Denge ve Uyum Üzerine İlk Küresel Araştırmadan İçgörüler

0
desktop-wallpaper-close-up-desert-macro-blur-harmony-stones-canyon-balance-u-background-for-section-макро

 Insights from the First Global Survey of Balance and Harmony
(Denge ve Uyum Üzerine İlk Küresel Araştırmadan İçgörüler)

Akademik çevrelerde mutluluk anlayışı, her geçen yıl ilerlemeye devam etmektedir; çünkü sürekli olarak yeni fikirler ve içgörüler ortaya çıkmaktadır. Bazı yapılar, örneğin “yaşam değerlendirmesi”, onlarca yıldır araştırmaların merkezinde yer almakta ve çok kapsamlı çalışmalar üretmiştir. Mesela, bu raporun temelini oluşturan Gallup World Poll’da kullanılan yaşam değerlendirmesi üzerine Cantril’in “merdiven” sorusu 1965 yılında geliştirilmiştir.

Buna karşılık, iyi oluş ile ilgili diğer bazı konular yalnızca son zamanlarda hak ettikleri ölçüde tanınmaya ve ilgi görmeye başlamıştır. Bu yeni dikkati üzerine çeken konular arasında denge (balance) ve uyum (harmony) yer almaktadır. Denge ve uyum – birbirine oldukça yakın fakat özdeş olmayan kavramlar – pek çok farklı biçimde kullanılmakta ve tanımlanmaktadır; ayrıca her biri “bulanık” kavramsal sınırlara sahiptir. Aşağıdaki ilk alt bölümde bu kavramların anlamlarını daha derinlemesine inceleyeceğiz. Ancak şimdiden şunu belirtmek mümkündür: akademik disiplinlerin tamamında, denge ve uyum, duygular, dikkat, motivasyon, karakter, diyet, uyku, egzersiz, iş-yaşam dengesi, ilişkiler, toplum, siyaset ve doğa gibi birbirinden çok farklı olguların bağlamında önemli ilkeler olarak görülmekte ve başvurulmaktadır.

Tarihsel olarak da, günümüzde de, denge/uyum özellikle Doğu kültürleriyle ilişkilendirilmiştir. Ancak bu durum onların dünyanın geri kalanında göz ardı edildiği veya değersiz bulunduğu anlamına mı gelir? Muhtemelen hayır. Dünya genelinde, Batı dâhil, denge/uyum etrafında önemli fikirler ve gelenekler vardır. Örneğin Aristoteles’in “altın orta” (golden mean) ideali, Batı düşüncesindeki denge anlayışının klasik bir örneğini sunar. Ayrıca günümüzde, denge/uyumun uygulandığı iki önemli iyi oluş alanı – iş-yaşam dengesi ve dengeli beslenme – literatürde yoğun bir biçimde ele alınmıştır.

Üstelik, denge/uyum, sadece akademide değil, halk arasında da güçlü bir karşılığa sahiptir. Batı’daki yedi ülkede yapılan bir araştırmada, katılımcılar mutluluğu en çok “psikolojik denge ve uyum” koşulu olarak tanımlamışlardır. Daha geniş kapsamlı bir takip çalışması da benzer şekilde mutluluğun en yaygın tanımının “içsel uyum” (inner harmony) olduğunu ortaya koymuştur. Bu tanım, içsel huzur, tatmin ve denge gibi temaları içermekteydi.

Bununla birlikte, denge ve uyumun mutlulukla nasıl bağlantılı olduğu konusunda küresel ölçekte ampirik veriler son derece azdır ve büyük ölçüde yeterince çalışılmamıştır. Bunun başlıca nedeni, uygun veri eksikliğidir. Bu bölümde sunulan araştırma, işte bu eksikliği gidermeyi hedeflemektedir. Çalışma, 2020 Gallup World Poll kapsamında toplanan benzersiz bir veri setine dayanmaktadır; şimdiye kadar bu konulara dair yapılmış en kapsamlı küresel yaklaşımı temsil etmektedir.

