024-amel-ve-ibadetin-iman-ile-alakasi-nedir

İman, Kalp ve Hayat: İçinde Bulunduğumuz Haller Üzerine

İman, kalpte başlar. Kalpten akla, akıldan hakka, haktan adalete ve adaletten hayata taşınır.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Allah, kimin kalbini İslâm’a açarsa o, Rabbinden bir nur üzeredir.” (Zümer, 39/22)

İman–kalp, iman–akıl, iman–hak, iman–adalet ve iman–hayat ilişkisini kalpten başlayarak güçlü kılmak esastır. Kalpte kök salmayan iman, aklı dönüştürmez; aklı dönüştürmeyen iman, hak üretmez; hak üretmeyen iman, adalet doğurmaz; adalete dönüşmeyen iman ise hayata dâhil olmaz.

Hayata dâhil edilmeyen iman sözel kalır. Allah bu hâli açıkça tarif eder:
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” (Saf, 61/2)

Sözel iman, hayata yansımayan iman, davranışlara yansımayan iman insanı çok yüzlü yapar: Çevrede başka, sokakta başka; kalpte başka, akılda başka; sözde başka, hâlde başka…

İşte bu hâl, bu zamanın Müslümanının en büyük tehdididir: Diliyle imanlı, pratiğiyle parçalı; ibadette titiz durur görüntüsü, adalette adil değil, ölçüde tartıda hiç titiz değil, ahlak kurallarında esnek ve de gevşek, hak sözünde sessiz, haksızlığı şekil ile örtmeye çalışır, menfaatinde cesur ve kutsalsız kuralsız.

Kalbi Allah’a ait olmayan bir dindarlık ortaya çıkar. Oysa Allah kalbin bölünmesini kabul etmez:
“Allah, bir insanın göğsünde iki kalp yaratmamıştır.” (Ahzâb, 33/4)

Bu çok yüzlülüğün sonucu; bozgunculuk, sapkınlık ve fesadın sıradanlaşmasıdır. Kur’an bu tabloyu daha önce göstermiştir:
“Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın denildiğinde, ‘Biz sadece ıslah edicileriz’ derler.” (Bakara, 2/11)

İşte bu; adı Müslüman olan ama hâli, İsrailoğullarının bozguncu ve sapkın karakterini andıran bir manzaradır. Bilgi var, teslimiyet yok; ibadet var, ahlak yok; kimlik var, şahitlik yok.

Oysa Allah hükmünü koymuştur:
“Allah bozgunculuğu sevmez.” (Bakara, 2/205)

Ve imanın ölçüsünü de belirlemiştir:
“Gerçek müminler, Allah anıldığında kalpleri ürperen kimselerdir.” (Enfâl, 8/2)

Kalbi ürpermeyen, adaleti dert edinmeyen, hayatı dönüştürmeyen iman; iman değildir, alışkanlıktır.

Bu yüzden iman bölünmez. Bölünen iman, insanı parçalar.

Ya iman bütündür ya da iman değildir.

O hâlde: İLLA İMAN. Kalpte Allah, akılda hak, halde Kuran ve sünnet pratiği, sözde doğruluk, hayatta adalet ve hakkın tecellisi, zulümde uzak duran adalette şaşmaz olan olmak.

Metin Külünk

16 Aralık 1960’ta Rize Güneysu’da doğdu. Baba adı Muhammet, anne adı Şaziment’tir. İnşaat Mühendisi; Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi. Milli Türk Talebe Birliği Orta Öğrenim Yönetim Kurulu Üyeliği, Akıncılar Teşkilatı, Milli Selamet Partisi İl Gençlik Yönetim Kurulu Üyeliği, AK PARTİ İstanbul İl Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyeliği, İstanbul İl Teşkilat Başkanlığı, İstanbul İl SKM Başkanlığı görevlerinde bulundu. Yayımlanmış 5 kitabı ve çok sayıda makalesi bulunmaktadır. 24, 25 ve 26. Dönemde İstanbul Milletvekili seçildi. İyi düzeyde İngilizce bilen Külünk, evli ve 1 çocuk babasıdır.

Bir yanıt yazın