images

Cennet “örtmek, gizlemek” anlamındaki cenn kökünden isim olup “bitki ve ağaçları ile toprağı örten bahçe” mânasına gelir. Âhiret hayatında müminlerin ebedî saadet yurdu
olan yerin bu şekilde adlandırılmasının sebebi, genel görünümüyle dünya bahçelerine benzemesi veya eşsiz nimetlerini insan idrakinden gizlemiş olması şeklinde açıklanmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de müfred, tesniye ve cemi şekilleriyle 147 defa geçen cennet kelimesi yirmi beş yerde dünyadaki bağ bahçe, altı yerde Âdem ile Havvâ’nın iskân edildiği mekân, bir yerde Hz. Peygamber’in, yanında Cebrâil’i gördüğü sidretü’lmüntehânın civarında bulunan me’vâ cenneti (Necm 53/13-15), diğer yerlerde de (115 yerde) âhiret cenneti anlamında kullanılmıştır. Cennet çeşitli hadislerde de hem bahçe hem âhiret cenneti anlamında yer almıştır. (DİA. Cennet md.).

Cennet, genişliği göklerle yer kadar olan (Âl-i İmrân 3/133) yakıcı sıcağın da dondurucu soğuğun da görülmeyeceği bir yerdir. (İnsân 76/13) Temiz su, tadı bozulmayan süt ve süzme bal ırmaklarının yer aldığı (Muhammed 47/15), suyu zencefille kokulandırılmış tatlı su pınarı (selsebîl) (İnsân 76/18) ve sonunda misk kokusu bırakan bir içecek de vardır. (Mutaffifîn 83/25-26). Cennet içeceği baş ağrıtmayan, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden ve bembeyaz bir kaynaktan çıkan (Sâffât 37/45-47) bir içecektir. İçildiği zaman sarhoş etmediği gibi ne baş dönmesi yapar (Vâkıa 56/19), ne günah işlemeye iter, ne de saçmalatır (Tûr 52/23). Cennet’te türlü meyveler, hurmalıklar, nar ağaçları (Rahmân 55/68), bağlar (Nebe’ 78/32), dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları (Vâkıa 56/28-29), çeşit çeşit kuş etleri (Vâkıa 56/21) bulunur. Cennetliklerin elbiseleri ince ve kalın halis ipektendir (Kehf18/31), süsleri altındandır (Kehf 18/21; Hac 22/23), evleri güzeldir. (Tevbe 9/72) Cennettekilere hizmet etmek için ölümsüz gençler (vildan) dolaşır, onlar –güzelliklerinden dolayı– saçılmış birer inci sanılırlar. (İnsân 76/19) Bunlar altın kadeh ve tepsiler dolaştırırlar, Cennetliklerin canlarının istediği ve gözlerinin gördüğü her şey orada hazır bulunur (Zuhruf 43/71). Cennettekilere altlarından ırmaklar akan, üst üste bina edilmiş köşkler vardır (Zümer 39/20).

Cennetlikler için pek çok güzelliklerle nitelenmiş tertemiz eşler bulunacaktır. (Bakara 2/25; Vâkıa 56/35-38) Cennetliklerin hem kendileri hem de eşleri cennetin gölgelerinde tahtları üzerine kurulup yaslanırlar. (Yâsîn 36/56). Allah tarafından kalplerinden kin sökülüp atılmış olan cennetlikler, kardeşler halinde, karşı karşıya tahtları üzerinde otururlar. Orada bunlara hiçbir yorgunluk ve zahmet yoktur. (Hicr 15/47- 48) Cennet’te boş ve yalan söz de işitilmez. (Nebe’ 78/35).