Mevcut literatürün incelenmesi ışığında, analizimizi iki birbiriyle bağlantılı hipotez rehberliğinde gerçekleştirdik:

  1. Denge/uyum, tüm insanlar için önemlidir.

  2. Denge/uyum, iyi oluşun kalbindeki dinamiklerdir.

Görüleceği üzere, her iki hipotez de belli ölçüde doğrulanmıştır.

Anahtar Kavramların Tanımlanması
Denge/uyum (balance/harmony) ile ne kastedilmektedir? Pek çok kavramda olduğu gibi, onların anlamları da tartışmalı olup üzerinde münakaşa edilmektedir. Dahası, bu kavramların kavramsallaştırılmaları genellikle soyut bir şekilde tanımlanmak yerine, yaşamın belirli alanlarına bağlanmıştır. Örneğin, fizyoloji alanında, literatürün bir incelemesi, dengenin iki ana biçimde işlerlik kazandığını öne sürmüştür: bir fiziksel durum olarak (örneğin, “bedenin denge hâlinde olduğu durum”) ve bir işlev olarak (örneğin, “beden ağırlığını destek tabanının üzerinde tutmak için kas aktivitesinde ve eklem pozisyonunda sürekli ayarlamalar gerektiren durum”). Bununla birlikte, bu kavramların farklı akademik disiplinlerdeki kullanımını ve kavramsallaştırılmasını gözden geçirdikten sonra, analizimizi ve tartışmamızı yönlendirmek amacıyla — çeşitli bağlamlara uygulanabilir — bazı genel yönlendirici tanımlar formüle etmiş bulunuyoruz.

Genel Yönlendirici Tanımlar

Denge, bir sistem içerisindeki bileşenlerin eşit bir şekilde dağılımına işaret eder; böylece sistem istikrarlı bir biçimde işler ve işlev bozukluğuna eğilimli olmaz. Uyum ise, bir sistem içerisindeki bileşenlerin sinerjik ve tutarlı bütünleşmesine işaret eder; öyle ki bütün, parçaların toplamından daha büyük olur. Bu iki kavram birbirine yakından bağlıdır ve çoğu zaman örtüşür. Şöyle denebilir: denge daha tarafsız bir nitelik taşırken, uyum daha olumlu bir değer yüklenir. Örneğin, bir takımı “dengeli” olarak nitelemek, farklı rol ve becerilerin adil bir karışımının mevcut olduğunu ima eder; bir takımı “uyumlu” olarak nitelemek ise, üyelerin yalnızca dengeli olmadığını, aynı zamanda birbirleriyle iyi – hatta belki de neşeyle – etkileşimde bulunduklarını ima eder. Bu tanımlar, fizyolojik düzeyden psikolojik ve toplumsal düzeye, oradan da ekolojik düzeye kadar farklı seviyelere uygulanabilir.

Gallup Dünya Araştırması: Yeni Denge/Uyum Maddeleri

Gallup Dünya Araştırması, dünya çapında 150’den fazla ülkede yaşayan insanların yaşamlarını nasıl deneyimledikleri hakkında güvenilir, karşılaştırılabilir bilgi sağlayan en değerli veri kaynaklarından biridir. Bu araştırma, özellikle iyi oluş üzerine çeşitli göstergeler içermektedir. 2020 yılında, bu göstergelere ek olarak, denge ve uyum üzerine dört yeni madde eklendi.

Bu dört madde şunlardır:

  1. “Genel olarak, hayatınızın dengede olduğunu düşünüyor musunuz, yoksa dengede olmadığını mı düşünüyorsunuz?”

  2. “Kendinizi içsel olarak huzurlu hissettiğiniz bir durumda olduğunuzu söyleyebilir misiniz?”

  3. “Dün, kendinizi ne kadar sakin hissettiniz?”

  4. “Eğer seçme şansınız olsaydı, daha çok heyecan verici mi yoksa daha çok sakin bir hayat mı yaşamayı tercih ederdiniz?”

