ÇEVREDEKİLER: KÖTÜLER VE KALİTESİZLER
Çevrenizde arkadaş sandığınız birçok insanla birçok şey paylaşırsınız. En içten hâllerinizi, kırılgan anlarınızı, saf duygularınızı, çocuksu yaklaşımlarınızı görürler ve arkadaşlık sürdükçe anılar birikir. Ama burada dostluğun kalitesini belirleyen asıl ölçü, o kişinin seninle yaşadıklarını sana karşı kullanıp kullanmayacağıdır.
Kötü insan, yaşadığın her sorunda seni suçlu görür. Kalitesiz insan ise senin derdini paylaşmak yerine hemen sana akıl vermeye kalkar; senin sorunlarının içine girmek, seninle hemhâl olmak istemez. Oysa dostluk dediğiniz şey, karşındakini kendinden bilmek, onu kendi yaşamının bir parçası gibi görmektir. Pazarlıksız sevmektir.
Gerçek dostluk, senin problemlerinin ortaya çıktığı anda ortaya çıkar. Meselenin özü şudur: Kötü arkadaşın kötülüğü, senin yaşadığın sorunlarda seni adil biçimde değerlendirmemesidir. Haklı olsan bile seni haksız çıkaracak bir şey mutlaka bulur. Kalitesiz insan ise sorunlarını paylaşmak yerine, kendini yükün dışına atıp sana akıl satmaya başlar.
İlişkide olduğun insanlar, aslında senin sorunlarına verdikleri tepkilerle “kötüler” ve “kalitesizler” olarak ayrışır. Elbette sen de bazen haksız olabilirsin; sorun bu değil. Sorun, karşındaki insanın adil bir yaklaşım içinde olmamasıdır. anlarsın ki O seni hiçbir zaman benimsememiştir.
Böyleleri ya korkaktır—ki korkaklarla arkadaş olunmaz; ya da haindir—ki hainlerle de olunmaz.
Ezcümle insanın kalitesi ilişkiler içinde ortaya çıkar.

