Felsefi Psikoloji-1: Her İnsan Değerli Olmak İster
Her insan değerli olmak ister. Ancak değerli olmanın yolu konusunda birçok insan yanılgı içindedir. “Değerli olmaya çabalamak” ile “değerli olduğunu bilmek” arasında derin bir uçurum vardır.
Değerli olduğunu bilen insanlar, neyin değerli, neyin değersiz olduğunu da bilirler ki bu aslında çok basittir. En üstte tuttuğumuz şeylerdir değerler; yani bir şeyi en üstte tutuyorsak, o değerdir. Bu da erdemlerdir, ahlaki duruştur, ilkeli tavırdır. Herkesin üzerinde ittifak ettiği ortak değerlerdir. Yani en adaletsiz insan bile adaleti ister. Hırsız bile hırsızlığın iyi bir şey olduğunu söylemez. Bu bağlamda doğru davranmak, kişinin kendisiyle uyumunu gösterecektir. Kişinin kendisiyle uyumunu bozan şey, değere aykırı davranmaktır. Burada davranışlarımızın ölçüsü değerlerdir. Bu değerler hem bizde mevcuttur hem de insanlık tarihi boyunca alkışlanmıştır; adalet alkışlanmıştır, ahde vefa alkışlanmıştır, sözünde durmak alkışlanmıştır. Dolayısıyla aslında kendi özümüzde bulunan temele yaslanırsak, bu temele yaslandığımız oranda hem daha huzurlu oluruz, hem de ilişkilerimiz daha sağlıklı olur. Bu olursa hayata taktiklerle bakmayız; ki bu durum, derin bir kompleksin belirtisidir—kötü anlamda bir kompleksin. Elbette komplekslerin hepsi kötü değildir; bunu bir başka yazıda dile getireceğim inşallah.-
Değere uygun davranmakla insan hem kendinin değerli olduğunu bilir hem de değerli hisseder. Dolayısıyla ayrıca bir “değerli olma” çabası içine girmez; bunlar kendini bilen insanlardır. Fakat değerli olmaya çalışanlar, genelde bu değerler hiyerarşisini içselleştirememiş, kendilerini dışarıdan onaya muhtaç hissedenlerdir. Bu yüzden de sürekli bir ispat çabası içinde olurlar, başkalarının gözünde yer edinmeye çalışırlar. Sonuç olarak, bu çaba insanın kendini tanıma imkânını elinden alır.
Değerli olma çabası aslında sizin değersizlik duygusuna sahip olduğunuzu gösterir. Bunun için size yol gösterenler, “ulaşılmaz olmayı”, “kendini ağırdan satmayı” filan önerebilirler; bunları boş verin . İçinizden geldiği gibi davranın. İnsanları merkeze alarak bir değer kazanamazsınız. Kendinizi onun gözünde değerli görmek, kendinizi değerli gösterme çabanız, kendinizin herkesten daha değersiz olduğu zemininden beslenir ki bu çok ciddi problemler doğurur. Bu sefer yaptığınız her hamle, değerli olmak adına yaptığınız her hamle sizi daha da çürütecektir. Siz doğru olun, değerli olanı yapın. Doğru olanı yaptığınızda samimi dostlar etrafınızda bulunacaktır, hiç merak etmeyin. Ama siz kendinizi merkeze koyarak, her şeyin merkezine kendinizi oturtarak, ötekileri de manipülasyona açık insanlar gibi görmek ve hayata taktiklerle başlamak; bu, başlı başına ruhsal problemleri tetikler. Sakın buna yeltenmeyin.
Unutmayın ki sizi değerli kılan, başkalarının size bakışı değil; değere uygun davranıp davranmadığınızdır. Değere uygun davranmaya yöneldiğinizde, sizi birilerinin onaylaması ya da onaylamaması çok anlam ifade etmez. Yani mesele birilerinin onaylaması değildir; siz değere uygun davranırsanız, insanlık sizi onaylıyor demektir. İnsanlığın onayı, yani insanlık değerlerinin onayı—ki bu değerler binlerce yıllık bir geçmişe dayanır—ile kendisiyle problem yaşadığınız ya da kendinizi ondan daha aşağı gördüğünüz insanların sizi onaylaması arasında çok derin bir fark vardır. Bunu anlamak zorundasınız.Yani, taktiksel olarak davranmaya başladığınızda bu, sıkıntı doğurur. Örneğin “ulaşılmaz olursam bana daha çok değer verirler” gibi düşüncelerle hareket ettiğinizde ruhsal rahatsızlıkların kapısını açmış olursunuz.
Oysa mesele çok basittir. Siz doğru olanı yapın. Doğru olanı yaptığınızda, kendinizle ilişkiniz daha sağlıklı olacaktır. Kendinizle ilişkiniz sağlıklı olursa, başkalarıyla olan ilişkiniz de sağlıklı olacaktır.
