ÖRGÜTLER, PARTİLER VE BESLEMELER
Besleme dünyalık uğruna iradesini kendine o nimeti bahşedene teslim eden kişidir. Beslemeler düşünmez değerlendirmez özeleştiri yapmaz..Sadece İtaat eder ve çoğu kere tetikçilik yapar. Besleme ruhu böyle çalışır. O ekmeğin nereden ve nasıl geldiğiyle değil, ekmeğin (iaşenin) kesilip kesilmeyeceğiyle ilgilenir.. Onun hakikat diye bir kaygısı yoktur..Onun en temel korkusu elde ettiği dünya nimetlerinin elinden çıkmasıdır..Besleme, çıkarı sözkonusu olduğunda rahatça yalan söyler rahatça iftira atar ve rahatça insanlığın bütün değerlerini çizer..
Bu yüzden beslemelerin ahlakı, dini ve haysiyeti yok sadece çıkarı vardır. Onlar hiçbir değere temelli bir bağlılık göstermezler.
Besleme ruhu böyle çalışır. Onun en temel korkusu elde ettiği dünya nimetlerinin elinden çıkmasıdır..
Zübük
“namuslu insanlarla çalışmayacaksın ki köşeyi çabuk dönesin”
Zübükzade rüşvet alarak işini yürüten bir küçük memurdur. Amiri onu rüşvet alırken yakalayınca aldığı paraları amirine teklif ederek paçayı kurtarmayı dener. Ama hesabı tutmaz çünkü amir namuslu biridir ve Zübük’ü kovar. Zübük şehre gider ve kendi mayasına uygun bir hayat dersini yani yukarıdaki cümleyi kendi kendine mırıldanıp durur. İlk iş bir partiye girmektir ve partilerin olduğu bir binaya girer. Şu ya da bu parti olması önemli değildir. Önemli olan üstüne binip yükseleceği bir zemindir..
“hangi parti olursa olsun mutlaka milletvekili olmalıyım” anlayışı ile yola çıkmıştır.
Hakkında hüsn-ü zan beslediğiniz bazı insanların yanına yakışmayan insanlarla düşüp kalktığını görünce; “acaba” diyorum; acaba?? .
“yalnızlığım benim süpürge saçlım….ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi”.
