İLİŞKİLER YA DA BİR TÜR GEÇ KALMIŞLIK BENİMKİSİ
İnsan ilişkileri konusunda çok beceriksiz olduğumu düşünmekteyim. Etrafımda akan dünyanın o kadar çabuk değişiyor oluşuna bir tür geç kalmışlık benimkisi..
Öğrencin öğretmen oluyor sen hala öğrencin gibi davranıyorsun, sen akademik kariyer sahibi oluyorsun hala öğrenci gibi davranıyorsun..Fakirdir zengin oluyor, köylüdür kente geliyor..Statüler. kariyerler, konumlar durumlar değişiyor..Sen bu değişen şeylerin aslında önemsiz olduğunu düşünüyorsun…Değişmeyen üzerinden ilişkilerini yürütüyorsun ..Üniversite yıllarında kol kanat gerdiğin adam Profesör olma yolunda engelsiz ilerliyor ve senin hakkında söylediklerini duyuyorsun “kendini hala abi sanıyor”
Evet kendimi hala “abi” sanıyorum… İşte geç kalmışlık dediğim bu. Kendimi hala bu çok önemli insanlar arasında(!) önemli biri sayıyorum… Oysa adam benden daha önemli olmuş ama ben onu göremiyorum “bizim falanca” diyorum yine şefkatle bu insanlara.
“Sizi çok seviyoruz” diyor beriki. ‘Seviyoruz’ sözünü ciddiye alıyorum..Ama ciddiye almak bile bir tür geç kalmışlık; anlıyorum..Ciddiyet, anlık duygulanımları omuzlayacak bir durum değil. Bu durumda sevmek ifadesinin de ilişkileri betimlemede anlamsız olduğu hissi kuşatıyor beni..Seviyoruz sözüne karşılık gelen bir ciddiyet göremiyorum..Hatta bu sözü ciddiye almamın hayretle karşılandığı durumlar yaşıyorum..Sevmenin de sevilmenin de bedelinin ağır olduğunu düşünüyorum..
Aşk ismi taşıyan kitapların çoğalmasının aşk ve ilişkilerle ilgili ciddi sıkıntıların göstergesi olduğunu düşünüyorum..
Haz üzerine, fayda üzerine kuruluyor ilişkiler..Oysa bunlar değişen ve görece..Bunlar üzerine ilişki kurulamayacağını herkes biliyor aslında…Birbirlerine yalan söyleyerek birbirlerine numara yaparak yaşayıp gidiyor bir çoğu…
İlişkiler değişen şeyler üzerine değil değişmeyenler üzerine kurulur..Benim geç kalmışlığım bu…Sevmiyorsanız seviyorum demeyin..Seviyorsanız numara yapmayın.. Düşmanınız bile olsa ilkeli davranın …….
ihdinassırtelmustakim
