İsrail ve 11 Eylül (Israel and 9/11) ATLANTİK SİYONİZMİNİN YÜKSELİŞİ (THE RISE OF ATLANTIC ZIONISM)
Kitap Hakkında
Bu kitap, yazarın Kasım 2018’de attığı bir Twitter tweet’inde ifade ettiği “İkiz Kuleler’i Suudiler değil, ABD hükümetindeki Siyonistlerin yardımıyla İsrailliler yıktı” beyanı üzerine başlayan akademik bir tartışmadan doğmuştur. 2012 yılına kadar Sussex Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler profesörü olan yazar, üniversite tarafından kendisine açılan soruşturmanın ardından emeritus (emekli profesörlük) unvanından feragat etmiştir. Yazar, mevcut kitabın genişletilmiş bir versiyonu olan 38 sayfalık bir makale ile bu beyanını savunmuştur.
Kees van der Pijl, Sussex Üniversitesi’ndeki Uluslararası İlişkiler profesörlüğünden ayrılmasına yol açan tartışmalı tezlerini derinleştirdiği bu eserinde, 11 Eylül saldırılarını münferit bir terör eyleminden ziyade küresel politikaları dönüştüren karmaşık bir “sistem olayı” olarak ele alır. Yazar; ABD’deki neo-konservatif stratejiler, Wolfowitz Doktrini ve Orta Doğu’daki jeopolitik çıkarların onlarca yıllık bir süreçte nasıl ortak bir zeminde buluştuğunu inceler.
Kitabın ana eksenini, İsrail’in bölgedeki savaş stratejilerinin ABD öncülüğündeki “Terörle Mücadele” konseptine dönüştürülmesi ve Atlantik Siyonizmi olarak adlandırılan yapının sermaye, istihbarat ve medya ağları üzerinden küresel kapitalizmle bütünleşmesi oluşturur. Van der Pijl, 11 Eylül sürecini ve sonrasındaki küresel güvenlik politikalarını eleştirel bir perspektifle masaya yatırarak, Batı’nın militarize yönetişim biçimlerinin günümüzdeki sınırlarına ve meşruiyet krizlerine dikkat çeker.
ANA TEZLER:
Sistemik Olay Olarak 11 Eylül: 11 Eylül; farklı stratejileri ve çıkarları (Rumsfeld ve Cheney’nin Watergate sonrası emperyal başkanlığı, Wolfowitz’in ABD askeri üstünlüğü doktrini ve İsrail adına yürütülen fiili Terörle Mücadele) birleştiren bir “sistem olayı” idi. Bu planların nispeten tutarlı bir bütün haline gelmesi onlarca yıl almıştır.
Tarihsel Arka Plan: İsrail’in Filistin’in yerli halkıyla (ve komşularıyla) devam eden çatışması, Hristiyan toplumunda yaşayan Yahudilerin tecrit ve zulüm görme tarihine dayanmaktadır. Siyonizm, İngiliz emperyalizmi tarafından benimsendikten sonra başlangıçtaki marjinal konumundan sıyrılmış; İngiltere’nin hamiliğini daha sonra (İsrail’e atom bombasını veren) Fransa ve JFK’nin ölümünün ardından Amerika Birleşik Devletleri devralmıştır.
“Terörle Mücadele” Konsepti: İsrail yönetimi, Arap komşularına karşı yaptığı dört sa
vaştan sonra, bundan böyle savaşlarının ABD tarafından bir “Terörle Mücadele” adı altında yürütülmesini teklif etmiştir. Üst düzey iki ABD-İsrail konferansı, başlangıçta yeni Soğuk Savaş’ın bir parçası olarak tasarlanan böyle bir savaşı meşrulaştırmak için terörist bir “Büyük Patlama”nın (Big Bang) gerekli olduğu konusunda uzlaşmaya varmıştır.
Atlantik Siyonizmi ve Medipolü: Atlantik Siyonizmi, İsrail’in ABD’ye yaptığı yatırımlar temelinde ortaya çıkmış ve çağdaş kapitalizme yön veren BT, istihbarat ve medya sektörlerinin Siyonist profilini güçlendirmiştir. Jeffrey Epstein, bu süreçte ve Siyonizm’in 1990’lardaki modernleşmesinde kilit bir aracı olmuştur. Komünizmin sona ermesiyle birlikte, ABD’nin Atlantik eksenindeki ayrıcalıklı ortağı olan Batı Avrupa’yı marjinalleştirmiştir.
Sahte Bayrak Operasyonları: İsrailli ajanlar ve ABD’deki Siyonistler, ABD’deki sivil ve askeri makamlar tarafından kullanılan bilgisayar programlarına sızarak (Robert Maxwell ve diğerleri aracılığıyla), patlayıcılar yerleştirerek ve Arap figüranlar hazırlayarak 11 Eylül hedeflerini hazırlamışlardır. Ayrı bölümlerde Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon saldırıları sahte bayrak (false flag) operasyonları olarak ele alınmaktadır.
Mevcut Durum: Terörle Mücadele İsrail’in düşmanlarını yok etmiş, iç hatlarda ise hakları geriletmiştir. “Terörizm”, muhaliflere karşı kullanılan bir uzaktan kumanda mekanizmasına dönüşmüştür. Kitap, Fransa’daki Charlie Hebdo saldırısı ve devamı da dahil olmak üzere birkaç örneği detaylandırmaktadır. Ancak bugün Batı’nın askerileştirilmiş küresel yönetimi, Basra Körfezi’nde, BRICS bloğunda ve İsrail’in saldırganlık, etnik temizlik ve soykırım suçları biriktikçe Siyonizm’in meşruiyet kaybında sınırlarına ulaşmaktadır.
YAZAR HAKKINDA:
Kees van der Pijl (d. 1947), Leiden Üniversitesi’nde hukuk ve siyaset bilimi eğitimi aldı. Amsterdam Üniversitesi’nde ve 2000-2012 yılları arasında İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler dersleri verdi. Sussex’te Bölüm Başkanı ve Küresel Siyasi Ekonomi Merkezi Direktörü olarak görev yaptı. Hollanda’da yeniden tırmanan faşizme karşı iki kuruluşa başkanlık etti (2013-2020).
Van der Pijl, derleme ciltler ve dört kurgu eser de dahil olmak üzere yaklaşık 20 kitap yayımladı. Adını The Making of an Atlantic Ruling Class (Verso 1984, yeniden basım 2012) ile duyurdu. Google Scholar’a göre en çok atıf alan eseri Transnational Classes and International Relations (Routledge 1998) kitabıdır. Sussex’teki süresi boyunca Leverhulme Büyük Araştırma Bursu’na layık görüldü ve 2008’de Modes of Foreign Relations and Political Economy üçlemesinin ilki olan Nomads, Empires, States (Pluto Press 2007-2014) ile Deutscher Anma Ödülü’nü aldı.
Eserleri, States of Emergency: Keeping the Global Population in Check (Flemenkçe, Almanca, İngilizce, Fransızca ve İtalyanca) kitabını yayımladığı Kovid krizi döneminde daha geniş çapta tanındı. Ayrıca, Malezya Havayolları MH17 sefer sayılı uçuşunun düşürülmesini bir prizma olarak kullanarak ABD’nin Ukrayna’da iktidarı ele geçirmesi ve NATO vekalet savaşı üzerine bir kitap yazdı. Bu eser ilk olarak 2017’de Manchester University Press’te yayımlandı ve ardından Almanca, Rusça, Portekizce, Flemenkçe ve Lehçeye çevrildi.
Sayın Van der Pijl Amsterdam’da yaşamaktadır.