Gerek cennet gerekse içinde bulunan şeyler öz ve yapı itibariyle dünyada bilinen nesnelerden farklıdır. Ancak insanların görmediği, bilmediği, tatmadığı, hayal bile edemediği şeyleri onlara anlatmanın tek yolu, bildikleri nesnelerin isimlerini kullanmaktır. Allah Teâlâ da cenneti ve nimetlerini bildiğimiz isim ve kelimelerle, kavram ve tasavvurlarla ifade etmiştir. Arada bir benzerlik vardır, ancak asla biri diğerinin aynı ve misli değildir.(Bakara 2/25). Buna göre doğru olanı, açıklanmakta olan âyet ve benzerlerini genel bir kural olarak kabul etmek ve âhirette olup bitecek, verilecek, yaşanacak şeyleri dünyadakilere kıyas etmemek, olumlu ve olumsuz yanlarıyla dünyayı âhirete taşımamaktır.
“O ki bizi lutfuyla sonsuza kadar kalınacak yurda yerleştirdi. Orada artık biz ne bir yorgunluk duyarız ne de bize bir bıkkınlık gelir.”(Fâtır 35/35). “Orada ne boş bir söz işitirler ne de günaha sokacak bir şey. Sadece şu söz: Size esenlikler, size mutluluklar!” (Vakıa 56/25-26).

Acı, yorgunluk ve ölüm yoktur. Cennete giren müminler orada insanı rahatsız edecek hiçbir şeyle karşılaşmayacaklardır. Orada insanların hoşuna giden, insanları mutlu kılan herşey vardır. (Muhammed 47/15).

Dünyevi nimetlerin çok daha güzelleri vardır. (Vakıa 56/28-38). Cennet ehli genç, güzel ve sağlıklı olacaklardır. En büyük nimet Allah’ın rızasını ve cemalini (yüzünü) görmektir. (Yunus 10/26). “Oysa o gün bir kısım yüzler rablerine bakarak mutlulukla parıldayacak.” (Kıyamet 75/22-23). İslâm inancına göre cennet, Allah’ın rızasını kazanan mümin kullarına hazırladığı ebedî bir nimet yurdudur. Cennetin birden fazla derecesi ve tabakası vardır. Bu dereceler, insanların dünyadaki iman, ibadet, salih amel ve ihlâs derecelerine göre verilir. “Onlar için, yaptıklarına karşılık Rableri katında dereceler, bağışlanma ve tükenmez rızık vardır.” (Enfâl 8/4). Cennette herkes aynı seviyede olmayacak; amellerine göre bir derece farkı olacaktır. Peygamber Efendimiz (sav) cennet derecelerini çeşitli hadislerde açıklamıştır.“Allah’tan cennet istediğinizde Firdevs’i isteyin. Çünkü o, cennetin ortası ve en yücesidir…” (Buhârî, Cihâd, 4).

Bazı rivayetlerde cennetin 7 veya 8 farklı derece veya katı olduğu bildirilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır. Cennetü’l-Me’vâ, Cennetü’n-Naîm, Cennetü’l-Adn, Cennetü’l-Huld, Dârü’s-Selâm, Dârü’l-Mukâme, İlliyyun. ‘Hz. Âdem’in Kur’an’da geçtiği şekliyle girdiği cennet, imtihan için yerleştirildiği özel bir cennettir. Bu cennet, dünya ile ahiret arasındaki bir “imtihan yeri” olabilir. Kur’an’da bu bahçe için “cennet” ifadesi geçtiği için bazıları onun da ebedî cennet olduğunu zannetmiştir. Ancak; Şeytanın oraya girebilmiş olması, Âdem’in oradan çıkarılması, Yasak bir ağacın orada bulunması buranın ebedî cennet olmadığını göstermektedir. Asıl cennet kıyametten sonra müminlere verilecek olan ebedî ve kalıcı cennettir. Bu cennet
imtihan alanı değil, ebedi mükâfat yurdudur”Oraya bir kez giren bir daha çıkmaz” (Hicr 15/48). Şeytanın ve kötülüğün giremeyeceği bir yerdir. Yasak ve sınav bulunmaz, nimet ve huzur yeridir.

