Yanlışlanabilirlik olmaktan dolayı sorumlu da değildir. Günümüzde Dini bilgi için bu söylenemez  hale getirilmiştir, seküler çevreler tarafından. Din, ‘dogmatik bilgi kaynaklıdır’ denilerek, peşin peşin yanlış bilgi olarak nitelendirilip mahkum edilmiştir. Dini bilginin doğma bilgi alanları tabii ki vardır, ancak en azından İslam dini için sosyal, ekonomik, kültürel alanlarla ilgili değişkenlik gösteren konularda da söyleyecek sözü olmuştur ve olacaktır. Buna rağmen , salgın hastalıkla ilgili dini otoriteler görüş açıklamaktan geri durmuşlardır.

İnsanlığa ilk çağrısı ‘Oku’  olan bir din ve binbeşyüz yıla yayılan medeniyeti için dogma bilgi temellidir diyerek yanlışlığa ,bağnazlığa mahkum etmek haksızlık olur. Diğer halkı Müslüman ülkeler için salgın sürecinde durum nedir, sürece müdahil olma noktasında nasıl tavır alındı fazla bilgi sahibi değiliz. Ancak süreç içerisinde medya aracılığı ile şahit olduğumuz ve bildiğimiz şeyler de var.Müslümanlar için farz olan hac ibadetinin mekansal merkezi olan Suudi Arabistan tarafından bu ibadetin yapılması  için izin verilmedi, çünkü yine İslam’ın öngördüğü bir kural olarak, İslamda asıl olan insan için yaşama hakkıdır. Bu tür durumlara karşı İslam’ın önerileri vardır. Farz olan Cuma namazı aylarca kılınmadı camiler ibadete kapatıldı aykırı bir ses çıkıp da  neden böyle davranıyorsunuz demedi. Hatta İslam dinin değerler noktasında temizliğe verdiği önem, Amerika’da ve diğer Batı ülkelerinde İslam’a aidiyeti vurgulanarak öne çıkarıldı.Gönül ister ki, seküler dünya İslam kaynaklı değerlerden hareketle alnınan kararların ve ortaya konan pratiklerin salgının etkilerine yansımaları değerlendirmeye alsın.

Türkiye’ de, İslam’ın insanı merkeze alan ilkeleri daha da öne çıktı; Risk gurubunda olan insanlara devletin desteği yanında, Kamu personeli ve İslami duyarlılığa sahip stk lar, gönüllülük esasına dayalı, Vefa Çalışma gurupları olarak özveri örneği sergilediler. Bu tür istisnai durumlara karşı, daha doğrusu insanın muhtemel karşılaşabileceği her duruma karşı İslam’ da ya alternatif oluşturulmuştur, ya da yöntem itibariyle alternatif üretme imkanı vardır. Yardım için oluşturulan fonlarda büyük meblağlar birikti ve ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı. Yok edilememiş bir medeniyetin kalıntılarından geriye kalan değerler bile, uluslar arası düzeyde Türkiye’yi öne çıkartmaya yetmiştir. Ülkelerin kendi paralarıyla satın aldıkları sağlık malzemelerine, diğer bir ülkenin el koyduğuna şahit olduk.Türkiye ise yüzü aşan ülkeye sağlıkla ilgili yardım malzemesi gönderirken-Mevlanadan bir söz- medeniyetine ait mesajını da gönderdi.Uzun yıllardır yüzü seküler dünyaya çevirtilmiş olan Türkiye’de tabiri caiz ise tarihsel bilinç nüksetmiştir. Belki, Türkiye özelinde şunu da zikretmek gerekir: Doğu toplumlarının, tarihsel bilinçaltında lider motivasyonlu yönetim olduğu görüldü. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi, toplumun tarihsel bilinçaltıyla örtüştüğünden salgın süreci daha rahat yönetilebilmiş ve değerler bazında toplumun morali yüksek tutulabilmiştir.

Sıkıntı, normalleşme döneminde toplumun bazı alışkanlıklarından vazgeçmemesi. İslam, değerler aracılığı ile bireyleri sorumluluk sahibi yapmayı ve inançtan kaynaklı bireysel denetimi öngörür. Toplumsal disiplini bu yolla sağlamayı esas alır. Modern hayatın ve toplumsal geleneğin beraberinde getirdiği bazı davranış kalıpları, normalleşme döneminde salgın sürecini sıkıntıya soktu. Eğlence hayatından vazgeçilmemesi, düğünler, taziyeler asker uğurlamaları gibi.

Küresel çapta salgın süreci henüz yaşanırken ve sürecin devam ettiği bu günlerde, ileride yansımalarının neler olacağı ile ilgili öngörüler ve tezler şimdiden yazılmaya başlandı. Otoriter devlet yapısının güçleneceğinden tutunda, bazı mesleklerin yok olacağı bazı yeni mesleklerin ortaya çıkacağı, küresel dengelerin değişeceğine kadar birçok söylem geliştirildi. Salgının psikolojik etkisinden midir nedir ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ sloganı oturdu başköşeye.Oysa güneş yine batıdan batıp doğudan doğuyor, bir gün yirmidört saat ,bir yıl dört mevsim ve yıldızlar, ay gece çıkıp gündüz kayboluyor.İnsanlar birbirini öldürmeye devam ediyor,iyilikler -kötülükler günahlar -sevaplar işlenmeye devam ediliyor.İnsanların kendi yapıp ettiklerinin bir kısmının artık eskisi gibi olmayacağı doğrudur.Pandomi bu anlamda süreci hızlandırıcı etki yapmıştır denebilir.Örneğin, kısmen yapılan Uzaktan Eğitim daha da önem kazandı ve  yaygınlık kazanacaktır.Önemli olan, salgının travmasından faydalanarak  yeni sanal sektörler oluşturup insanların duygusal dünyasını ajite ederek sömürü, adaletsizlik ve zulümlerin yaşanmamasıdır.

Henüz kesin bir yargıya varamamakla beraber, anlaşılan o ki insanın fıtratı gereği sahip olması gereken değerlerin sahiplenme düzeyi, toplumsal davranışın da düzeyini belirler. Böylece beraberce çözülmesi gereken bir sorunda toplumsal davranış birliği sağlamada kolaylık sağlar. İslam dinin bireysel ve toplumsal düzeyde sahiplendiği değerlerle topluma katkısı, göz ardı edilmemesi gereken kıymete sahiptir.

Bir yanıt yazın