Bu soruların her biri, farklı açılardan denge/uyumun deneyimlenmesini ya da arzu edilmesini ölçmeyi amaçlamaktadır. Birinci madde, daha çok genel bir yaşam değerlendirmesi biçimindedir. İkinci madde, huzur duygusu üzerine odaklanmaktadır. Üçüncü madde, günlük deneyimlere ilişkin olarak sakinlik hissini ölçmektedir. Dördüncü madde ise, insanların ideal yaşam tercihleri hakkında bilgi vermektedir.

Bu maddeler aracılığıyla elde edilen veriler, hem denge ve uyumun küresel olarak ne ölçüde deneyimlendiği ve arzu edildiği hakkında yeni bilgiler sağlamaktadır hem de bu kavramların yaşam memnuniyeti ve diğer iyi oluş göstergeleriyle nasıl ilişkilendiğini inceleme olanağı sunmaktadır.

Küresel Bulgular

Genel olarak bakıldığında, sonuçlar göstermektedir ki, denge ve uyum dünyadaki insanlar için gerçekten önemlidir. Katılımcıların büyük çoğunluğu, hayatlarını dengede gördüklerini, içsel huzur hissettiklerini ve sakinlik yaşadıklarını belirtmiştir. Ayrıca birçok insan, ideal yaşam tercihi sorulduğunda, heyecan verici bir hayat yerine sakin bir hayatı seçmiştir.

Örneğin, 2020 yılı Gallup Dünya Araştırması’nda:

Katılımcıların yaklaşık %70’i hayatlarının dengede olduğunu söylemiştir.

Katılımcıların yaklaşık %80’i kendilerini içsel olarak huzurlu hissettiklerini belirtmiştir.

Katılımcıların yaklaşık %90’ı, bir önceki gün en azından biraz sakinlik yaşadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların yaklaşık %60’ı ise, seçim hakkı verilseydi “sakin bir hayatı” tercih edeceğini, %40’ı ise “heyecan verici bir hayatı” tercih edeceğini belirtmiştir.

Bu bulgular, denge ve uyumun dünya genelinde yaygın olarak deneyimlendiğini ve arzu edildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu kavramların sadece belirli bir kültürle (örneğin Doğu kültürleriyle) sınırlı olmadığı, evrensel bir önem taşıdığı anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, sonuçlar aynı zamanda ülkeler arasında ve bölgeler arasında bazı farklılıkları da açığa çıkarmaktadır. Örneğin, Doğu Asya’daki katılımcılar, “hayat dengede” ifadesini onaylamada Batılı ülkelere göre daha yüksek oranlar göstermiştir. Buna karşılık, Batı ülkelerinde sakinlik yaşama oranları daha yüksek bulunmuştur.

Genel eğilim olarak, daha yüksek yaşam memnuniyetine sahip ülkelerde, denge ve uyumun deneyimlenme düzeyleri de daha yüksek çıkmıştır. Bu da, denge/uyumun yaşam değerlendirmeleriyle güçlü biçimde ilişkili olduğunu göstermektedir.

Yaşam Değerlendirmesi ve Duygulanım ile İlişkiler

Sonuçlarımız ayrıca, denge/uyum ile diğer iyi oluş ölçümleri arasında güçlü ilişkiler olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle, yaşam değerlendirmesi ile (yani insanların hayatlarından ne kadar memnun olduklarını bildirdikleri ölçüm) güçlü pozitif ilişkiler gözlenmiştir.

Regresyon analizleri göstermektedir ki:

Dengede hissetmek, yaşam değerlendirmesiyle anlamlı ve pozitif bir şekilde ilişkilidir.

İçsel huzur da yaşam değerlendirmesiyle güçlü biçimde bağlantılıdır.

Sakinlik deneyimi, yaşam değerlendirmesi ile orta düzeyde pozitif ilişkilidir.