Hz. Âdem’in girdiği cennet, dünya hayatı öncesi bir imtihan cennetidir, her türlü nimetin bulunduğu bir bahçedir, ebedî değildir. Ahiretteki cennet ise müminlere vaat edilen, sonsuz ve kalıcı olan cennettir’ şeklinde yorumlarda bulunmaktadır. “Rabbinizin mağfiretine ve genişliği gökler ve yer kadar olan, takvâ sahipleri için hazırlanmış bulunan cennete koşun.”(Âl-i İmrân /133). Ayette geçen “hazırlandı” fiili geçmiş zaman kalıbındadır, bu da cennetin önceden hazırlandığını ifade eder. İslâm alimlerinin çoğunluğun görüşüne göre cennet yaratılmış ve hazırlanmıştır. Cennete girecek kişiye dünyanın beş veya on katı verileceğine dair rivayet edilen hadiste (Buhârî, Rikak 51) de bu kişiye çok büyük mükâfat verileceği belirtilmiştir. Bu sayılar çokluktan kinaye de olabilir. Cennete giren kimseye mükemmel bir karşılık, razı olacağı ve çok memnun kalacağı kadar karşılık verilecektir. Allah’ın sonsuz rahmetini, affediciliğini ve cennetin büyüklüğünü gösteren bir semboldür. Aynı zamanda cennetin çok geniş olması ve her mü’mine dünyadan daha fazla yer verilmesi, kıyametten sonra tüm evrenin cennet olacak şeklinde dizayn edileceği şeklinde yorumlar yapılmıştır.

İslâm bilginlerinin cennet tasviri hakkında benimsedikleri görüş onun mahiyetinin bilinemeyeceği şeklindedir. Çünkü mümin kullar için âhiret hayatında hazırlanmış mutluluk vesilelerinin hiç kimse tarafından tahayyül edilemeyeceğini ifade eden âyetten başka (Secde 32/17) kutsî hadis olarak rivayet edilen meşhur metin de bu hususu açıkça belirtmektedir: “Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşer zihninin tasavvur edemeyeceği mutluluklar hazırladım ” (Buhârî, “Tefsîr”, 32/1; Müslim, “Cennet”, 2-5).

Dünya hayatında beş duyu ve akıl alanlarındaki idrakler tabiat şartlarıyla kayıtlı olduğuna göre naslarda geçen tasvirleri aynı şartlar çerçevesinde veya hayal gücüyle değiştirerek algılamak gerekir. Nitekim bazı âyetlerde, cennet ve nimetleriyle ilgili dünya ve âhiret idrakleri arasında benzerliklerin bulunduğu ifade edilmiştir (bk. Bakara 2/25; Muhammed 47/6). İbn Abbas’tan yaygın olarak rivayet edilen, “Cennette isimlerden başka dünyayı andıran hiçbir şey yoktur” (Makdisî, I, 194) ifadesi, ikisi arasındaki mahiyet farklılığını belirten bir söz olsa gerektir. (DİA, Bekir Topaloğlu, Cennet md.)

Kur’an’da cennet için; güzel meskenler (Tevbe 9/72), üst üste kurulmuş konaklar (Zümer 39/20) ve ev (Tahrim 66/11) kavramları kullanılmak suretiyle onun maddi anlamda eleman ve tesislerden oluştuğu belirtilmiştir. Yine Kur’an’a göre cennet ehli için çadırlar da kurulacaktır. (Rahmân 55/72). Büyük insan kitlelerine hitap etmeyi amaçlayan dinler, bütün tâlimat ve telkinlerinde, özendirici ve caydırıcı tedbirlerinde onların duygu, düşünce ve idrak seviyelerini hesaba katmışlardır. Bu sebeple semavî,  ilahi dinlerde, özellikle İslâmiyet’te naslar çerçevesinde yer alan cennet-cehennem tasvirlerini söz konusu bakış açısından değerlendirmek gerekir. Bedenî ihtiyaçları gideren ve cismanî zevkler sağlayan cennet nimetleri aslında cennet sakinleri için amaç değildir. Ulaşılmak istenen asıl hedef Allah rızâsıdır. İnsan için bu rızâya nâil olmak, Allah’ın kendi katından bedene bahşettiği ruhu (Hicr 15/29) yine O’na yöneltmek, O’nu müşahede etmek, O’nunla konuşmaktır. Allah’ın rızâsına ulaşılınca sonuç zaten cennet olacaktır.