İLKESİZ YÜCELTMENİN SEFALETİ
İnsan eksik bir varlıktır. Bu yüzden eksikliğini tamamlamak için sürekli bir çaba içerisindedir. Dünya eksikliği tamamlama mekanıdır. Ontolojik eksikliğinin bilincinde olmak insanı kemalata götürür. Ancak kendini kemalata teslim etmeyen insan eksiklikten kendini ve eşyayı yücelterek kurtulmaya çalışır. Oysa ne eşyada ne insanda kemalat yoktur..Bu yüzden kutsal ile bağ kuramayan özne kendini asla tamamlayamaz.. Bu tamamlanmamışlık yıkıcılık ve bozuculuğa kapı açar..
Eşya, insan ve ötekine yönelik yüceltme bir yanılsama ve aldanıştır. Böylesi Yüceltme büyük ölçüde derin aşağılık kompleksinin ürünüdür. Yüceltmenin ön planda olduğu bütün toplumların geri kalmış toplumlar olması şaşırtıcı değildir. Yüceltme olmamışlığın, kemalat eksikliğinin derin acısından beslenir. İstiğna aslında kendini aldatmanın uzantısıdır.
Adler’e göre
Asi Ve Devrimci(inqılabçı)
Asi herşeye karşı çıkan kişidir devrimci ise söyleyecek sözü olandır. Asi sadece kimi içgüdüsel reflexlerle hareket ederken devrimci insani asli amaçlar için hareket eder. Asiler çoğu kere statükonun sürmesi için efendilerinin beslemeliğini ve tetikçiliğini yaparlar. Onlar için tek amaç efendilerinin saltanatının korunmasıdır. Devrimci ise ilkeseldir; ilkelidir. Ağaçtan kuşa, kuştan taşa kadar her varlığın saygıyı hakettiğini düşünmektedir. Devrimci ile asi’yi karıştırmak zihin karışıklığının sonucudur.
***
Eğitim, Üniversite ve Ötekileştiren Zihin
Ne kadar yüceltirseniz yüceltin..Bir kişiyi, bir kurumu, bir toplumu değerli kılan onların ortaya koyduklarıdır.Yetiştirdiği öğrenci profili ise o kurumun kalitesini ele verir.
Bilim, saygı, özgür tartışma ve analitik zihinden çıkar. Bu da birey olmak ile ilgilidir. Üniversite kişinin birey olmayı öğreneceği mekanlardır.
Oysa eğitimin en üst kurumlarından nefretle dolu insanlar akıyor topluma. Kendilerine olmadık üstün vasıflar yakıştırıyorlar. Oysa çoğunun ne kendilerine ait bir perspektifleri var; ne komplolara karşı gerekli zihinsel donanımları var, ne kendi toplumlarının değerlerine saygıları var, ne bu değerlerden haberleri var.
Avrupanın kenar mahallelerinde bile bu kadar düşük profilli insan modeline rastlamanız mümkün değildir.
Bilinçsizlik, saygısızlık, aidiyet yoksunluğu, ötekileştirme, fişleme, kumpas…
Bunlar sadece tutacakları hiçbir dalı; kendi toplumları ile herhangi bir aidiyet duygusu kalmamış insanlar tarafından alkışlanıyorlar..
Sizin kalitenizi biraz da sizi alkışlayanların kalitesi ortaya koyuyor..
Sadece düşmanı ve nefreti olanın kişilikle ilgili sorun yaşadığı söylenebilir.
Bu durumda ne eğitim ve eğitilmişlik ne de insanilik vardır. Sadece psişik ve patalojik bir durum sözkonusudur. Çok yazık..
