jFTDncCrldZYzaaW-637940117422467812

Sözlükte “ısrarla istemek, kastetmek, kesin karar vermek; kesin karar, irade, sabır” gibi anlamlara gelen azim (azm) Kur’ân-ı Kerîm’de, dokuz âyette geçmektedir. (bk. Âl-i İmrân 3/186; Tâhâ 20/115; Lokmân 31/17; Şûrâ 42/43; Ahkāf 46/35; Bakara 2/227, 235; Âl-i İmrân 3/159; Muhammed 47/21). Bazı ayetlerde “iyilikte sebat ve kararlılık”, bazı yerlerde fiil şekliyle “kesin karar vermek” anlamında  geçmektedir. El-Azim Allah’ın isimlerinden biri olarak ta kullanılmıştır. El-Azim ismi, “büyük olmak, yüce olmak” mânasındaki izam (azâmet) kökünden türeyen bir sıfat olup “büyük olan, yüce olan, azametli” anlamına gelir. Allah’ın bir ismi olarak azîm “zâtı ve sıfatlarının mahiyeti hakkıyla kavranamayacak derecede yüce; emirlerine karşı gelinemeyen ve âciz bırakılamayan” mânasını ifade eder (Lisânü’l-ʿArab, “ʿaẓm” md.).

Kuran’da “azâbün azîm”, “ecrün azîm” ve “fevzün azîm” gibi tamlamalar halinde genellikle maddî olmayan olguların çokluğunu ve büyüklüğünü ifade etmek için zikredilen azîm kelimesi altı âyette Allah’ın ismi olarak geçer. Bu âyetlerden bazılarında Allah’ın noksan sıfatlardan münezzeh ve yüce olduğunu ifade eden tesbih kavramıyla, bazılarında da Allah’ın yüceliğini bildiren alî ismiyle (Bakara 2/255; Şûrâ 42/4) birlikte kullanılmıştır. “Çünkü o, ulu (el-azim) Allah’a iman etmezdi“. (Hakka, 69/33). Bu âyette ise el-azim Allah’ın sıfatı olarak kullanılmıştır. Biz burada Allah’ın ismi olarak değil daha çok sözlük anlamı üzerinde durmak istiyoruz.

Azîmet, kararlı olmak, sebat etmek, yapılacak işe sarılmak ve tereddüt etmemektir. Azîm, zihinde tasarlanan düşünceyi yapmak, yapılacak şeyde kararlı olmak, sabır ve tahammül etmek, katlanmaktır. Yine azim kelimesi ciddiyet göstermek ve gayret etmek anlamlarında da kullanılmıştır. Azeme, kesin ve kararlılık ifade eden bu kelime, bir şeyi yaptırmaya yemin etmek, önemli bir işi emretmektir. Azimet kelimesinin çoğulu olan azâim kelimesi ise, kesin emirler, kesin işler, yerine getirilmesi gereken haklar ve farzlar anlamında kullanılmıştır. Sonuçta hemen hemen bütün lügatler azim’in, “kesin olarak bilinen bir işi yapmak için kalbin ona bağlanıp kalmasıdır” şeklindeki tanımında birleşmektedirler.

Azim, bir işi başarma isteğidir. Emektir, vazgeçmemektir, direnmektir. Ancak bu şekilde çalışanlar başarıya ulaşır, kendilerine ve çevresine faydalı olabilirler. Azmin ilk şartı inanmaktır. “Başaracağına inanmak, başarmanın yarısıdır.”  sözü, bunu doğrulamaktadır. Başarı varsa, arkasında bir fedakârlık, bir emek söz konusudur. Allah yolunda gayret, kulluğun bir gereğidir. Onun için üst sınır konmamıştır. Dolayısıyla zaman, mekân ve halin vasfı ne olursa olsun kulda gayret bulunması gerekir. Yaratan’a (c.c.) kulluk son nefese kadar devam ettiğine göre, Allah yolunda gayret de ölünceye kadar devam etmelidir. Rasûlullah (s.a.v.)’in irtihallerinden sonra dört bir yana yayılan sahâbeler bu hususta en güzel misaldir. Onlardan birçoğu aile ve memleketlerine geri dönememiş, Allah yolunda, cihat meydanlarında ruhlarını teslim etmişlerdir.

Cihat savaş meydanlarında kâfirlerle savaşmaktan ibaret değildir. Cihadı savaş meydanlarına sıkıştırmak, onun dindeki yeri ve manasının kavranmadığını gösterir. Cihat, ’Allah yolunda gayret’ demektir. Sözlükte çalışmak, gayret sarf etmek manasına gelir. İslâmî ıstılahta ise; kulların, Allah’ın dininin yücelmesi, muhafaza edilmesi ve yayılması için sırf O’nun rızasını kazanmak maksadıyla gösterdikleri her türlü gayretin adıdır. Her iman sahibi, gücü ve kabiliyeti nisbetinde Allah’ın dininin izzet bulması, küfür ve fitnenin son bulması için çalışmak zorundadır. Âlim ilmiyle, zengin malıyla, kuvvetli ve sağlıklı olan bedeniyle Allah yolunda gayret etmelidir. Zira hadislerde beyan edildiği üzere Cenâb-ı Hak kullarına, kendilerine bahşettiği ilim, zenginlik, sağlık, gençlik vb. nimetleri nerede kullandıklarını soracaktır. Öyleyse kul, sahip olduğu imkânları Allah (c.c.) yolunda seferber etmelidir.

Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıların temel sebebi, inandıkları dava uğrunda yeterince azim ve gayretlerini gösterememeleridir. Bu uğurda, ahlaklı, dürüst, ilkeli ve disiplinli çalışma alışkanlıklarına gereken önemi verememeleridir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Allah Teâlâ, sizden birinin yaptığı işi en güzel şekilde yapmasından memnun kalır.” (Beyhakî, Şüabü’l-îmân, 4/334). Azim, İslam’ın hayat veren mesajlarına bağlı kalma kararlılığıdır. Samimi bir niyetle iyiye ve güzele ulaşma arzusudur. Bütün sıkıntılara rağmen morali yüksek, ümidi diri tutma iradesidir. Gayret ise azmedilen şeyleri hayata aktarma çabasıdır. Maddi ve manevi bütün sebeplere sarıldıktan sonra sabırla hedefe yürümektir. Her daim iyiliğin ve hayrın yayılması için mücadele etmektir. Kötülerin kötülüklerine rağmen iyi kalabilme ve iyiliği hâkim kılabilmektir. Zalimlerin zulmüne rağmen hak ve hakikatten ayrılmamaktır. Bu yolda asla yılgınlığa kapılmamak, âcizlik göstermemektir.

Peygamberimiz “Allah, ihmalkârlık ve gevşeklikten hoşlanmaz.”(Ebû Dâvûd, Kadâ’, Akdiye, 28) buyurmaktadır. Bunun içindir ki Müslüman, hayatının hiçbir anında gevşeklik göstermez, rehavete kapılmaz. Vazgeçmez, mücadeleyi bırakmaz. Nemelazımcılık, vurdumduymazlık ve boş vermişlik mümine yakışmaz. Müslüman, tembellikten uzak durur. O, çalışmadan kazanamayacağını, emek vermeden ve alın teri dökmeden başarı elde edemeyeceğini bilir. Azim hedefe varmanın, başarmanın anahtarıdır. Bir işe azmeden ve ona dört elle sarılan kişi başarıya ulaşır. Azimli olmak için, en başta inanmak, sonra gayret mücadele ve kararlılık gerekir. Azim insanı hayata bağlar, yaşama sevincini artırır, canlı ve güçlü tutar.

Azimli, gayretli olmanın şartları nelerdir veya insan nasıl azîm ve gayretli olur? Azmin Formülü: İlgi, Çaba, Umut, Sebat, Amaç, Tutku’ dur. Azimli insanların özelliklerinden biri, tutkularının izinden giderek mutluluğu aramaya motive olmaları ve anlamlı buldukları bir amaç için çaba göstermeleridir. Küçük çocukların tutkuları olmayabilir ancak ilgi alanları olur. Ebeveynlerin  çocukların, ileride tutkuya dönüşebilecek pek çok ilgi alanında kendilerini keşfetmelerine yardımcı olmalıdırlar. Onlara bu konuda en iyi şekilde yardım etmek isteniyorsa çocuklara “kendi tercih ettikleri alanlarda” deneyim kazanma imkânı verilmesi gerekir. Çocukların; başarısızlıklardan korkmak yerine başarısız oldukları her alanı, öğrenme ya da kendilerini geliştirmek için bir fırsat olarak görmeleri sağlanmalıdır.  Bu; onların, “başarısız olmanın normal olduğunu ve başarısız sonuçların bir son olmadığını” anlamalarına yardımcı olur. Zoru başarmanın her zaman “en iyi olmak” demek olmadığını, “kendi en iyimize” ulaşarak da zoru başarabileceğimizi çocuklara  anlatmalıyız. Onu; kendisini zorlayacak, çaba gösterdikçe başarılı olabileceği ve sevdiği alanlardan birinde deneyim kazanması için yüreklendirebiliriz. Hayal kırıklıklarından korkmamayı öğretmeliyiz. Başarıları değil, cabaları övelim ki, gayret ve çabasını devam ettirebilsin. Çaba ve gayret eninde sonunda başarıyı getirecektir.