Sakin bir hayatı tercih etme ile yaşam değerlendirmesi arasındaki ilişki ise daha zayıftır, fakat yine de anlamlıdır.

Buna ek olarak, bu maddeler yalnızca yaşam memnuniyeti ile değil, aynı zamanda insanların pozitif duygular (örneğin neşe, gülümseme, keyif) ve negatif duygular (örneğin stres, öfke, üzüntü) gibi günlük deneyimlerle ilgili bildirimleriyle de ilişkili bulunmuştur. Özellikle:

Dengede hissetme ve içsel huzur, daha yüksek pozitif duygular ve daha düşük negatif duygular ile bağlantılıdır.

Sakinlik deneyimi de benzer şekilde pozitif duygularla ilişkili, stres ve kaygıyla ise ters yönde ilişkilidir.

Bu ilişkiler, denge ve uyumun yalnızca soyut kavramlar olmadığını, doğrudan insanların öznel iyi oluşunu şekillendiren dinamikler olduğunu göstermektedir.

Bölgesel Varyasyonlar

Daha ayrıntılı analizler, denge ve uyumun küresel ölçekte önem taşımasına rağmen, bunların farklı bölgelerde farklı şekillerde deneyimlendiğini ve değerlendirildiğini göstermektedir.

Örneğin, Doğu Asya’da, “hayatım dengede” ifadesine katılım oranı oldukça yüksektir ve bu, bu bölgedeki kültürel geleneklerle uyumludur. Konfüçyüsçülük ve Taoizm gibi düşünce sistemleri, tarih boyunca denge ve uyuma büyük önem vermiştir. Ayrıca, bu bölgede “içsel huzur” da güçlü biçimde rapor edilmiştir.

Batı ülkelerinde ise, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da, sakinlik deneyimi oldukça yaygın olarak rapor edilmiştir. Bununla birlikte, bu bölgelerde “heyecan verici bir hayat” seçeneğini tercih edenlerin oranı, “sakin bir hayat”ı tercih edenlere göre daha yüksektir. Bu durum, bireysel özgürlük, dinamizm ve yenilik arayışını vurgulayan Batı kültürel değerleriyle uyumludur.

Latin Amerika’da, katılımcıların çoğu yüksek seviyelerde pozitif duygular (örneğin neşe, kahkaha) bildirmiştir; bu, denge/uyum ölçümleriyle birlikte değerlendirildiğinde, bu bölgede mutluluk kavramının daha çok duygusal canlılık ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Afrika’da, sonuçlar daha karmaşıktır. Birçok katılımcı hayatlarının dengede olduğunu belirtirken, bazı bölgelerde sosyo-ekonomik zorluklar nedeniyle bu oran daha düşüktür. Ancak yine de, içsel huzur ve sakinlik, zorluklara rağmen yüksek düzeylerde rapor edilmiştir.

Sonuç olarak, denge ve uyum evrensel değerlere sahip kavramlardır, fakat kültürel bağlamlara göre farklı şekillerde deneyimlenmekte ve ifade edilmektedir.

Tartışma

Bu araştırma, denge ve uyumun küresel ölçekte iyi oluşun merkezinde yer aldığını güçlü biçimde göstermektedir. Bulgular, insanların büyük çoğunluğunun hayatlarını dengede gördüğünü, içsel huzur hissettiğini ve sakinlik deneyimlediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, birçok insan heyecan verici bir yaşamdan ziyade sakin bir yaşamı tercih etmektedir. Bu durum, denge/uyumun yalnızca bazı kültürlere özgü kavramlar olmadığını, evrensel olarak önem taşıdığını doğrulamaktadır.

Araştırma aynı zamanda, denge/uyumun yaşam memnuniyeti ve duygusal deneyimlerle anlamlı şekilde ilişkili olduğunu göstermiştir. Bu kavramlar, insanların günlük yaşamlarında hissettikleri pozitif duyguları artırmakta, negatif duyguları ise azaltmaktadır. Dolayısıyla denge/uyum, yalnızca teorik düzeyde değerli kavramlar olmakla kalmamakta; aynı zamanda insanların öznel iyi oluşlarını doğrudan etkileyen temel süreçler olarak işlev görmektedir.

