KUR’AN NEDEN BEŞER KELAMI DEĞİLDİR?
1-Arap yarımadası’nda köleci ve sınıflı bir toplumda vahyedilen kitap bin yıllardır unutulmuş insan kavramını yeniden ortaya çıkarmıştır. Ontolojik insan tanımı ile sınıf statü sosyal tabakaya dayalı insan anlayışını bir çırpıda ortadan kaldırmıştır.
“Oku yaratan rabb’inin adıyla o insanı bir kan pıhtısından yarattı”ifadesi köleci statükocu bir sınıfın insan anlayışını tepetaklak etmiştir…
2-Beşer çoğu kere içinde bulunduğu sosyal koşullardan etkilenen ve sosyal koşulları aşamayan bir varlıktır. Beşer sözü ile ilahi kelamı ayıracak en önemli vasıf koşullar üstü özelliğidir.. Bu durumda bir kitabın varlık, bilgi ve değer anlayışının insanüstü oluşunu gönderildiği toplumun varlık, bilgi ve değer anlayışından uzak olması gösterir .
Kur’an’ın Allah tasavvuru, ne dönemin Arap şeyhlerine benzemektedir, ne sınıflı bir toplumun yapısını desteklemektedir, ne de Arapların günlük zevklerini onaylamaktadır.
3-Beşer kendi ürettiklerini daima kendine mal eder oysa Kur’an bütün peygamberlerin ismini zikretmiş ve asla efendimiz Aleyhisselam kitabı kendine mal etmemiştir. Kur’an hiçbir zaman kendi getirdiklerinin; sunduklarının ilk defa kendisi tarafından söylenildiği ni söylememiş, tam tersine Hz Adem’den(as.) bu yana süren bir geleneğin devamı olduğunu anlatmıştır…
4-Ahlaki noktada zirve olan bir kişinin; hayatında asla yalan söylememiş bir kişinin “Kur’an Allah kelamıdır” diye beyanı olduğu için…
5-Kur’an indiği toplumdaki yaşanan gerçekliğe hitap eder, ama bu gerçeklik aynı zamanda gerçeklik üstüne vurgu yapmak için kullanılır. Kur’an büyük bir sanat şaheseridir; dolayısıyla metafor, allegori ve teşbih kullanır. Orada geçen isimler örneğin Ebu Leheb sembolik anlam ifade eder. Ebu Leheb hem yaşamıştır, hem de bugüne hitap eden bir kişisel özelliği vardır. Eğer Kur’an’a metafor sembol ve alegoriyi dikkate almadan bakarsak o zaman dünyadaki hiçbir sanat eserini ve etkinliğini değerlendiremeyiz. Kur’an eğer kısır bir Bedevi aklının ürünü olsaydı bugün ne Bağdat’ta kurulan Beytü’l-hikmelerden, ne Endülüs’ten, ne Cundişapurdan, ne Harrandan bahsetmemiz mümkün olamazdı. Bütün bilinçli Batı düşünürlerinin belirttiği gibi (başta Auguste Comte olmak üzere) koca bir İslam medeniyetinin evrensel yanından söz edemezdik.
6-Kur’an zaman ve zeminle sınırlı kavramlar kullanmaz. Örneğin Marksizmin proletarya diye bir kavramı vardır; işçi sınıfı demektir ki bu belli sosyal koşullar içinde ortaya çıkmış bir sınıfı ifade eder. Oysa Kur’an “mustadaaf” (mustazaf)diye daha evrensel bir kavram kullanır.. Ezilenler diye çevrilebilir; ezilmiş olanlar diye çevrilebilir; ki ezilmişlik her dönemde her sınıftan insan için geçerli bir kavramdır..