 “Rotanızı bir yıldıza sabitlerseniz, bütün fırtınalarda yönünüzü bulursunuz.” (Leonardo Da Vinci). Dünyada iz bırakmış, başarıya ulaşmış insanların şüphesiz ki, en önemli özellikleri arasında ‘kararlı ve azimli’ bir tutuma sahip olmaları yer alıyor. Başarı konusunda asıl mesele ‘kararlılık ve  azîm’dir. Dünya üzerinde açılan işletmelerin büyük çoğunluğu kısa sürede kapanıyor. Ülkemizdeki oran; yeni açılan firmaların on yıl içinde sadece yüzde 5’i ayakta kalabiliyor. Günumuzde insanlar bildiğimiz üzere, sık sık iş değiştirmekle meşhur hale geldiler. Evet günümüzde insanların birçoğu, üzerinde çalıştığı girişimlerle ilgili (iş, ders, proje vb.), tekrar denemenin gücünü göremeyebiliyor. Oysa başarızlıklardan bir şeyler öğrenip, tekrar tekrar denediğimizde, istediğimiz şeyi elde etmemiz mümkün olabiliyor. En ufak bir engel ile karşılaşınca hemen pes etmek,  geri adım atmak başarısız olmanın nedenidir. Halbuki hedefe ulaşmak ve başarmak için mücadele etmek, direnmek, sabretmek ve hedefe doğru yürümek gerekir.

Her zaman kararlı olarak ve kendi kendinize taahhütler vererek başarıyı sürdürmek için motivasyon kazanabiliriz. Yolculuğumuzdan daima yeni şeyler öğrenebiliriz. Kesin olarak başarılarımızın sonuçlarına odaklanmak yerine, hayatta başarılı olmak için gereken küçük adımların farkına varmalıyız. Daima olumlu düşünmeliyiz. Olumlu bir zihniyet geliştirmek tamamen kendimize ve başarılı olma becerimize güvenmekle ilgilidir. Olumsuz düşünceleri olumlu olanlarla değiştirmek, yolumuza hangi zorluklar çıkarsa çıksın denemeye devam etmek için kendimizi motive etmek çok mühimdir. Bazen yolculuk boyunca zorlu bir durumu daha iyi bir duruma dönüştürmek için bakış açımızı değiştirmemiz gerekebilir. Kötü bir gün veya hafta geçirdiğimizde, bunun yerine o günün iyi bir gün veya hafta olduğunu hayal etmeliyiz. Hedefimizin durma noktasına geldiğini fark edersek, bunun nedeni konusunda kendimize karşı dürüst olmamız elzemdir. Ortak bir anlayışa vardıktan sonra, kendimizi başarıya doğru itmek için bir çözüm bulmaya çalışmalıyız. Konfor alanımızdan çıkmak için kendimize meydan okumalıyız. Dikkatimizi dağıtan şeyleri ortadan kaldırmalıyız. Hayatımızda zamanımızı alan veya dikkatimizi dağıtan şeylerin bir listesini yapıp ve bunlardan kurtulmalıyız. Duygusal destek için başkalarına güvenmek faydalı olabilir, ancak bizim ihtiyaçlarımız olduğu gibi, arkadaşlarımızın ve ailemizin de ihtiyaçları olduğunu unutmamalıyız. Hem kişisel hayatımızda hem de iş yerinde başarılı olmak, hedeflerimize ulaşmak ve kendimizi mutlu etmek için tüm eylemlerimizden kendimizi sorumlu tutmamız faydalı olacaktır. Plan kurmaya devam etmeliyiz. Hedeflerimiz üzerinde çalışırken bir programa bağlı kalmalıyız. Tükenmekten kaçınmalıyız. Hedefimize odaklanmak önemlidir, ancak onu takıntı haline getirmemeliyiz. Yolculuğumuzu üretken ve aynı zamanda eğlenceli tutmak, kendimizi fazla yormadan motive olmamızı sağlayacaktır.

Önemli kişilere ait bu konuda söylenmiş olan sevdiğim bazı sözler;

  • “İz bırakanlarla senin aranda basit bir fark var sadece. Onlar ömür boyu gayret ediyorlar; sen ömür boyu hayret ediyorsun.“
  • “Başarı gün boyu tekrar edilen ufak gayretlerin toplamıdır.“
  • “İnsanın kanadı, gayretidir.“
  • “Yarınlar yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir.“
  • “Dışındaki hava karardığında, içindeki ışığı yak. Azimli insanın güneşi içinde doğar.“
  • “Bir kimsede azim olmazsa bilgisi ölüdür, bilgiye yaşam veren azimdir.“
  • “Birlikte, amaçta azimli olan ve ısrar eden ulus, kendini beğenmiş ve saldırgan her düşmanı sonunda gurur ve saldırısından dolayı pişman eder.“
  • “Azimle tek kişi dünyayı değiştirebilir.“
  • “Azim, on dokuz kez kaybedip yirminci de başarıya ulaşmaktır.”
  • “Azim ve yılmazlık; ruhun öyle harikulade bir kuvvetidir ki, onu büyük tehlikelerin kendisinde uyandırabileceği telaşlardan, şaşkınlıklardan uzak tutar.“
  • “En zoru harekete geçmek. Gerisi azim ve kararlılıkla geliyor.“
  • “İnsana yıllarca çalışmaya tahammül gücü kazandıran sır, hedefinin büyüklüğünden doğan heyecanlı azimdir.“
  • “Güçlü olan, yenilmeyen, yalnız azimdir.“

Bir yanıt yazın