Bununla birlikte, kültürel farklılıklar da belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Örneğin, Doğu Asya’da denge/uyum kavramları tarihsel ve felsefi geleneklerle daha çok uyumlu bulunurken, Batı’da ise bireysellik, dinamizm ve yenilik arayışı daha ön planda olmuştur. Latin Amerika’da mutluluk daha çok pozitif duygularla bağlantılıyken, Afrika’da zorluklara rağmen yüksek seviyelerde içsel huzur rapor edilmiştir. Bu çeşitlilik, denge/uyumun evrensel öneme sahip olmakla birlikte bağlama duyarlı biçimde deneyimlendiğini göstermektedir.

Son olarak, bu çalışma, denge ve uyumun ölçülmesine yönelik küresel verilerin ilk kez geniş çapta toplanmış olması açısından da önemlidir. Bu veriler, ilerleyen yıllarda yapılacak araştırmalar için sağlam bir temel sağlayacak ve iyi oluşun daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunacaktır.

Sonuç

Bu bölümde sunduğumuz analiz, denge ve uyumun küresel ölçekte insanların iyi oluşu için temel unsurlar olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, dünyanın farklı bölgelerindeki insanların büyük çoğunluğunun hayatlarını dengeli gördüklerini, içsel huzur hissettiklerini, sakinlik deneyimlediklerini ve çoğunun da sakin bir hayatı tercih ettiklerini göstermektedir.

Bu sonuçlar, iki ana hipotezimizi desteklemektedir:

  1. Denge ve uyum insanlar için önemlidir.

  2. Denge ve uyum, iyi oluşun merkezindeki dinamiklerdir.

Ayrıca, bu kavramların yalnızca belirli bir kültüre özgü olmadığını, evrensel değer taşıdıklarını da göstermektedir. Bununla birlikte, farklı bölgelerde ve kültürlerde, denge ve uyumun nasıl deneyimlendiği ve ifade edildiği konusunda çeşitlilik vardır. Bu, gelecekteki araştırmalarda kültürel bağlamın daha derinlemesine incelenmesini gerekli kılmaktadır.

Sonuç olarak, denge ve uyumun küresel olarak ölçülmesi ve anlaşılması, iyi oluş çalışmalarına yeni bir boyut kazandırmaktadır. Bu kavramlar, yalnızca mutluluğun tanımlanmasında değil, aynı zamanda daha sağlıklı toplumların inşasında da rehberlik edebilecek potansiyele sahiptir.

Kaynakça

*Helliwell, J. F., Layard, R., Sachs, J. D., De Neve, J.-E., Aknin, L. B., & Wang, S. (Eds.). (2022). World Happiness Report 2022. Sustainable Development Solutions Network. https://worldhappiness.report

*Lomas, T., Lai, A. Y., Shiba, K., Diego-Rosell, P., Uchida, Y., & VanderWeele, T. J. (2022). Insights from the first global survey of balance and harmony. In J. F. Helliwell, R. Layard, J. D. Sachs, J.-E. De Neve, L. B. Aknin, & S. Wang (Eds.), World Happiness Report 2022 (pp. 129–152). New York: Sustainable Development Solutions Network.

Yazarlar:

Tim Lomas – Harvard T. H. Chan School of Public Health & Human Flourishing Program, Harvard University

Alden Yuanhong Lai – Assistant Professor, New York University

Koichiro Shiba – Harvard T. H. Chan School of Public Health

Pablo Diego-Rosell – Senior Researcher, The Gallup Organization

Yukiko Uchida – Professor, Kyoto University

Tyler J. VanderWeele – Professor of Epidemiology, Harvard T. H. Chan School of Public Health & Director, Human Flourishing Program, Harvard University, Lomasetal.2022-Balance and harmony

Bir yanıt yazın